HARAM KAZANÇ YOLLARI; ŞANS OYUNLARI!
HARAM KAZANÇ YOLLARI; ŞANS OYUNLARI!
Haftanın Vaazı.. "Haram Kazanç Yolları; Şans Oyunları" konulu 17.12.2021 tarihli Cuma Vaazı sitemize eklenmiştir.

Haram Kazanç Yolları; Şans Oyunları

بِسْمِاللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُوَالْأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْتُفْلِحُونَ

إِنَّمَايُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاءَ فِيالْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَعَنِ الصَّلاَةِفَهَلْ أَنْتُمْ مُنْتَهُونَ

 

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, falokları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bun lardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maide, 5/90, 91)

 

3685 - عَنْعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ: نَهَى عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَالْكُوبَةِ وَالْغُبَيْرَاءِ،وَقَالَ [ص:329]: «كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ» قَالَ أَبُو دَاوُدَ: " قَالَابْنُ سَلَامٍ أَبُو عُبَيْدٍ: الْغُبَيْرَاءُ: السُّكْرُكَةُ تُعْمَلُ مِنَ الذُّرَةِ،شَرَابٌ يَعْمَلُهُ الْحَبَشَةُ "

Abdullah b. Amr’dan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber(s.a.v.), şarabı, kumarı, tavlayı ve darıdan yapılmış içkiyi yasaklamıştır. (Ebû Dâvûd, Eşribe, 5 (3685)

 

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz, insanı en değerli varlık olarak yaratmıştır. Tertemiz fıtratını korumak ve ebedi kurtuluşa ulaşmasını sağlamakiçin ona bazı sınırlar çizmiştir. Hayatımız boyunca riâyet etmemiz gereken bu sınırlara helal ve haram diyoruz. Helal, yaratılışın gaye ve hikmetine uygun olan güzelliklerdir. Haram ise insanın onur ve haysiyetini zedeleyen, ona zarar veren çirkinliklerdir. Her mü’min, helal-haram duyarlılığına sahip olmak zorundadır.

Ayet ve hadisler, açık ve net bir şekilde haram kazancı yasaklamıştır. İslâm dininin temel ya saklarından biri de haram kazanç olan kumardır.

Değerli Mü’minler!

Kumar kelimesi, Arapça’daki “kımâr”dan dönüşerek dilimize “Kumar” şeklinde geçmiştir. Kumar, nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimale dayanarak bir malı almak ya da vermektir. Kumarda bir yere kadar belki bir ustalık ve beceri gerekiyor gibi görülebilir. Ancak asıl ve sonuç yönünden tamamen tesadüfe ve şansa bağlı, hiçbir emek ve alın teri bbarındımayan, haksız bir kazanç türüdür.

Kumar Niçin Yasaklanmış ve Bu Yolla Kazanılan Para Niçin Haram Kılınmıştır? 

Bunun pek çok sebebi vardır. Bunlardan bazılarına işaret edelim:

1.     Kumar, insanı helal kazanç yollarından uzaklaştırır. Kur’anı Kerim, temiz ve helâl rızık yememizi emrediyor. (Bakara, 2/168)

 

يَاأَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْأَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا وَلَاتَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ (168)إِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّوءِ وَالْفَحْشَاءِ وَأَنْ تَقُولُوا عَلَى اللَّهِمَا لَا تَعْلَمُونَ (169)

Eyinsanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yeyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır. Bakara, 2/168.

O size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Bakara, 2/169.

Şeytan insanın içinde bulunan kötü düşünce ve arzuları körükler, insan nefsine kötülüğü sevdirir. Bu sebeple insanın kötülük yapmasını kolaylaştırır. O yüzden Hz. Ebubekir:”Büyük adam, nefsinin isteklerine uymayan kimsedir” demiştir.

 

Bu helâl ve temiz rızkı elde etmenin, ticaret, ziraat ve sanat gibi çeşitli meşru yolları vardır. Bu yollardan birisiyle kendimizin, çoluk çocuğumuzun geçimini sağlamalıyız. 

2.     Kumar, meşru olmayan bir kazanç yoludur. Çünkü kumarda kazanırsa başkasını, kaybederse kendisini zarara uğratmak vardır. Başkasının zararına sebep olan bir kazanç, helal kazanç değildir. Başkasına zarar vermeden kazanmak varken bu yolu seçmek elbette doğru olmaz.

