okunma
Toplumsal Adaletin İlahi Anahtarı: Zekat
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
مَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُمْ
‘Allah’ın (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). (Haşr, 59/7)
"الزَّكاةُ قَنطَرَةُ الإسلامِ"
“Zekât, İslâm’ın köprüsüdür.” (Kenzü’l- Ummâl, VI, 293, Hadis No: 15758)
Hamd; bizleri yoktan var eden, sayısız nimetlerle rızıklandıran, rızkı dilediğine bol bol verip dilediğinden kısan, adaleti, merhameti, yardımlaşmayı kullarına emreden Yüce Allah’a mahsustur.
Salât ve selâm; ümmetine merhameti, paylaşmayı ve dayanışmayı öğreten alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya(sav) olsun.
Kıymetli Müslümanlar!
Bugünkü sohbetimizde zekât ibadetini, sadece bireysel bir kulluk görevi olarak değil; toplumun yaralarına sürülen bir merhem, toplumsal adaletin ilahi anahtarı olarak ele alacağız. Sohbetimizi şu sorular etrafında şekillendireceğiz:
-Zekât Neden Farz Kılınmıştır?
-Zekât Servet Dengesini Nasıl Düzenler?
-Zekât Toplumda Kardeşlik ve Güven Duygusunu Nasıl Güçlendirir?
-Zekât Sosyal Adaletin Tesisine Nasıl Katkı Sağlar?
Zekât Nedir? Niçin Farz Kılınmıştır?
Aziz Müslümanlar!
Zekât, zenginin malından fakirin hakkını ayırmasıdır. Bu bir lütuf değil, bir borçtur. Çünkü malın gerçek sahibi biz değiliz, mal bize Rabbimiz tarafından emanet olarak verilmiştir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَأَنفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَالَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَأَنفَقُوا لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ
‘Allah ve resulüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de harcayın. İçinizden iman edip böyle harcamada bulunanlara büyük mükafat vardır’. (Hadid, 57/7)
Yani bizler malik değil, emanetçiyiz. Emaneti sahibinin istediği şekilde kullanmak zorundayız. Zekat da bu emanet bilincin en açık göstergesidir.
İslam’da İbadet Anlayışı ve Zekâtın Yeri
Değerli Müslümanlar!
Zekât, her şeyden önce bir kulluk göstergesidir. Çünkü zekât vermeyi emreden Yüce Allah’tır. Kulun vazifesi; öncelikle nedenini ve niçinini araştırmadan ya da sorgulamadan Rabbi tarafından emrolunduğu sorumlulukları yerine getirmektir.
Ancak her ibadette olduğu gibi zekâtın da gerek bireysel gerekse toplumsal açıdan birçok hikmet ve hedefi vardır.
Namaz bizi kötülükten alıkoyar, oruç nefsimizi terbiye eder, hac ümmet bilincini güçlendirir. Zekât ise sosyal adaleti tesis eder. Toplumsal adaletin ilahi anahtarıdır.
Değerli Müminler!
İnsanlık tarihi boyunca toplumların en büyük sorunlarından biri servetin adil paylaşılmaması olmuştur.
Bugün de dünyaya baktığımızda aynı manzarayı görüyoruz. Bir tarafta büyük servetler, diğer tarafta temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca insan...
Oysa yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاء مِنكُم
‘O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). (Haşr, 59/7)
Bu ayet, İslam’ın ekonomik ve sosyal adalet anlayışını özetleyen çok önemli ilkelerden birisidir. Bu ilkeye göre servet, belli ellerde toplanmayacak, zenginlik dar bir çevrede dönüp dolaşan bir güç ve kuvvet haline gelmeyecek. Böyle bir durum, toplumsal dengeyi bozar, huzuru zedeler ve kardeşliği zayıflatır. Toplumdaki bireyler arasında çatışma, sürtüşme, gerilim ve gerginliğin artmasına neden olur.
Kıymetli Kardeşlerim!
İşte İslam'ın beş temel esasından biri olan zekât, bu ilahî ilkenin hayata geçirilmiş halidir. Zekât, toplumsal adaletin, huzurun ilahi anahtarıdır.
Zekât ve Toplumsal Adalet
Muhterem Kardeşlerim!
Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyuruyor:
إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
‘Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayasızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor. (Nahl, 16/90)
Adalet, İslam’ın en önemli ilkelerinden biridir. Adalet sadece mahkemelerde değil; evde, pazarda, ticarette, mirasta ve paylaşımda da gereklidir.
Ekonomik adalet sağlanmadan toplumsal huzurun, kardeşliğin sağlanması düşünülebilir mi?
Servetin belli ellerde toplandığı, zengin ile fakir arasındaki uçurumun büyüdüğü bir toplumda gerçek huzurun sağlanması mümkün mü?
Bugün dünyada servet dağılımı üzerine yapılan araştırmalar, bu soruların cevabını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Şimdi bu araştırmaların ortaya koyduğu tabloya birlikte bakalım.
Değişik kuruluşlar tarafından yapılan uluslararası araştırmalara göre, dünya servetinin yaklaşık %44- 45'i, en zengin sadece %1’lik kesimin elindedir. Bu, küresel servetin büyük bölümünün çok küçük bir azınlıkta toplandığını gösteriyor.
Aynı raporlara göre dünya nüfusunun yaklaşık yarısı toplam servetin yalnızca %1-2'sine sahiptir. Bu tablo, sadece ekonomik rakamlar değil, insanlığın paylaşımında yaşadığı derin eşitsizliğin bir göstergesidir.
Bir başka rapora göre, en zengin %10’un küresel finansal varlıkların yaklaşık %85’ini kontrol ettiğini ortaya koyuyor; bu da varlıklar ve servet üzerinde ciddi bir yoğunlaşma olduğunu gösteriyor.
Kardeşlerim!
Peki bu tablo bize hangi soruyu sorduruyor?
‘Bir toplumda bazıları bolluk içinde yaşarken, milyonlarca insan temel ihtiyaçlarından mahrum kalıyorsa, dünyada her yıl yaklaşık üç milyon çocuk kötü ya da yetersiz beslenme yüzünden ölüyorsa, toplumsal adaletten, toplumsal huzurdan söz edilebilir mi?
İşte bu noktada İslam’ın en temel ibadetlerinden biri olup, zenginle fakir arasında bir köprü olan zekât ve infak devreye girer.
-Zekât, malı toplumda dolaştırarak bu uçurumun kapanmasına vesile olur.
-Zekât, toplumda merhameti ve kardeşliği sağlar
-Zekât, fakir ile zengin arasında bir köprü kurar.
Sevgili Peygamberimiz(sav) şöyle buyuruyor:
الزَّكاةُ قَنطَرَةُ الإسلامِ"
“Zekât, İslâm’ın köprüsüdür.” (Kenzü’l-Ummâl, VI, 293, Hadis No: 15758)
Zekât Kalpler Arasında Köprü Kurar
Zekât, zenginle fakir arasındaki mesafeyi kaldıran bir köprüdür. Toplumda servet farkı olduğunda iki tehlike ortaya çıkar: Zenginlerde duyarsızlık, fakirlerde kırgınlık ve öfke. Zekât bu iki uçurumun arasına bir köprü kurar.
Zekât Toplumsal Barışın Köprüsüdür
Toplumdaki birçok problem ekonomik adaletsizlikten doğar. Zekât ise kin yerine kardeşlik, kıskançlık yerine dua, gerilim yerine güven doğurur.
Bugün dünyada savaşların, huzursuzlukların, göçlerin, sosyal patlamaların arka planında çoğu zaman ekonomik adaletsizliğin olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ekonomik adalet bozulduğunda, toplumda kardeşlik zayıflar, kin artar, güvensizlik çoğalır, suç ve huzursuzluk yayılır.
İnsanlığın bugün çözüm aradığı sosyal adaletsizliklere İslam, on dört asır önce zekât müessesiyle kalıcı bir çare sunmuştur.
Zekât; zengini cimrilikten, fakiri umutsuzluktan, toplumu ise çatışmadan korur.
Zekât: Kalbi Arındıran, Malı Bereketlendiren, Toplumu Huzura Kavuşturan İlâhî Sistem
Aziz Müminler!
Allah Teâlâ Tevbe süresinin 103. ayetinde Hz. Peygamber (sav)’e hitaben:
خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
‘Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir. (Onların kalplerini yatıştırır) Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.’
