okunma
İslam’da Birlik Ruhu: Cemaat ve Namaz
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ
İslam dini, ferdî ibadetlere büyük önem vermekle birlikte cemaat ruhunu merkeze alan bir dindir. Mümin, yalnızca kendi kurtuluşunu düşünen değil; ümmetin derdiyle dertlenen, sevinciyle de sevinen kimsedir. Bu şuur ise çoğu zaman tek başına gösterilen gayretle tam anlamıyla meydana gelmez. Bu sebeple cemaatleşme, İslam’ın ruhunda yer alan temel ve vazgeçilmez bir ilkedir.
Cemaat Kavramı
Cemaat; aynı iman, aynı hedef ve aynı istikamet üzere bir araya gelmiş müminler topluluğu demektir. “Üç elif ittihat etmezse, üç kıymeti var. Sırrı adediyet ile ittihat etse, yüz on bir kıymet alır..” (Lem’alar)
Kur’an-ı Kerîm’de bu birlik şöyle emredilir:
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanmayın.”
(Âl-i İmrân, 103)
Bu ayet, İslam’da cemaat bilincinin, kardeşliğin ve ümmet olmanın ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koyar. Müminler, şahsî görüş ve menfaatlerini değil; Allah’ın rızasını ve ümmetin birliğini öncelemekle sorumludur.
Bediüzzaman Said Nursi; “Hem mûcib-i taaccüb, hem medar-ı teessüftür ki; ehli hak ve hakikat, ittifaktaki fevkalâde kuvveti ihtilaf ile zayi' ettikleri halde; ehl-i nifak ve ehli dalalet, meşreplerine zıt olduğu halde, ittifaktaki ehemmiyetli kuvveti elde etmek için ittifak ediyorlar. Yüzde on iken, doksan ehl-i hakikati mağlup ediyorlar” demiştir.
İslam ümmeti bu birlikteliği yerine getiremedikleri için ehli küfür karşısında hakir ve zelil duruma düşüyorlar. Günümüzde yaşananlar bunun en acı örneğidir.
İslam’da cemaatleşmenin en canlı ve sürekli örneği cemaatle kılınan namazlar ve Allah yolunda cihattır. Günde beş vakit, müminler aynı safta, aynı kıbleye yönelerek Allah’ın huzurunda dururlar. Irk, makam, yaş ve servet farkı ortadan kalkar.
Cemaatle namaz peygamberimizin en kuvvetli sünnetlerindendir.
Yüce dinimiz İslam, ferdî bir din değil, cemaatle yaşanan, kardeşlikle güçlenen, birlik ve beraberlikle rahmete vesile olan bir dindir. Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor ki:
«يَدُ اللَّهِ مَعَ الْجَمَاعَةِ»
“Allah’ın eli (yardımı ve rahmeti) cemaatle beraberdir.” (Tirmizî, Fiten, 7)
Cemaatte rahmet vardır. Müminler aynı iman, aynı niyet ve aynı hedefle bir araya geldiklerinde:
Allah’ın yardımı üzerlerine iner,
Kalpler birbirine ısınır,
Hatalar daha kolay düzeltilir,
Hayır ve ibadetler artar,
Kardeşlik güçlenir, fitne ve ayrılık azalır.
Bu yüzden rahmet, ferdîlikten çok cemaat hâlinde yapılan ibadet ve hayırlarda tecelli eder.
Neden cemaat olmak değerlidir?
İnsan tek başına kaldığında:
Nefsine ve şeytana daha açık hâle gelir,
Ümitsizliğe düşebilir,
İbadette gevşeklik yaşayabilir.
İbn Teymiyye der ki: “Cemaat, Allah’ın ipine topluca sarılmaktır. Cemaatten ayrılmak ise bid‘at ve dalalet kapısını açar.” (Mecmûʿu’l-Fetâvâ) İbn Teymiyye’ye göre cemaatten kopuş, sadece sosyal bir kopuş değil; itikadî bir tehlikedir.