3.     Yine Kur'an-ı Kerim, içkide olduğu gibi kumarda da şeytanın aramıza düşmanlık sokacağı ve bizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoyacağını ifade etmektedir. Mal canın yongasıdır. Parasını bir anda kaybeden kimse bunalıma girer, oyun arka daşlarıyla kavgaya tutuşur ve bu kavga bazen cinayetle sonuçlanır. Kumarcı bu kavgayı ailesine de taşır ve aile fertleri arasında sevgi ve saygıyı yok olur, ailenin huzuru bozulur. Hatta kumar yüzünden nice mutlu aile yuvaları yıkılmış ve sönmüştür.

4.     Ayrıca kumar oynayan kimse en değerli varlığı olan zamanını boşa geçirir ve yükümlü olduğu ibadetlerini zamanında yapamaz. 

5.     Kumar oynayan kimse bir taraftan servetini kaybederken diğer taraftan sağlığından da olur. Çünkü kumarcının gecesi ve gündüzü belli değildir. Yemeğini düzenli yiyemez, zamanında uyuyamaz ve yeterince dinlenemez. Bu sebeplerden dolayı sağlığı da bozulur.

6.     Kumarcı, çoluk çocuğu ile ilgilenmeye ve onları yetiştirmeye vakit bulamaz ve onları ihmal eder. Bu ihmalkârlık nice ailelerin dağılmasına sebep olur.

Daha pek çok zararları olan kumarı dinimiz yasaklamış ve bu yolla elde edilen kazancın da haram olduğunu bildirmiştir.

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır;

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُوَالْأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْتُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, falokları şeytan işi iğrenç şeylerden ibarettir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. (Maide, 5/90)

Şu bir gerçek ki; günümüzde değişik isim ve yöntemlerle oynanan şans oyunları olduğu gibi, bu tür oyunlar her devir ve dönemde farklı şekil ve isimlerle varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Ayette “el-Meysir” şeklinde geçen ve dilimize kumar diye tercüme ettiğimiz bu kavram aslın da, cahiliyye döneminde oynanan bir şans oyunudur. Ayet, o dönemde oynanan bu şans oyununu şeytan işi, bir pislik olarak ifade etmekte; bu tür şans oyunlarından müminleri sakındırmaktadır.

Ayette şeytan işi bir iş olarak anlatılan ve adına“Meysir” denen bu şans oyunu şu şekilde oynanıyordu:

On kişi bir araya gelip, parasını daha sonra vermek üzere bir deve satın alıyorlardı. Sonra deveyi keserek yedi parçaya bölüyorlardı. Bu on kişi aralarında kura çekimi yapıyorlar ve kuradan çıkan yedi kişi deveyi bölüşüyordu. Devenin parasını ise kendilerine deveden bir pay düşmeyen diğer üç kişi ödüyordu. Kısacası bir tarafta deveyi bedavadan, şans eseri kazanan bir grup; diğer tarafta deveden hiç pay alamayan ama devenin ücretini ödemek zorunda kalan kaybeden bir grup vardı.

“Meysir” Arapça’da “yüsr” (kolaylık) anlamına gelen bir kökten türemiş bir kelimedir. Yani kolay yoldan kazanç sağladığı için bu oyuna “Kolaycılık” anlamında, “Meysir” denmiştir. Adı na ne denirse densin;şansa dayalı, kolay kazanç vaad eden, bir tarafta kaybedenlerin ve üzülenlerin diğer tarafta başkasının kaybı ve hüznü üzerine kazanç sağlayanların olduğu her oyun kumardır. Allah kumarın her türlüsünü yasaklamıştır.

Şunu unutmayalım ki bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. İnsan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe yine oynar. Oysa sonun da kumarın girdabında kaybolur gider.

Kumarda kazanılan para haksız bir kazançtır. Kumarda ailenin, çoluk-çocuğun, hakkı yenir. Kumar çalışma hayatının yerine tembelliğe sevk eder, emek ve alın teri yerine bedavacılık aşılar. Kumar hırs,kin, düşmanlık gibi duyguları besler, önce serveti, sonra iffet ve haysiyeti, sonunda da hayatı mahveden bir illettir. 

