RAMAZANI KARŞILAMANIN ÜÇ ADIMI: BEDEN, ZİHİN ve KALP

Haftanın Vaazı.. 13.02.2026 tarihli: "Ramazanı Karşılamanın Üç Adımı: Beden, Zihin ve Kalp" Konulu Haftanın Vaazı sitemize yüklenmiştir..

Ramazanı Karşılamanın Üç Adımı: Beden, Zihin ve Kalp

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمْ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Muhterem Kardeşlerim;

Her sene tam vaktinde, tekrar gelip, bizi yoklayan ve şefkatle saran merhametli bir anne gibidir Ramazan ve Oruç!

اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِى رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَان 

"Allah’ım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl, bereketli eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır!" (Taberani, el-Mu'cemü'l-evsat, IV. 189) duasının tecelli ettiği günlere kavuşuyoruz.

Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların manen bağlandığı bir huzur dönemine giriyoruz. Sevgili peygamberimiz öyle buyuruyorlar;

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ :أَتَاكُمْ رَمَضَانُ شَهْرٌ مُبَارَكٌ فَرَضَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْكُمْ صِيَامَهُ تُفْتَحُ فِيهِ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَتُغْلَقُ فِيهِ أَبْوَابُ الْجَحِيمِ وَتُغَلُّ فِيهِ مَرَدَةُ الشَّيَاطِينِ

"Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema (cennet) kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır. (Nesai, Sıyam, 5)


Hani gönül dostu demiş ya;


Ramazandır bugün cânâ mü’minler Şâdumân oldu

Açıldı bâb-ı rahmetler bize dâru’l-eman oldu. (Alvarlı Muhammed Lütfi)


“Ey benim canım! Bugün Ramazandır. Müminler mutlu oldu. Rahmet kapıları açıldı. Ramazan bizim için sığınılacak bir kapı oldu” dediği mübarek mevsim… 


Hakkıyla idrak edenlerin büyük bir müjde ile onurlandırıldıkları zaman dilimi!


عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ 

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim inanarak ve karşılığını yalnızca Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, iman, 28)


Muhterem Kardeşlerim;

Hayatımızdaki pek çok şeyi yapabilmek, başarabilmek için hazırlık yaparız. Şöyle bir düşünelim;

Sünnet olduk sünnet yaptık, ailemiz ve biz hazırlık yaptık.

Okula giden yavrumuz için tatlı, heyecanlı hazırlık yaptık.

Derslerimizde başarı için sınavlara hazırlık yaptık.

Askere gittik veya çocuğumuzu gönderdik. Biz de anne babamız da hazırlık yaptık.

Kızımızı, oğlumuzu evlendireceğiz yine hazırlık!

Memlekete veya tatile gidip geleceğiz yine hazırlık!

Dikkatinizi çekmiştir! Hayatınızda hazırlık yaptığınız şeyin değeri arttıkça o şeye hazırlık ta o derece geniş kapsamlı oluyor.

Manevi hayatımızda da yaptığımız hazırlıklar var; Namaza hazırlık, Hac veya Umreye Hazırlık, Oruca hazırlık ve en nihayetinde Ahirete hazırlık! 

Bir yıldır görmediğimiz ama çok sevdiğimiz yakınımız gelecek olsa nasıl telaşlanıyoruz? Orucu da buna benzetebiliyor muyuz?

Üst düzey birisi evimize misafir olacak olsa günlerce hazırlık yaparız. Nelerden hoşlanır, nasıl memnun ederek uğurlarım telaşı sarar içimizi!

11 ayın sultanı misafir oluyor. Hiç hazırlık yapmadan olur mu?

Ramazan için maddi hazırlık yapıyoruz, ev temizliğinden gıda tedarikine kadar tedbirliyiz. Ramazan ayının gölgesinin üzerimize düştüğü bu günlerde manevi hazırlığımız ne durumda, ne kadar?