Cemaatle namaz kılmanın üstünlüğü neden?
Tek başına kılınan namaz sahih ve kıymetlidir; ama cemaatle kılınan namaz bir ferdin ibadeti olmaktan çıkar, ortak bir kulluğa dönüşür Bir safta, bir cemaatte olan müminler Allah’u Ekber demeleriyle, Allah’ın rahmetini celb ederler.
Bir kişinin elini kaldırıp yalvarışı ayrıdır. Cemaatin ellerini hep birlikte kaldırışı ve yalvarışı farklıdır. Hakikî, samimî bir ittifakta her bir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakikî müttehit adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. Çünkü cemaatte herkesin duası, tek tek değil bir bütün olarak Allah’a arz edilir. Bu da duanın makbul olma ümidini artırır. Aralarından birinin ya da birilerinin duası sebebiyle cemaatte bulunanların dualarının kabul olması da muhtemeldir.
Rasulüllah ﷺ Efendimiz, namaz farz kılındıktan sonra son hastalığına kadar namazlarını hep cemaatle kılmıştır. Savaşta bile cemaatle namazını terk etmemiştir. Uhud savaşında Peygamber Efendimiz yanındakiler ile beraber cemaatle o andaki vaktin namazını kılmıştır.
Savaşta bile olsa cemaatle birlikte namaz kılınabileceğini Kur’an’da da görmekteyiz.
وَإِذَا كُنتَ فِيهِمْ فَأَقَمْتَ لَهُمُ الصَّلاَةَ فَلْتَقُمْ طَآئِفَةٌ مِّنْهُم مَّعَكَ وَلْيَأْخُذُواْ أَسْلِحَتَهُمْ “İçlerinde olup onlara namaz kıldırdığında, onların bir bölümü seninle birlikte namaza dursun, silahlarını da yanlarına alsınlar…”
(Nisâ, 102)
Uhud Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’in namazı cemaatle kıldırması; namazın önceliğini, cemaatin gücünü ve İslam’da ibadet ile hayatın ayrılmazlığını açıkça ortaya koyan çok güçlü bir örnektir.
Bu Olayın Verdiği Mesajlar
Namaz hiçbir şartta terk edilmez
Savaş, korku ve ölüm tehlikesi bile namazın cemaatle kılınmasına engel olmamıştır.Cemaat ruhu savaş anında bile korunmuştur
En kritik anda bile müminler dağılmamış, birlikte hareket etmiştir.Tedbir ile tevekkül birlikte yürütülmüştür
Peygamberimiz ( ﷺ ) hem Allah’a kulluğu hem de askerî disiplini ihmal etmemiştir.Ümmete örnek bir uygulamadır
Bu olay, cemaatle namazın öneminin sadece huzur zamanlarında değil, en zor anlarda bile geçerli olduğunu gösterir.
Rasulüllah ﷺ, Efendimiz şöyle buyurmuştur:
«مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَقَدْ خَلَعَ رِبْقَةَ الْإِسْلَامِ مِنْ عُنُقِهِ»
“Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, İslam bağını boynundan çıkarmış olur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned) ve «إِنَّمَا الذِّئْبُ يَأْكُلُ الْغَنَمَ الْقَاصِيَةَ» “Kurt, sürüden ayrılan koyunu yer.”
(Ebû Dâvûd, Sünne, 1)
“Cemaat” neyi ifade eder?
Buradaki cemaat, hak üzere olan Müslüman topluluk, yani:
Kur’an ve sünnet çizgisi,
Ümmetin birliği,
Meşru İslam toplumu ve düzenidir.
Bu, her kalabalık ya da her grup değil; hak ve istikamet üzere olan birliktir. Yoksa birbirlerine düşman olanlar, birbirlerine haset edip kin besleyenler ve kalpleri birbirinden ayrı olanlar her ne kadar aynı safta olsalar da cemaat ruhunu oluşturamazlar.