 

Geçmişteki “Meysir” İle Günümüzdeki Şans Oyunları Arasında Ne Fark Var?

Yukarıda aktarılan bilgiler dikkatle incelendiğinde cahiliye dönemindeki uygulama ile günü müzdeki şans oyunlarının arasında büyükbir benzerlik olduğu görülecektir. Dolayısıyla şans oyunlarının hepsi biraz önce ifade edilen ayet ve hadislerle “şeytan işi birer iğrenç iş” olarak nitelenmiş ve “haram” kılınmıştır. Haram bir iş vesilesiyle kazanılan para da haramdır. 

Şans oyunlarından kazanılan paranın hayrı olmaz. Şans oyunlarından büyük paralar kazanıp sonrasında evini, arabasını, işini ve ailesini kaybeden oldukça çok kişi vardır. Onlardan bazılarının ibretlik hayat hikâyelerine şöyle bir bakalım:

1- 40 yıl önce M. S. büyük ikramiyeyi kazandı. Biranda zengin olunca şaşkına döndü.  Önce köyüne bir ev yaptırdı. Sonra elindeki tüm serveti harcadı ve bakıma muhtaç hale geldi. Devletten aldığı yaşlılık maaşıyla geçimini sürdürürken evi yandı. Köylüler aralarında topladıkları paralarla M.S.’nin evini tamir ettirdiler. Kimsesi olmayan ve hiç evlenmeyen M.S., donarak hayatını kaybetti.

2- O.S. 17 yıl önce şans oyunundan büyük miktarda para kazandı. Hayatı hiç de beklemediği şekilde değişti. Parayı aldıktan sonra hangi işe girmişse zarar etti. Aklı başına geldiğinde artık çok geçti. O.S. o zor günleri şöyle anlattı: “Helal olmadığını biliyordum. O paradan geriye5 kuruş kalmadı. Hiçbir hayrını görmedim. Üstelik daha önce alın terimle kazandığım birikimim de gitti. Hiç kimse umudunu şans oyunlarına bağlamasın.”

3- Medyadan da bilindiği gibi ayakkabı boyacısı bir kişi şans oyunundan üç defa büyük paralar kazandı. Her defasında kısa sürede bütün parasını harcadı. Şu an elinde hiçbir şey kalmadı; yine boyacılığa devam etmektedir. 

Kumardan kazanılan parayla bir yere gelinmez, kumarla köşe dönülmez. Ama binlerce insan umutlarını adetâ bu sahaya bağlamış durumdadır. “Umut dünyası” dedikleri bu âlemde “Ya çıkarsa!” sloganıyla milyonlarca insan şans oyunlarına servet yatırmaktadır. 

Kişinin aile hayatına olduğu gibi toplum yapısına da olumsuz yönden etki eden şans oyunları; üretmeyen, tembel ve boşa vakit geçirenkişilerin çoğalmasına neden olmaktadır. 

Dinimiz, insanların hukukuna âzami derecede özen gösterilmesini ister. Zira “kul hakkı” İslam dininde son derece önemlidir. Bu bağlamda, İslam dini faiz, tefecilik, karaborsacılık ve kumar gibi gayri meşruyollardan elde edilen geliri yasaklamış, ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretten ve sunulan herhangi bir meşru hizmete karşılık alınan işçilik ücretinden elde edilen kazancı helal saymıştır.

İslam’da kişinin şansa ve tesadüflere bağlı olarak ömrünü sürdürmesi diye bir şey yoktur. Kur’an bize; 

وَأَنْلَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى (39) وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى (40)

 

Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. (Necm, 53/39).

Ve çalışması da ileride görülecektir. (Necm, 53/40).

“İnsan için ancak çalışıp-çaba göstermesinin birkarşılığı olacağını” (Necm, 53/39) ifade eder. Böyle olunca Müslüman şansla değil, çalışma ve gayret ile Allah’ın kendisi için tak dir ettiği rızkın peşine düşer.