Bu ayet bizlere zekâtın sadece maddi bir yardım değil, aynı zamanda insanı ve toplumu arındıran bir ibadet olduğunu öğretmektedir.
Zekât; kalbi cimrilik ve bencillikten temizler, malı bereketlendirir ve toplumda kardeşlik ve dayanışmayı güçlendirir.
Zekât vermenin maldan hiçbir şey eksiltmeyeceğini, aksine bereketlenip daha verimli hale getireceğini Allah Resulü(sav) şöyle ifade ediyor:
‘Sadaka/zekât vermek, maldan hiçbir şey eksiltmez...’ (Müslim, Birr, 69)
Belki rakam azalır; fakat bereket artar, huzur artar, Allah’ın koruması artar.
Nice insanlar vardır ki az mal ile huzurludur. Nice insanlar vardır ki çok mal ile huzursuz ve mutsuzdur.
Zekât: Lütuf Değil, Haktır
Kıymetli Kardeşlerim!
Zekât, zenginlerin fakirlere bir lütfu değil bir görevi, fakirlerin hakkıdır. Onun için zenginler, fakirlerin hakkını verecek ve onları minnet altına almayacaktır.
Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurur:
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
‘(Zenginlerin) mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı) mahrum olanlar için bir hak vardır’. (Zâriyât, 51/19)
Dikkat ediniz: Rabbimiz bu ayette ‘Yardım vardır’ demiyor; ‘hak vardır’ buyuruyor.
Peki bu ne demektir?
Demek ki fakirin payı, zenginin malında saklıdır. Bu sebeple zekât verildiğinde zengin fakire bir lütufta bulunmuş olmaz. Aslında yaptığı şey şudur: Allah’ın emanet olarak verdiği malın içindeki fakirin hakkını sahibine teslim etmektir.
Zekât, bir bağış değil; hakkın hak sahibine ulaştırılmasıdır.
Zekât ve Ahiret Hesabı
Kıymetli Müslümanlar!
Kur’an-ı Kerim’de uyarı çok açıktır:
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلاَ يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
‘Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem veren bir azapla müjdele!’ (Tevbe, 9/34)
Bu ayet bize malın sadece biriktirilmek için verilmediğini açıkça hatırlatır. İslam, kazanmaya karşı değildir; çalışmayı, üretmeyi ve helal yoldan zengin olmayı teşvik eder.
Ancak malın toplumdan koparılarak sadece kişisel bir servet haline getirilmesini doğru görmez. Çünkü mal, Allah’ın kullarına verdiği bir emanettir ve bu emanetin içinde ihtiyaç sahiplerinin hakkı vardır.
İşte Zekât, bu hakkın sahibine ulaştırılmasıdır. Eğer mal paylaşılmaz, zekât verilmez ve ihtiyaç sahipleri gözetilmezse, servet bereket olmaktan çıkar; insan için ağır bir sorumluluğa dönüşür. Bu nedenle mümin, kazandığı malın sadece dünyadaki kazancı değil, ahiretteki hesabı olduğunu da asla unutmamalıdır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Şimdi kendimize soralım:
Mahallemizde aç kimse var mı?
Borçlu kimse var mı?
Yardım bekleyen kimse var mı?
Zekatımızı doğru hesaplıyor muyuz?
Ehline ulaştırıyor muyuz?
Unutmayalım;
Zekât, malın sigortasıdır.
Zekât, kalbin temizliğidir.
Zekât, toplumun huzurudur.
Zekât, sosyal adaletin teminatıdır.
Zekât, toplumsal adaletin ilahi anahtarıdır.
Zekât verilirse kardeşlik güçlenir.
Zekât verilirse bereket artar.
Zekât verilirse huzur artar.
Zekât verilirse toplumsal adalet sağlanır.
Rabbim bizleri:
Zekatını hakkıyla veren, malını emanet bilen, toplumsal adaleti gözeten kullarından eylesin. Evlerimize bereket, kalplerimize cömertlik, toplumumuza huzur nasip eylesin. Âmin
VAAZI İNDİR
Hazırlayan: Ekrem ÇAKMAK / Sakarya İl Vaizi

Facebook Yorumları