Bugün yaşadığımız birçok manevi sıkıntının sebebi, cemaat ruhunu kaybetmiş olmamızdır. Şeytan da cemaatten kopan müminleri hedef alır.
Günümüzde cemaat ruhunu yeniden inşa etmek lazımdır. Bunun için günde beş defa insanları bir araya toplayacak, namazı cemaatle kılmak dışında hiçbir şey yoktur. Cemaatle bir araya gelen Müslümanlar cemaat sevabının yanında aynı zamanda o şehirde dinin güçlü yaşandığının da göstergesidir. Yine Müslüman her şeyini feda edip cemaate gitmesi imanın göstergesidir. Aynı zamanda cemaatle namaz kılan müminler arasında bir ülfet bir yakınlık oluşur.
“Saf saf dizilen mü’minler, vahdetin canlı bir dersidir.” Zengin–fakir, âlim–avam yan yana. Namazdaki saf düzeni, İslam’daki eşitliğin ve kardeşliğin pratiğidir.
Günümüzde Cemaatten Kopmanın Sebepleri
Bencillik
Nefsin hâkimiyeti
Irkçılık/Düşmanlık
Haset/Kin
Cemaatle namaz İslam’ın en büyük sembollerinden birisidir. Bir mahallede o mahallenin sakinleri mahallenin camisine gelmezlerse İslam’ın şiarını yıkmış olur ki mahallenin hepsi bundan sorumlu olur.
Camilerin imarı iki şekilde olur. Biri maddi imardır. Diğeri içinde cemaat olmakla meydana gelir ki bu da manevi imarla olur.
Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor:
«صَلَاةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ صَلَاةَ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً»
“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”
(Buhârî, Ezân, 30; Müslim, Mesâcid, 42)
Aynı namaz, Allah katında 27 kat daha değerli olur.
Cemaatle namaz arş’ın gölgesinde gölgelendirilmesine sebep olur.
Peygamber Efendimiz ﷺ:
“Allah’ın, Arş’ının gölgesinde gölgelendireceği yedi sınıf insandan biri de, kalbi mescitlere bağlı olan kimsedir” (Buhârî, Ezan 36; Müslim, Zekât 91) buyurmuştur.
En zor ve sıkıntılı günde ilâhî gölge altında olan kimse namazlarını cemaatle kılmaya özen gösteren müminler olacaktır.
Yine Peygamber Efendimiz ﷺ buyuruyor:
بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Karanlıklarda (özellikle sabah namazı için) mescitlere yürüyenleri, kıyamet gününde tam bir nurla müjdele.” Tirmizî, Salât 64 ve “Namaz nurdur.” Müslim, Tahâret 223 hadislerinde namazın nur olacağı ifade edilmiştir.
Allah’u Teâla, Kur’an’ı Keriminde şöyle buyuruyor:
يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَى نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِم بُشْرَاكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır. (Hadid, 12)
Ayet ve hadisi beraber değerlendirdiğimizde bu nurun namaz olduğunu görmekteyiz. Özellikle cemaatle namaz kılmaya devam edenlerin ahirette sağlarında ve önlerinde nur olduğu halde koştukları görülecektir.
Hadid süresindeki ayetin devamında münafık erkeklerin ve kadınların, Müslümanlara “bize de bakın, nurunuzdan yararlanalım” dedikleri ifadesi yer almaktadır. Demek ki namaz, mümin için nur olurken; münafıklar namazlarını terk ettikleri için karanlıklar içinde olacaklardır.
Bediüzzaman da bu konuda şöyle demiştir: Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gınâ; ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya; ve herhalde mahkemen olan mahşerde sened ve berat; ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat köprüsünde nur ve burak olacak bir namaz neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?