Bereketin kaynağı helal rızıktır. Allah TelalaKur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

 

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِإِلَّا أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُواأَنْفُسَكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıklayemeyin; ancak karşılıklı rızânıza dayanan ti caret böyle değildir ve kendiniziöldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametli dir. (Nisâ, 4/29)

15 - باب كَسْبِ الرَّجُلِ وَعَمَلِهِبِيَدِهِ . ( 15 )

2072- عَنِ المِقْدَامِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «مَا أَكَلَ أَحَدٌ طَعَامًا قَطُّ، خَيْرًا مِنْ أَنْيَأْكُلَ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ، وَإِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ دَاوُدَ عَلَيْهِالسَّلاَمُ، كَانَ يَأْكُلُ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ»

 

Mikdâm b. Ma’dîkerib, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöylebuyurduğunu aktarmakta

dır: “Hiçbiriniz, Yüce Allah katında elininemeğiyle kazandığından daha sevimli olan bir rızık yememiştir.” (Buhârî,Büyu’, 15 (2072); Ahmed ibn Hanbel, Müsned, IV, 131, 132 (17220, 17229)

 

20100 -أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عِمْرَانَ، صَاحِبٍ لَهُقَالَ: إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَاتَرَكْتُ شَيْئًا يُقَرِّبُكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ وَيُبَاعِدُكُمْ عَنِ النَّارِإِلَّا قَدْ بَيَّنْتُهُ لَكُمْ، وَإِنَّ رُوحَ الْقُدُسِ نَفَثَ فِي رَوْعِي،وَأَخْبَرَنِي أَنَّهَا لَا تَمُوتُ نَفْسٌ حَتَّى تَسْتَوْفِيَ أَقْصَىرِزْقَهَا، وَإِنْ أَبْطَأَ عَنْهَا، فَيَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا اللَّهَوَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ، وَلَا يَحْمِلَنَّ أَحَدَكُمُ اسْتِبْطَاءُ رِزْقِهِأَنْ يَخْرُجَ إِلَى مَا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ، فَإِنَّهُ لَا يُدْرِكُ مَاعِنْدَ اللَّهِ إِلَّا بِطَاعَتِهِ»

2142- عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَجْمِلُوا فِي طَلَبِ الدُّنْيَا، فَإِنَّ كُلًّا مُيَسَّرٌلِمَا خُلِقَ لَهُ»

2143- عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ: «أَعْظَمُ النَّاسِ هَمًّا الْمُؤْمِنُ، الَّذِي يَهْتَمُّ بِأَمْرِدُنْيَاهُ وَأَمْرِ آخِرَتِهِ» قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ: «هَذَا حَدِيثٌغَرِيبٌ تَفَرَّدَ بِهِ إِسْمَاعِيلُ»

2144 - عَنْجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ: «أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا اللَّهَ وَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ،فَإِنَّ نَفْسًا لَنْ تَمُوتَ حَتَّى تَسْتَوْفِيَ رِزْقَهَا وَإِنْ أَبْطَأَعَنْهَا، فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ، خُذُوا مَا حَلَّ،وَدَعُوا مَا حَرُمَ»

 

*Yine Câbir b. Abdullah’ın aktardığı üzere, birdefasında helal rızkın önemi hakkında Resû lullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 

“Hiç kimse (Allah'ın kendisine takdir ettiği) rızkı-geç de olsa- elde etmeden ölmeyecektir. Öy leyse Allah’tan sakının, rızkınızıgüzel bir şekilde arayın. Helâl olanı alın, haramdan sakı nın!” (İbn Mâce,Ticârât, 2 (2144); Abdürrazzâk, Musannef, 11/125 (20100; İbn Hibban, 8/32(3239.

 

17304-عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ عَنْ جَدِّهِ رَافِعِبْنِ خَدِيجٍ قَالَ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْكَسْبِ أَطْيَبُ قَالَ «عَمَلُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ وَكُلُّ بَيْعٍ مَبْرُورٍ ». تعليقشعيب الأرنؤوط : حسن لغيره على خطأ في إسناده

23541-عَنْ سَعِيدِ بْنِ المُسَيَّب ، قَالَ : سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم :أَيُّ الْكَسْبِ أَطْيَبُ ؟ قَالَ: عَمَلُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ ، وَكُلُّ بَيْعٍمَبْرُورٍ.

