EL BASİR: O, (c.c.) HER ŞEYİ GÖRÜR

Haftanın Vaazı.. 07.08.2026 tarihli; "El Basir: O, (c.c.) Herşeyi Görür" konulu Haftanın Vaazı sitemize yüklenmiştir..

El Basir: O, (c.c.) Her Şeyi Görür

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Sinelerin en gizli hazinelerini ve kalplerden geçen fısıltıları dahi hakkıyla bilen İlim sahibine; en kısık sesle edilen duaları ve yakarışları eksiksiz işiten Semi’ olan Yüce Rabbimize; karanlık gecede siyah taşın üzerindeki karıncanın yürüyüşünü ve gözlerin haince bakışlarını dahi gören Basar sahibi Allah’a sonsuz hamd ve senalar olsun!

Rabbimizin her an kendisini gördüğünün, işittiğinin ve bildiğinin idrakiyle bir ömür ihsan makamında yaşayan Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.); O’nun pak, tertemiz ailesine; gökteki rehber yıldızlar misali insanlığa yol gösteren, vefa pınarı ashabına salât ve selâm olsun!

Aziz Müminler!

Bugün sohbetimizde Yüce Allah’ın her şeyi eksiksiz gördüğünü ifade eden Basar sıfatını idrak etmeye çalışacağız. Fakat bilmeliyiz ki gören Allah, aynı zamanda duyan Semi' ve kalplerin özünü bilen Alîm'dir; bu üç yüce sıfat, kulun hayatında ayrılmaz bir kulluk bilinci inşa eder.

1. Keyfiyetten Münezzeh Yüce Sıfatlar Sahibinden İnsana Lütfedilen Beşerî Güzel Özellikler: Görme, İşitme, Bilme ve İhsan Makamı

Yüce Rabbimiz insanı yaratılmışların en şereflisi kılmış, mahiyeti tamamen farklı olsa da kendi sıfatlarına benzer sıfatlar bahşetmiştir. O Alîm’dir; insana ilim ve akıl vermiştir. O Semi’dir; insana işitecek kulak ihsan etmiştir. O Basîr’dir; insana hakikati görecek gözler vermiştir. Sadece bu husus göz önüne alınsa bile Allah’ımızın insana verdiği değeri anlamak için yeterlidir.

Bize düşen en temel görev, bu lütufların şuurunda olarak Rabbimize karşı "İhsan" halinde yaşamaktır. Nitekim Efendimiz (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif buyurmuştur:

« أَنْ تَعْبُدَ اللهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ »

"İhsan; Allah’ı görüyormuş gibi O’na kulluk etmendir. Sen O’nu görmesen de O seni mutlaka görmektedir."

Kıymetli Kardeşlerim!

Bize yakışan; ticaretimizde, ailemizde, yalnızlığımızda, kimsenin olmadığı zannedilen yerde ya da takma isimlerle girilen sosyal medyada da kısacası hayatımızın her anında Rabbimizin bizi gördüğü, işittiği ve bildiği şuuruyla hareket etmektir. Niyetlerimizi temiz tutmak Alîm sıfatına; dilimizi gıybet ve yalandan korumak Semi’ sıfatına; gözümüzü haramdan sakınmak ise Basîr sıfatına muvafık bir duruş sergilemektir.

2. Nimetin Şükrü ve İhmalin Dehşetli Akıbeti

Değerli Müslümanlar!

İnsana verilen göz, kulak ve akıl sadece birer lütuf değil, aynı zamanda omuzlarımıza yüklenmiş ağır birer emanettir. Bu emanetlerin hakkını vermek, onların şükrünü eda etmektir. Ancak bu nimetler hakikat yolunda kullanılmazsa, ahiretteki karşılığı dehşet vericidir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, dünyada hakikate gözlerini kapatanların ahiretteki halini şöyle haber veriyor:

« قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِي أَعْمَى وَقَدْ كُنْتُ بَصِيرًا ۞ قَالَ كَذَلِكَ أَتَتْكَ آيَاتُنَا فَنَسِيتَهَا وَكَذَلِكَ الْيَوْمَ تُنْسَى »

"O gün insan: 'Rabbim! Ben dünyada gören bir kimseydim; beni niçin kör olarak haşir ettin?' der. Allah da buyurur ki: 'İşte böyle! Sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun, görmezden geldin. Bugün de sen işte öyle unutulur, bir kenara atılırsın!'" (Tâhâ, 125-126)

Görüyor musunuz aziz kardeşlerim?

Daha cehenneme girmeden, mahşer meydanında başlayan bir cezadır bu! Dünyada Allah’ın ayetlerine kör ve sağır davrananlar, ahirette de kör olarak diriltileceklerdir. Bize düşen, bu uyarıdan ibret alıp gözümüzü ve kulağımızı hakkın hizmetine vermektir.

3. Görülen, İşitilen ve Bilinen Bir Ömrün Hesabı

Aziz Kardeşlerim!

"Allah bizi görüyor, işitiyor ve biliyor" düsturu zihinsel bir bilgiden ibaret değildir. Bu hakikat, doğrudan bir hesap uyarısıdır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

« إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا »

"Şüphesiz kulak, göz ve kalp; bunların hepsi yaptıklarından sorumlu tutulacaktır." (İsrâ, 36)

Bizler attığımız her adımda, söylediğimiz her sözde şu soruları kendimize sormak zorunda değil miyiz?

"Şu an konuştuğum sözü Rabbim işitiyor; yarın bunun hesabını verebilir miyim?"

"Şu an baktığım haramı Rabbim görüyor; yarın O'nun huzurunda nasıl yüzüm olur?"

4. İlahi Kuşatıcılığın Sığınağı: "Yalnız Değilim, Rabbim Var!"

Sevgili Müminler!

Ancak bu sıfatlar sadece bir korku unsuru değildir. Aksine mümin için en büyük güven, huzur ve tevekkül sığınağıdır.

"Rabbim beni görüyor, işitiyor ve biliyor" diyen bir mümin bilir ki: O yalnız değildir!

Dünya üzerine gelse, dertlerini kimse anlamasa bile; onun halini bilen Alîm, dualarını işiten Semi’, çektiği sıkıntıları gören Basîr bir Rabbi vardır.

Musa (a.s.) önünde deniz, arkasında Firavun’un ordusu varken yanındakilerin çaresiz feryadına karşılık ne demişti?

« كَلَّا إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهْدِينِ »

"Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, O bana yol gösterecektir!" (Şuarâ, 62)

Bizi gören ve işiten bir Rab varken sahipsiz kalmaktan, muhtaç olmaktan korkulur mu hiç? Bizlere düşen, tasalarımızı ve dertlerimizi Yüce Mevla’ya devredip tam bir tevekkülle O’na sığınmaktır.

5. Zulümler Karşısında Emniyet Subabı: İlahi Adalete İtimat

Kıymetli Müslümanlar!

Dünyada cereyan eden zulümler, haksızlıklar karşısında bazen gücümüz yetmez, çaresiz kalırız. İşte burada Allah’ın gören ve işiten olduğunu bilmek insanı cinnetten, haddi aşmaktan ve fütursuzca helak yollarına girmekten korur.

Mümin der ki: "Benim gücüm yetmedi ama gören ve işiten Rabbimin adaleti şaşmaz. Hiçbir zulüm oldu bittiye gelmeyecektir." Nitekim Kur'an-ı Kerim bizleri şöyle teselli eder:

« وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ »

"Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." (İbrahim, 42)

Bize düşen; meşru dairede mücadele etmek, gücümüzün bittiği yerde ise işi Ahiretin ve İlahi Adaletin sahibine havale etmek, islama uymayan taşkınlıklar yapmamak, çılgınca davranmamaktır.

6. Ekranların Arkasındaki İmtihan: Gayb ve Şehadet Eşitliği

Aziz Müminler, Sevgili Gençler!

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizlere şu evrensel ölçüyü vermiştir:

« اِتَّقِ اللهَ حَيْثُمَا كُنْتَ »

"Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın!" (Tirmizî, Birr, 55)

Günümüzde tenhalık anlayışı değişmiştir. Artık cep telefonlarının, internetin ve sosyal medyanın başında yalnız kalıyoruz. İnsanların görmediği, sahte profillerin arkasına saklanıldığı anlarda Allah’ın haramlarını çiğnemek büyük bir gaflettir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tenhalarda işlenen günahların ibadetleri nasıl heba ettiğini şöyle haber verir:

« لَأَعْلَمَنَّ أَقْوَامًا مِنْ أُمَّتِي يَأْتُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِحَسَنَاتٍ أَمْثَالِ جِبَالِ تِهَامَةَ بِيضًا فَيَجْعَلُهَا اللهُ عَزَّ وَجَلَّ هَبَاءً مَنْثُورًا »

قَالَ ثَوْبَانُ: يَا رَسُولَ اللهِ صِفْهُمْ لَنَا، جَلِّهِمْ لَنَا أَنْ لاَ نَكُونَ مِنْهُمْ وَنَحْنُ لاَ نَعْلَمُ؟

« أَمَا إِنَّهُمْ إِخْوَانُكُمْ وَمِنْ جِلْدَتِكُمْ وَيَأْخُذُونَ مِنَ اللَّيْلِ كَمَا تَأْخُذُونَ، وَلَكِنَّهُمْ قَوْمٌ إِذَا خَلَوْا بِمَحَارِمِ اللهِ انْتَهَكُوهَا » قَالَ:

"Ben ümmetimden birtakım insanları bilirim ki, kıyamet gününde Tihame Dağı kadar hayır ve sevaplarla gelirler. Fakat Yüce Allah onların bu sevaplarını saçılmış toz zerrelerine çevirir!"

Hz. Savbân sordu: "Ey Allah’ın Resûlü! Onları bize vasfet ki bilmeyerek onlardan olmayalım!"

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Onlar sizin din kardeşlerinizdir, sizin gibi gece ibadet de ederler. Fakat yalnız kaldıklarında (insanların görmediği yerlerde) Allah’ın haram kıldığı şeylerle baş başa kalınca o haramları fütursuzca işlerler!"

(İbn Mâce, Zühd, 29)

Büyüklerimiz ne güzel söylemiştir: "Kulun insanların içindeki hali ile yalnızlıktaki hali bir değilse, orada gizli bir nifak var demektir." İnsanların içinde gösterdiğimiz edebi, klavye başında ve ekran karşısında da göstermemiz gerekmez mi?

7. Korkunun Ötesindeki Kulluk: Hayâ, Şükür ve İhsana İhsanla Karşılık

Cemaat-i Müslimîn!

Kulluğun en üst mertebesi, sadece cehennem korkusuyla değil; Allah’tan utandığı için (hayâ) ve O’na minnet duyduğu için (şükür) isyandan kaçınmaktır.

Efendimiz (s.a.v.) gece ayakları şişene kadar ibadet ettiğinde, Hz. Âişe Annemizin "Geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde neden kendine bu kadar zahmet veriyorsun?" sorusuna şu cevabı vermişti:

« أَفَلَا أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا »

"Ey Âişe! Ben Allah’a çok şükreden bir kul olmayayım mı?" (Buhârî, Tefsîr, 48/2)

İşte kâmil mümin; Rabbim beni görürken,işitirken, bilirken nasıl olurda O’nun verdiği gözle harama bakarım, verdiği kulakla haram dinlerim, O, benim kalbimin derinliklerini bilirken nasıl kötü ahlaklar edinirim diyerek utanır.

Öte yandan Rabbimiz bizlere bir başarı, servet veya makam nasip ettiğinde, Kendi varlığını gizleyip övgüleri bize yaptırarak kuluna ihsanda bulunur. Peki bu ilahi ihsana karşı kula düşen nedir?

« هَلْ جَزَاءُ الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ »

"İyiliğin (ihsanın) karşılığı, ancak iyilik (ihsan) değil midir?" (Rahmân, 60)

Rabbimizin bu ihsanına karşılık mümin, gurura kapılmayıp kendisini geriye çeker ve "Rabbim ikram etti, Rabbim lütfetti" diyerek Rabbini öne çıkarır. İhsana ihsanla mukabele etmenin bir anlamı da budur!

8. Görmenin ve İşitmenin Hakikatine Ermek (Sonuç)

Aziz Kardeşlerim!

Sonuç olarak; dünyadaki görme yetimiz , işitme yetimiz ve ilmimiz fani şeylerde boğulmak için değildir. Bizler dünyadaki bu yetilerimizi ahiretteki hakiki görme, işitme ve bilmeye hazırlamakla mükellefiz.

Bizim görme yetimiz, ahirette Rabbimizin Cemâlini görme nimetine kavuşmak içindir:

« وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ ۞ إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ »

"O gün birtakım yüzler ışıl ışıl parlayacak, Rablerine bakacaklardır." (Kıyâme, 22-23)

Bizim işitme yetimiz, cennette Yüce Yaratıcı'nın kelamını bizzat işitmek içindir:

« سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحِيمٍ »

"Çok merhametli olan Rabden bir söz olarak onlara 'Selâm' vardır." (Yâsîn, 58)

Bizim ilmimiz, Allah’ı bilmeye ( marifetullah ) yöneldiği zaman gerçek anlamını ve ulviliğini bulur!

Dua:

Yüce Rabbimiz! Bizleri dünyada Semi’, Basîr ve Alîm sıfatlarının şuuruyla yaşayan; açıkta ve gizlide Kendisinden haya eden; ahirette ise mübarek Cemâlini gören ve Selâm hitabını işiten bahtiyar kullarından eyleşin. Amin.

VAAZI İNDİR 

HAZIRLAYAN: İbrahim AKMEŞE/ Hendek İlçe Vaizi