Peygamber Efendimiz de ﷺ buyuruyor:
مَنْ غَدَا إِلَى الْمَسْجِدِ أَوْ رَاحَ، أَعَدَّ اللَّهُ لَهُ فِي الْجَنَّةِ نُزُلًا كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاحَ
“Kim sabah veya akşam mescide giderse, Allah onun için cennette her gidiş gelişine bir ikram hazırlar.” Buhârî, Ezân 37; Müslim, Mesâcid 285
Bu hadis, mescide devam eden müminin, her adımının cennette karşılık bulacağını ve Allah’ın ona özel ikramlar hazırladığını müjdelemektedir.
Abdullah b. Mes‘ûd (radıyallahu anh) der ki:
“Biz, münafığı ancak cemaatle namazdan geri kalmasıyla tanırdık.”(Müslim, Mesâcid, 65; Ebû Dâvûd, Salât, 47; Nesâî, İmâmet, 22)
Bu söz, her ne kadar Peygamber Efendimiz’in ( ﷺ ) sözü değil ise de; sahabenin fiilî gözlemidir. Ancak Resûlullah’ın terbiyesinde yetişmiş sahabenin tespitidir ve bu yüzden çok kıymetlidir.
Herkes evinde namazlarını kılsa ne olurdu? Hiç düşündünüz mü? Burada peygamber Efendimiz sallahu aleyhi ve sellemin cemaatle ilgili hadislerini aktarmak istiyorum.
Resûlullah ﷺ Efendimiz buyurur:
«إِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الْمَسْجِدِ، لَا يُخْرِجُهُ إِلَّا الصَّلَاةُ، لَمْ يَخْطُ خَطْوَةً إِلَّا رُفِعَتْ لَهُ بِهَا دَرَجَةٌ، وَحُطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةٌ»
“Sizden biri güzelce abdest alır, yalnızca namaz için mescide çıkarsa; attığı her adımda onun bir derecesi yükseltilir, bir günahı da silinir.” Müslim, Mesâcid 282
Resûlullah ﷺ Efendimiz başka bir hadislerinde şöyle buyurur:
صَلَاةُ الرَّجُلِ مَعَ الرَّجُلِ أَزْكَى مِنْ صَلَاتِهِ وَحْدَهُ وَصَلَاتُهُ مَعَ الرَّجُلَيْنِ أَزْكَى مِنْ صَلَاتِهِ مَعَ الرَّجُلِ
“Bir kimsenin bir kişiyle kıldığı namaz, yalnız kıldığından daha faziletlidir; iki kişiyle kılması ise bir kişiyle kılmasından daha faziletlidir.” Ebû Dâvûd, Salât 47; Nesâî, İmâmet 43
Yine başka bir hadislerinde Resûlullah ﷺ Efendimiz buyurur:
مَنْ صَلَّى الْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ كَأَنَّمَا قَامَ نِصْفَ اللَّيْلِ وَمَنْ صَلَّى الصُّبْحَ فِي جَمَاعَةٍ كَأَنَّمَا قَامَ اللَّيْلَ كُلَّهُ
“Yatsıyı cemaatle kılan, gecenin yarısını; sabahı cemaatle kılan ise gecenin tamamını ibadetle geçirmiş gibidir.” Müslim, Mesâcid 260
İmam Gazâlî (rahimehullah) der ki:
“Mescide giden kimse, Rabbine misafir olmuştur; misafirin boş çevrilmesi Allah’ın keremine yakışmaz.”
Resûlullah ﷺ Efendimiz şöyle buyurmuştur:
«مَا مِنْ ثَلَاثَةٍ فِي قَرْيَةٍ وَلَا بَدْوٍ لَا تُقَامُ فِيهِمُ الصَّلَاةُ إِلَّا قَدِ اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ، فَعَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ، فَإِنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ الْقَاصِيَةَ»
“Bir köyde ya da çölde üç kişi bulunup da namaz cemaatle kılınmazsa, şeytan onlara hâkim olur. O hâlde cemaate sarılın; çünkü kurt, sürüden ayrılanı kapar.” Ebû Dâvûd, Salât, 46 (547) Nesâî, İmâmet, 47; Ahmed b. Hanbel, Müsned
Cemaat, şeytana karşı bir kalkandır.
«مَنْ حَافَظَ عَلَى الصَّلَاةِ فِي الْجَمَاعَةِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا لَا تَفُوتُهُ تَكْبِيرَةُ الْإِحْرَامِ كُتِبَ لَهُ بَرَاءَتَانِ: بَرَاءَةٌ مِنَ النِّفَاقِ، وَبَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ»
“Kim kırk gün cemaatle namaza devam eder, iftitah tekbirini kaçırmazsa, ona iki beraat yazılır: Biri münafıklıktan beraat, diğeri ateşten beraattir.” Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsa Tirmizî, Salât, 64 (benzer lafızla)
Sahih hadislerde açıkça:
Münafıkların cemaatten geri kaldığı
Sabah–yatsının onlara ağır geldiği
Cemaatle namazın iman alameti olduğu bildirilmiştir.
Dolayısıyla;
Cemaatle namaza devam eden, münafıklık alametlerinden uzaklaşır.
Resûlullah ﷺ Efendimiz buyurur:
إذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ خَرَجَ إِلَى الْمَسْجِدِ، لَا يُخْرِجُهُ إِلَّا الصَّلَاةُ، لَمْ يَزَلِ الْمَلَكُ يَقُولُ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ارْحَمْهُ، مَا دَامَ فِي مَصَلَّاهُ»
“Sizden biri güzelce abdest alır, yalnızca namaz için mescide çıkarsa; namazgâhında bulunduğu sürece melekler onun için: ‘Allah’ım onu bağışla, Allah’ım ona merhamet et’ diye dua eder.” Buhârî, Ezan, 30; Müslim, Mesâcid, 272
Resûlullah ﷺ Efendimiz buyurur:
إِنَّ لِلَّهِ مَلَائِكَةً يَطُوفُونَ فِي الطُّرُقِ يَلْتَمِسُونَ أَهْلَ الذِّكْرِ، فَإِذَا وَجَدُوا قَوْمًا يَذْكُرُونَ اللَّهَ، تَنَادَوْا: هَلُمُّوا إِلَى حَاجَتِكُمْ… فَيَقُولُ اللَّهُ: أُشْهِدُكُمْ أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ. قَالَ: يَقُولُ مَلَكٌ مِنَ الْمَلَائِكَةِ: فِيهِمْ فُلَانٌ لَيْسَ مِنْهُمْ، إِنَّمَا جَاءَ لِحَاجَةٍ. فَيَقُولُ: هُمُ الْقَوْمُ لَا يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ.
“Allah Teâlâ’nın, yollarda dolaşıp zikir ehli toplulukları arayan melekleri vardır.
Onlar Allah’ı zikreden bir topluluk bulduklarında birbirlerine: ‘Aradığınızı bulun, gelin!’ derler…
Allah Teâlâ (meleklerine) buyurur ki:
‘Sizi şahit tutarım ki onları bağışladım.’
Meleklerden biri der ki:
‘İçlerinde falanca da var; o onlardan değil, sadece bir işi için gelmişti.’
Allah Teâlâ buyurur ki:
‘Onlar öyle bir topluluktur ki, onların yanında oturan kimse bedbaht olmaz (o da affedilir).’” Buhârî, Daʿavât 66; Müslim, Zikir 38
Zikir meclisine niyetsiz bile uğrayan, sırf oturmakla rahmete dâhil oluyorsa, namazlarını cemaatle kılanlar hayli hayli rahmete gark olurlar. Müslümanların şuurlanması ancak camileri doldurmakla başlar.
Bu hadis, cemaat hâlinde yapılan zikir ve duanın kabul ortamını gösterir. “Cemaatin duası, kabul edilmeye daha yakındır.”
Başka bir hadislerinde Rasulüllah ﷺ Efendimiz şöyle buyurur:
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ:
«مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ غَدًا مُسْلِمًا، فَلْيُحَافِظْ عَلَى هَؤُلَاءِ الصَّلَوَاتِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ، فَإِنَّ اللَّهَ شَرَعَ لِنَبِيِّكُمْ ﷺ سُنَنَ الْهُدَى، وَإِنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى، وَلَوْ أَنَّكُمْ صَلَّيْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ كَمَا يُصَلِّي هَذَا الْمُتَخَلِّفُ فِي بَيْتِهِ، لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ، وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ لَضَلَلْتُمْ، وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إِلَّا مُنَافِقٌ مَعْلُومُ النِّفَاقِ، وَلَقَدْ كَانَ الرَّجُلُ يُؤْتَى بِهِ يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يُقَامَ فِي الصَّفِّ»
Abdullah b. Mes‘ûd (ra) şöyle demiştir:
“Her kim yarın Allah’ın huzuruna Müslüman olarak varmak isterse, bu namazları kendileri için ezan okunan yerlerde muhafaza etsin. Şüphesiz Allah, Peygamberiniz ﷺ için hidayet sünnetlerini meşru kılmıştır. Bu namazlar da hidayet sünnetlerindendir. Eğer siz, şu namazdan geri kalan kimsenin evinde kıldığı gibi evlerinizde kılsaydınız, Peygamberinizin sünnetini terk etmiş olurdunuz. Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz sapıtırsınız. Biz (sahabe) zamanında, bu namazlardan ancak nifakı bilinen kimseler geri kalırdı. Hatta bir adam iki kişi arasında tutularak getirilir, safta ayakta durdurulurdu.” Sahih Müslim, Mesâcid, 654
Resûlullah ﷺ Efendimiz buyurur:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ:
«أَثْقَلُ الصَّلَاةِ عَلَى الْمُنَافِقِينَ صَلَاةُ الْعِشَاءِ وَصَلَاةُ الْفَجْرِ، وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِيهِمَا لَأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا، وَلَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلَاةِ فَتُقَامَ، ثُمَّ آمُرَ رَجُلًا فَيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ، ثُمَّ أَنْطَلِقَ مَعِي بِرِجَالٍ مَعَهُمْ حُزَمٌ مِنْ حَطَبٍ إِلَى قَوْمٍ لَا يَشْهَدُونَ الصَّلَاةَ، فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ بِالنَّارِ»
Ebû Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Münafıklara en ağır gelen namaz, yatsı namazı ile sabah namazıdır. Eğer bu iki namazda ne kadar büyük ecir olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa gelirlerdi. Andolsun ki, namazın kılınmasını emretmeyi, sonra bir adama insanlara namaz kıldırmasını buyurmayı, ardından yanlarında odun demetleri bulunan birtakım adamlarla birlikte cemaate gelmeyen kimselerin evlerine gidip, evlerini üzerlerine ateşe vermeyi düşündüm.” Sahih Buhârî, Ezan, 9; Sahih Müslim, Mesâcid, 651
Resûlullah ﷺ’in “evleri yakmayı düşünmesi”,
Bunun gerçekten uygulanması değil, cemaatle namazı terk etmenin ne kadar büyük bir vebal olduğunu vurgulamak içindir.
عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ:
«إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَعْتَادُ الْمَسَاجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ، فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ:
﴿إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ﴾»
Ebû Saîd el-Hudrî (ra)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Bir kimsenin mescitlere devam etmeyi âdet edindiğini görürseniz, onun imanına şahitlik ediniz. Çünkü Aziz ve Celîl olan Allah şöyle buyurur: ‘Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.’”
(Tevbe, 18) Tirmizî, İman, 2617; İbn Mâce, Mesâcid, 802; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/68)
Resûlullah ﷺ Efendimiz şöyle buyurmuştur
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ
أَنَّ رَجُلًا أَعْمَى أَتَى النَّبِيَّ ﷺ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّهُ لَيْسَ لِي قَائِدٌ يَقُودُنِي إِلَى الْمَسْجِدِ، فَسَأَلَهُ أَنْ يُرَخِّصَ لَهُ فَيُصَلِّيَ فِي بَيْتِهِ، فَرَخَّصَ لَهُ، فَلَمَّا وَلَّى دَعَاهُ فَقَالَ: هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: فَأَجِبْهُ»
Ebû Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre:
“Kör bir sahabe Nebî ﷺ’e gelerek: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Beni mescide götürecek bir kimsem yok’ dedi ve evinde namaz kılmak için izin istedi. Resûlullah ﷺ ona izin verdi. Adam dönüp giderken onu çağırdı ve: ‘Ezanı duyuyor musun?’ diye sordu. Adam: ‘Evet’ deyince, Resûlullah ﷺ: ‘O hâlde ezana icabet et!’ buyurdu.” Sahih Müslim, Mesâcid, 653; Ebû Dâvûd, Salât, 552; Nesâî, İmamet, 850
Fıkıh âlimleri bu hadisi, cemaatle namazın önemine dair en güçlü delillerden biri olarak kabul etmiştir.
Görme engeli, yol zorluğu ve rehberin olmaması gibi çok güçlü mazeretlere rağmen,
Resûlullah ﷺ ezanı duyabilen kimsenin cemaate icabet etmesini emretmiştir.
وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ
Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. Bakara, 43
Râzî, âyetteki üslup inceliğine dikkat çeker:
“Namaz kılın” denilmesi yeterli olabilirdi,
Ancak ayrıca “rükû edenlerle birlikte” denmesi, toplumsal boyutu vurgular.
Ona göre:
Hak din, bireysel değil cemaat merkezlidir.
Mümin, beraber ibadet etmekle ümmet bilincine dâhil olur.
Elmalılı’ya göre âyet:
Cemaat ruhunu
İslam’da birlik şuurunu vurgular.
Özet olarak;
Cemaatle namaz:
İmanı korur,
Günahları siler,
Kalbi diriltir,
Toplumu ayakta tutar,
Ahireti kazandırır.
İmanı canlı tutar,
Nifaktan korur,
Şeytanın vesvesesine karşı kalkan olur.
İslam’da cemaat, sadece ibadet birliği değil; sosyal dayanışmadır. Cemaat sayesinde:
Fakir fark edilir,
Hasta ziyaret edilir,
Gençler korunur,
Kardeşlik güçlenir.
Mescit, sadece namaz kılınan yer değil; ümmetin kalbidir.
İslam’da cemaatleşme:
Hak ve sünnet üzere olmalıdır,
Körü körüne bağlılık değil,
Kur’an ve sünnete ittiba esas alınmalıdır.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurur:
(لَا تَجْتَمِعُ أُمَّتِي عَلَى ضَلَالَةٍ)
Ümmetim dalâlet üzere birleşmez.” (Tirmizî, Fiten, 7; İbn Mâce, Fiten, 8; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/278)
Sonuç
İslam’da cemaatleşme:
İmanın korunması,
İbadetlerin bereketlenmesi,
Toplumun ayakta kalması için vazgeçilmezdir.
Cemaatten kopan fert zayıflar, fertleri kopan toplum çöker. Bu sebeple mümin:
Mescide,
Cemaate,
Ümmet bilincine sımsıkı sarılmalıdır.
Cemaatle Namaz Kılanlara Ahirette Verilecek Güzellikler
✔ Mahşerde nur
✔ Arş’ın gölgesi
✔ Günahların affı
✔ Yüksek dereceler
✔ Cennette ikram
✔ Kolay hesap
✔ Peygamber’e ﷺ yakınlık
✔ Ebedî huzur ve kardeşlik
VAAZI İNDİR
Hazırlayan: Şaban PEKER / Baş Vaiz

Facebook Yorumları