Efendimize: “En faziletli kazançhangisidir?" diye sorulduğunda, “El emeğiyle kazanı lan.” diyerek cevap vermiştir. (İbn EbîŞeybe, Musannef, 7/26 (23541); Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/141 (17304) 

 

 Yukarıda aktarılan ayet ve hadis-i şeriflerdenanlaşılan odur ki, helal rızık konusunda göste rilen hassasiyet de sarf edilençaba da Allah katında çok değerlidir. İslam dini, helalinden kazancı takdirederken, haksız kazancın haram olduğunu ortaya koymuş, çeşitli yönlerden in sanve toplum üzerinde zararlı etkileri olan haksız kazancın her türünü yasaklamış tır. Müslümanlarolarak bizler helal kazancın peşine düşmeliyiz. 

Bahsettiğimiz Tüm Bu Kumar Oyunları, Kişinin Yaşamını,İbadetini ve Ahiretini Nasıl Etkiler?

Kumar ve çeşitli şans oyunları kişinin bizatihikendisini, ailesini ve yaşadığı toplumu olumsuz yönde etkilediği gibi onunibadet hayatını da ahiretini de olumsuz bir şekilde etkiler. 

Kumar; üretmeyen, tembel ve boşa vakit geçirenkişilerin toplumda çoğalmasına neden olur. Kumardan elde edilen kazançhelâl olmadığı için bereketi de olmayacaktır.

Kumar ve çeşitli şans oyunlarında kaybedilen paranınher kuruşunda ailesinin hakkı var dır. Bunun yanında kumarberaberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibikötülük leri getirir. Aile hayatında huzursuzluğun temeli olduğu gibi, ihmallerinde sebebidir.

Kumar ailelerin dağılmasına sebep olur. Çocuklarısefalete sürükler.

Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakitgeçirmek için oynanır. Kazananın çok az; kaybedenin ise çokfazla olduğu bu oyunlar, nice insanların her şeyini satıp kumara yatır masınave bütün ömrünü sefalet içinde geçirmesine neden olur.

Kumar oynayan ve kumardan haksız kazanç elde edenkişinin kumar illetinden kendini kurta rıp da ibadet etmesi kolaydeğildir. Buna muvaffak olsa bile ibadetlerinden bir manevi haz ve lezzetalması mümkün olmaz. Çünkü yedikleri helal değildir. 

Ayrıca haram kazancın kişinin Allah ile olan irtibatve iletişimine de çok büyük engel teşkil et tiğini söyleyebiliriz.

 

Haram kazançla geçinenin duasının kabul edilmeyeceğiniSevgili Peygamberimiz ashâbına şu şekilde anlatmıştı:

“Bir adam uzun bir yolculuğa çıkmış, saçı başıdağılmış, tozlanmış, sonra ellerini semaya kal dırmış, ‘Yâ Rabbi, yâ Rabbi...’diye yalvarıyordu. Oysa onun yediği haram, içtiği haram, giy diği haram,beslendiği gıda haram! Onun bu hâldeki duası nasıl kabul edilebilir ki!” (Müslim,Zekât, 65  (2622);(2854); Beyhakî,Şuabu’l-İman, 7/331 (10482).

 

40 - بابفَضْلِ الضُّعَفَاءِ وَالْخَامِلِينَ. (40)

138- (2622) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ، قَالَ: «رُبَّ أَشْعَثَ، مَدْفُوعٍ بِالْأَبْوَابِ لَوْ أَقْسَمَ عَلَىاللهِ لَأَبَرَّهُ»

__________

[شرحمحمد فؤاد عبد الباقي] [  ش (أشعث) الأشعثالملبد الشعر المغبر غير مدهون ولا مرجل (مدفوع بالأبواب) أي لا قدر له عند الناسفهم يدفعونه عن أبوابهم ويطردونه عنهم احتقارا له (لو اقسم على الله لأبره) أي لوحلف على وقوع شيء أوقعه الله إكراما له بإجابة سؤاله وصيانته من الحنث في يمينهوهذا لعظم منزلته عند الله وإن كان حقيرا عند الناس وقيل معنى القسم هنا الدعاءوإبراره إجابته]

48- (2854) عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ، قَالَ: «رُبَّ أَشْعَثَ مَدْفُوعٍ بِالْأَبْوَابِ، لَوْ أَقْسَمَ عَلَىاللهِ لَأَبَرَّهُ»

__________

[شرحمحمد فؤاد عبد الباقي] [  ش (رب أشعث مدفوعبالأبواب) الأشعث متلبد الشعر مغبره الذي لا يدهنه ولا يكثر غسله ومعنى مدفوعبالأبواب أنه لا يؤذن له بل يحجب ويطرد لحقارته عند الناس]

 

Sa’d b. Ebî Vakkas, Peygamberimize gelerek dualarınınkabul olması için ne yapması gerek tiğini sorunca Peygamberimizin cevabı şöyleolmuştu: “Yediklerinin helâl olmasına dikkat et ki, duaların kabulolsun.” (Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, VI, 310 (6495).Heysemî,Mecmau’z-Zevâid, 10/291 (18101).