Elimizi kolumuzu sallayarak mı gireceğiz? 30 gün az bir zaman dilimi değil!

Unutmayın! Misafirinize verdiğiniz değer ölçüsünde karşılar ve uğurlarsınız. İnsan sevdiği ile beraberken, vakit nasıl da geçiveriyor, anlayamıyor değil mi?

Muhterem Müslümanlar;

Rabbimiz, emrettiği ve nehyettiği pek çok şeyde gerekçesini, illetini ve hikmetini emir ve yasakların hemen ardından ifade eder. Oruç ibadeti de bunlardan biridir ve ilgili ayetin son cümlesi oruç ibadetinden elde edilmesi gereken kazanımı da açıkça anlatır.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمْ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere yazıldığı, farz kılındığı gibi size de farz kılındı; umulur ki sakınırsınız, TAKVAYA erersiniz. (Bakara Suresi, 183)

ORUÇTA TAKVA NASIL GERÇEKLEŞECEK?

Hem şekil şartlarını hem de bu ibadetin hedef ve gayesini yerine getirerek…

Takva artınca ne olacak peki!

Bakara suresi 2. Ayette 

ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ

“Kendisinde hiçbir şüphe olmayan bu kitap, muttakiler, takva sahipleri için hidayettir.” Buyurulur.

Yani oruç tut ki takvan artsın. Takvan artsın ki Kur’an sana yol göstersin. Takva yoksa Kur’andan istifade etmek veya Kur’anın sana yol göstermesi çok zor.

Kur’an manen diyor ki, şu bedenini ikinci plana at aklını ve ruhunu besle! Nereyi beslersen orası gelişiyor çünkü!

Saygıdeğer Kardeşlerim; 

Bu prensipten hareket ederek;

Ramazanda yapacağımız ilk hayır; önce günahı terk etmek olmalıdır. Günahı terk etmek için de önce günah zeminlerinden uzak durmalıyız. Günah zemininden de uzak durmak için de üç şeyle aramıza mesafe koyacağız:

1- İnternet

2- Televizyon

3- Hedefsiz ve gayesiz insanlar

Bizim orucu tuttuğumuz gibi oruç da bizi tutacak. Kinden, nefretten, haramdan uzak duracağız. Yeme-içme orucu tutmak kolay olsa gerek; kibir, haset, nefret, öfke ve şiddet orucu tutmak çok daha zor. 

Tam da burada peygamberimizin şu hadis-i şerifleri hemen aklımıza geliyor:

رُبَّ صَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِهِ إَّﻻ الْجُوعُ. وَرُبَّ قَائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ قَيَامِهِ إَّﻻ السَّهَرُ

“Nice oruç tutanlar var ki, oruçlarından kendilerine açlık kalır. Nice namaz kılanlar vardır ki kıldıkları namazdan kendilerine kalan sadece yorgunluk ve uykusuzluktur. ” (İbn Mâce, Sıyâm, 21)

مَنْ لَمْ يَدعْ قَوْلَ الزُّورِ والعمَلَ بِهِ فلَيْسَ للَّهِ حَاجةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ  

“Kim yalan sözü ve yalanla hareket etmeyi bırakmazsa Allah’ın onun aç ve susuz kalmasına ihtiyacı yoktur.” (Tecrid-i Sarih, 902)

İnsan beden ve ruhtan meydana gelmiş. Ruhsuz bedenin bir ölü olduğunu biliyoruz. Oruç ibadetinin de bedeni ve ruhu var. Orucun bedeni, şekil şartlarının gerçekleşmesi, ruhu ise oruç ibadetinin hedef ve gayesinin elde edilmesidir.

Eliniz kirlendiğinde yıkarsınız, ayağınız kirlendiğinde yıkarsınız; yüreğiniz, aklınız, zihniniz kirlendiğinde ne yapacaksınız? Kirlilik manevi olunca ondan temizlenmek te manevi olacak.

Okuduğum Kur’an’dan zevk alamıyorsam, kıldığım namazdan şevk duyamıyorsam, tuttuğum oruç beni kemal basamaklarında yükseltmiyor, olgunlaştırmıyorsa bu benim zihnimin kirli olmasından kaynaklanıyor. Dünyanın en nefis yemeğini kirli bir kaba koyarak size ikram etmek gibi bir şey!

Kıymetli Kardeşlerim;

Ramazan ayı geldiğinde hemen hemen her yıl gördüğümüz Ramazan ve orucumuzun ruhunu alıp götüren olumsuzluklardan uzak durmaya gayret etmeliyiz. Müneccim değiliz ama önceki yıllardan tecrübelerimiz bunları dedirtiyor.

Birçok televizyon kanalına doluşacak olan Ramazan hocalarının! incir çekirdeğini doldurmayacak konuşmalarına şahit olacağız maalesef! Onların yerine 2 satır kitap okusanız yüzde yüz daha kârlı olursunuz. Ramazanda hangi “ekrana” odaklanayım yerine hangi “erkâna” odaklanayım dediğinizde bilinçlenmişsiniz demektir.

 Özellikle Ramazanın ilk günleri kilo verme uzmanlarının istilasına uğrayacağız. Sanki oruç tutmaktaki hedefimizin kilo vermek olduğuna bizi ikna edercesine! 

Ramazan gecelerini eğlence ile geçirmemiz teşvik edilecek. Pek çok kurum ve kuruluş ta bu anlayışa hizmet ederek vatandaşa hizmet ettiğini söyleyecek. Güya Osmanlı geleneği canlandırılacak, üç-beş kişi Osmanlı kıyafetleriyle ortada dolaşacak. Velhasıl Arabesk Ramazan, arabesk bir Din, arabesk bir Oruç, bilinçli veya bilinçsizce yapılan bir dejenerasyon yani yozlaşma…

Necip Fazıl,

Karagöz seyri değil Gözyaşı dökme ayı,

Bilinmezi bilirler Bilseler ağlamayı… 

Diyerek Ramazanın insana vermesi gereken duyguyu ifade etmiştir.

Yukarıda saydığımız olumsuz durumlardan kurtulmak için ne yapalım o zaman? Dediğinizi duyar gibiyim.  

RAMAZANDA NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ?

Ailemizde Ramazan gündemimiz var mı? Yoksa hemen planlayalım. Eşiniz ve çocuklarınızla Ramazan toplantısı yapabilirsiniz. Bu Ramazan bizim hayatımızda nelerin değişmesi lazım? Neleri arttıracağız, neleri azaltacağız? Bu dönemde ihtiyaç sahibi insanlara nasıl ulaşacağız? Bayrama ulaştığımızda neleri kazanmış olacağız? 

Diğer taraftan evlerimizi otel olmaktan çıkararak aile ortamı olduğunu hatırlayabiliriz.

Kur’an ile ilgimizi artırabiliriz. Manasını da anlayarak okuma alışkanlığı elde edebiliriz. Çünkü Ramazan ayı Kur’an ayı aslında… Rabbimiz;

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ Ramazan ayı ki: İnsanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran; apaçık kanıtları içeren Kur'an o ayda indirildi. (Bakara Suresi, 185) buyurarak Ramazanın kutsiyetini içinde Kur’anın indirilmeye başlanması olarak öne çıkarır.

Yeme içme alışkanlığımızı Müslümanlaştırabiliriz. Nasıl yani! mi diyorsunuz? Mükellef sofralarda tıksırıncaya kadar yemeyi maharet zannettik. Ama modern bilim insanları artık günün üçte ikisini aç geçirmenin ne kadar sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. 

Ramazan sofralarımız asli hüviyetini kaybetti maalesef. Kaç fakir ve yetimi sevindiriyor sofralarımız bir düşünelim?

Diğer taraftan açlık eksenli bir ibadet için Ramazan öncesi gıda yığmak ta şirazenin kaydığını gösteriyor.

İftar sofraları israf sofralarına dönüşürse (ki dönüşüyor) halimiz nice olacak.

Orucumuzu sakatlayacak, sevabını yok edecek, Yahudi’ye Siyonizme hizmet edecek şeyleri de tüketmekten kaçınalım. Bu bilince çok ihtiyacımız var. Müslüman akıllıdır. Bir yılan deliğinden 2 defa sokulmaz.

Nefsimizi cimriliğe karşı cömertlik konusunda eğitebiliriz. 

Sigara ve benzeri kötü alışkanlıklarımızdan kurtulabiliriz.

Çocuğunuz sizin orucunuza imrensin eşiniz orucunuza sevinsin. “Babamın, eşimin en güzel olduğu zaman oruçlu olduğu zaman” desin.

“Oruçluyum zaten, sinirlerim tepemde benim tepemi attırma” diyen anne ve babayı istemem. Siz ister misiniz?

Oruç tuttuğunda senin hakkında "bu şahıs oruç tuttuğunda barut fıçısı / pimi çekilmiş bomba gibi oluyor. Etrafa negatif enerji yayıyor, her an biriyle dalaşacakmış gibi duruyor" denilmesin. 

"Oruç tuttuğunda yüzünde gülücükler oluyor, etrafa neşe saçıyor, melekleşiyor" denilsin.

Anlatılan din değil, yaşanılan din değerlidir, anlamlıdır. Çocuklarınıza, eşinize anlatmaktan öte yaşayarak örnek olun. 

RAMAZANDAN NE BEKLİYORUZ?

Efendim, şöyle bir hikâye anlatılır;

Ayakkabı üreten bir şirket iki elemanını Afrika’ya pazar araştırması yapmak üzere gönderir. Bir zaman sonra elemanlardan biri patrona gelip şöyle der, “patron biz Afrika’ya ayakkabı falan satamayız. Çünkü adamlar ayakkabı giymiyor.

Diğer eleman gelir ve patrona “Efendim, Afrika’da kimsenin ayağında ayakkabı yok, oraya bir ayakkabı fabrikası açalım, göreceksin ciromuz iki, üç kat artacak. 

Görüldüğü gibi aynı olaya bakış farkı beklentinin de farklı olmasına sebebiyet verdi.

Bir şeye nasıl bakarsanız ondan o şekilde istifade edersiniz. Beklentiniz neyse ona göre hareket edersiniz. Ramazan da aynı, bakışınız ve beklentiniz ne ise kazancınız da odur.

Kilo vermek mi hedefiniz? Evet, Ramazanda yeme ve içmenizi düzene koyarak kilo verebilirsiniz ama hedefi takva olan bir ibadet ile günahlarınızı verip veremeyeceğiniz belli olmaz. Çünkü kilo vermek için oruç tutmakla oruç tuttuğu için kilo vermek arasında büyük fark vardır. Koskocaman bir niyet…

Ahlaki güzellikleri kuşanmak ve sonucunda Reyyan kapısından cennete girmek mi hedefiniz? İşte bu yılki Ramazan size gelmiş, sizi kuşatmış demektir. Hayırlı ve bereketli olsun.

Kaliteli ürün üretirseniz satma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamazsınız. Orucunuz zekâtınız ibadetiniz kaliteli olursa Allaha arz etmeniz de kolay olur.

Orucu nelerin bozduğuna dikkat ettiğimiz kadar insanlığımızı, Müslümanlığımızı, ahlakımızı nelerin bozduğuna odaklanırsak, ibadetler ile; bozulan, rotasını şaşıran insanlığımız için düzeltme adımımızı atmış oluruz. Çünkü Ramazan, insanı adam etmeye gelir. Ramazan, eksikleri tamamlamaya gelir. Ramazan, noksanlıkları gidermeye gelir. Ramazan, eskiyen şeyleri yenilemeye gelir.

Geçmişteki ramazanlara özlem duyarak “ah nerede o eski ramazanlar” demek yerine bu ramazanı en güzel şekilde nasıl ihya ederim” düşüncesinde olmalıyız.

Oruca niyet ederken aynı zamanda, kul hakkı yememeye, kamu hakkına azami dikkat etmeye, yalan söylememeye, sabırlı ve hoş görülü olmaya, gıybet, dedikodu ve iftira gibi kötü ahlaktan uzak durmaya da niyet etmeliyiz.

Oruç tutarken, aynı zamanda nefsimizi haramlardan, neslimizi kötülüklerden, bedenimizi günahlardan uzak tutmaya gayret edelim.

Unutmayalım ki şeytan çok akıllı ve tecrübeli bir varlık! Sizi oruçlu iken içkiye, kumara orucunuzu yiyerek ve içerek bozmaya davet etmez. Ama kul hakkı yemeye, eşinizle tartışmaya, haksızlık yapmaya, harama bakmaya, yalan söylemeye Gıybet ve dedikodu etmeye, kalp kırmaya, ahlaksız dizileri izlemeye kesinlikle davet edecek ve oruçtan elde etmeyi beklediğiniz manevi kazanımlarınızı yok etmeye çalışacaktır. Aman ha dikkatli, uyanık ve bilinçli olalım. 

اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ 

“Şeytan, sizin apaçık düşmanınızdır; öyleyse siz de ona düşman olarak muamele edin. O, kendisine tabi olanları, ancak, yakıcı ateşe mahkum olanlar arasında yer alacakları bir akibete çağırır.” (Fatır Suresi, 6) 

Saygıdeğer kardeşlerim;

Ramazanda çokça dua edelim ama dua etmekten daha çok dua alalım. Aldığım duaları nasıl arttırabilirim? İşte Ramazan işte fırsat!

Başkalarının duası olalım. Bedduası olmayalım.

Demek ki nasıl dua edelim demekten daha çok nasıl dua alalım demeliyiz. Ramazanda kaç kişinin duasına talipsiniz? Ramazanın son günlerinde kendinize sorun! Kaç kişinin duasını aldınız?

Çok daha önemlisi küresel sistemin bize unutturmaya çalıştığı başta Gazze, Doğu Türkistan ve dünyanın farklı yerlerinde mazlum ve mağdur olan Müslüman kardeşlerimizin acılarını, gözyaşlarını dindiremiyoruz ama hiç olmazsa ruhumuzda kalbimizde hissedelim. 

Gelin, bu yılki Ramazan ayını hayatımızın “Sıfır noktası” yapalım. “Sıfır Noktası”’ndan öncesini tevbe ile istiğfarla temizleyip arındıralım. “Sıfır Noktası”ndan sonrasını da amel ve sevap mücevheratları ile donatalım!

Efendim sayılı günler çabuk geçer derler. Merhaba ey şehr-i Ramazan nidalarıyla başlayacağımız mübarek günleri elveda ya şehr-i Ramazan nağmeleriyle uğurlayacağız. 

Ramazan ayını bir eğitim dönemi olarak görüp Kadir gecesi ve Bayramında en iyi puanlarla mezun olacağımız bir okula dönüştürelim. 

Ramazana hazır mıyız? Diye sorarken aslında “Müslümanca bir hayat disiplinine hazır mıyız? Dediğimizi unutmayalım.

İşte o ay gönül kapımızı çaldı. Hoş geldin gufran ayı... Bağışlanma iklimi hoş geldin...

Yüce Mevla cümlemizi Ramazanı değerli bir misafir, orucu ilahi bir armağan olarak gören, Ramazan ve oruç neşesiyle coşanlardan eylesin.

VAAZI İNDİR

Hazırlayan: Feyzullah YILMAZ / Sakarya İl Vaizi