 

6495- عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: تُلِيَتْ هَذِهِ الْآيَةُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِصَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِيالْأَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا} [البقرة: 168] فَقَامَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ،فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مُسْتَجَابَالدَّعْوَةِ، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «يَاسَعْدُ أَطِبْ مَطْعَمَكَ تَكُنْ مُسْتَجَابَ الدَّعْوَةِ، وَالَّذِي نَفْسُمُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، إِنَّ الْعَبْدَ لَيَقْذِفُ اللُّقْمَةَ الْحَرَامَ فِيجَوْفِهِ مَا يُتَقَبَّلُ مِنْهُ عَمَلَ أَرْبَعِينَ يَوْمًا، وَأَيُّمَا عَبْدٍنَبَتَ لَحْمُهُ مِنَ السُّحْتِ وَالرِّبَا فَالنَّارُ أَوْلَى بِهِ» لَا يُرْوَىهَذَا الْحَدِيثُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ إِلَّا بِهَذَا الْإِسْنَادِ، تَفَرَّدَبِهِ الِاحْتِيَاطِيُّ "

Kumar oynayan birinin dünyada yaşadığı sefalet vehüsran, ebedi hayatında da kişinin peşini bı rakmaz. Allah’ın haram kıldığı buişle meşguliyeti, ahiret yurdunda da şiddetli azap görme sinin sebeplerindenbiridir. (Fikriyat Dergisinde yayımlanan; Prof. Dr. Mehmet Emin Ay ile “Şans oyunlarının dinimizdeki hükmü nedir?” konusunda yapılan röportajdan istifade edil miştir.) 

 

Kumar ve Şans Oyunlarının Zararları

Kıymetli Kardeşlerim!

Sohbetin buraya kadar olan kısmından açıkçaanlaşılacağı üzerine kumarın ve kumarın bir çeşi di olan şans oyunlarının;şahsi (psikolojik ve fizyolojik) ailevi, toplumsal, ekonomik, dini açı lardanonarılması pek güç zararları vardır.

·       Kişiyi gayretsizliğe, tembelliğe iter.

·       Psikolojik bağımlılık yapar. Bu yüzden iradeyigiderir. Akıl sağlıklı fikir üretemez.

·       Kişiyi diğer bağımlılıklara kolayca iter. 

·       Kötü ahlakın kaynağıdır. 

·       Aile yuvalarını dağıtır. Sahipsiz, sevgisiz nesilleryetişmesine neden olur. 

·       Toplumsal ilişkiler bozulur. Menfaat ve kazanma hırsısağlıklı ilişkileri bozar.

·       Kolay kazanç ideal haline gelir.

·       Toplumsal huzur ve güven kaybolur.

·       En önemlisi baştan aşağıya kötü huyların vedüşüncelerin esiri haline gelen bu kişi/kişilerin, dini hassasiyetlerikaybolur, kabir âleminde ve ahiret hayatında azaba müstehak olur. Ebedi kazanç,tükenmeyen servet olan cenneti kaybetme riskiyle yüz yüze gelir. (İsmailŞenkul, Vaaz, Kumar ve Şans Oyunları Haramdır.)

Değerli müminler! 

Gerek ferdî ve gerekse içtimaî pek çok zararları olan,ferdin ve toplumun nezih hayatını kirleten kumarı dinimiz yasaklamış ve bu kötüalışkanlıktan uzak durmamızı öğütlemiştir. Dinimizin her emir ve tavsiyesibizim için, bizim dünya ve âhiret mutluluğumuz içindir. Bu emir ve tavsi yelerekulak vermeli ve onlara uymalıyız. 

Sadettin YÜCE Ferizli İlçe Vaizi

 

 

Haram Kazanç Yolları; Şans Oyunları!

VAAZI İNDİR

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları