Bin Aydan Hayırlı Gece: Kur’an ve Rahmet İklimi Kadir Gecesi
Kıymetli Müslümanlar..
İçinde bulunduğumuz bu gece, sıradan bir gece değildir. Bu gece, zamanın en kıymetli dilimlerinden biridir. Bu gece, yeryüzüne rahmetin indiği, duaların semaya yükseldiği mübarek bir gecedir. Bu gece, Kadir Gecesi’dir.
Rabbimiz bazı zamanları diğer zamanlardan üstün kılmıştır. Bazı mekânları diğer mekânlardan daha değerli kılmıştır. Nasıl ki Mekke şehirlerin en şereflisi ise… Nasıl ki Kâbe yeryüzünün en mukaddes mekânı ise… Nasıl ki Ramazan ayı ayların en bereketlisi ise… İşte geceler içinde de en kıymetlisi Kadir gecesidir. Çünkü bu geceyi bizzat Yüce Rabbimiz Kur’an’da övmüştür. Rabbimiz bu gece hakkında şöyle buyurur:
إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ ألف شَهْرٍ تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
“Şüphesiz biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gece Rablerinin izniyle her iş için inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Suresi)
Değerli kardeşlerim… Kur’an’ın bu ayetleri bize çok büyük bir hakikati haber veriyor. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Bir düşünelim… Bin ay ne demektir? Yaklaşık seksen üç yıl demektir. Yani bir insanın neredeyse bütün ömrü kadar bir zaman… İşte bu geceyi imanla, samimiyetle ve ihlasla ihya eden bir mümin, sanki seksen yılı aşkın bir ibadet hayatı yaşamış gibi sevap kazanır. Bu ne büyük bir lütuftur… Bu ne büyük bir rahmettir… Bu ne büyük bir fırsattır…
Bir insan düşünün ki ömrü boyunca ibadet ediyor. Namaz kılıyor… Kur’an okuyor… Allah’a dua ediyor… Ve bütün bu ibadetler seksen yıl boyunca devam ediyor. İşte Rabbimiz, kullarına olan merhametinden dolayı, o uzun ibadet ömrünün sevabını bir gecenin içine sığdırmıştır.
Bu, Allah’ın kullarına olan sonsuz merhametinin bir göstergesidir. Çünkü Rabbimiz kullarının kurtulmasını ister. Rabbimiz kullarının bağışlanmasını ister. Rabbimiz kullarının cennete girmesini ister. Bu yüzden kullarına böyle büyük fırsatlar sunar.
Aziz kardeşlerim… Bu gecenin bir başka özelliği de şudur: Bu gece rahmet gecesidir. Bu gece mağfiret gecesidir. Bu gece selamet gecesidir. Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor:
تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا
“O gece melekler ve Ruh iner.” (Kadir Suresi)
Müfessirler bu ayeti şöyle açıklamışlardır: Bu gece yeryüzü meleklerle dolar. Rahmet melekleri iner. Bereket melekleri iner. Dualara “âmin” diyen melekler iner. Yani bu gece, göklerle yer arasındaki perde adeta kalkar. Dualar daha hızlı yükselir. Tövbeler daha hızlı kabul edilir. Gözyaşları daha hızlı rahmete dönüşür.
Aziz müminler…
Bu geceyi değerli kılan bir başka hakikat daha vardır. O da şu müjdedir: Sevgili Peygamberimiz Muhammed şöyle buyurmuştur:
مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
“Kim Kadir gecesini imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Sahih Buhari)
Dikkat ediniz… Peygamber Efendimiz sadece ibadet demiyor. İmanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek… Yani kalbiyle… Samimiyetiyle… İçtenliğiyle… Gözyaşıyla… Tövbesiyle… İşte o zaman bu gece gerçek anlamını bulur..
Belki hayatımızda birçok hata yaptık. Belki birçok günah işledik. Belki Rabbimize karşı kusurlarımız oldu. Ama işte bu gece… Allah’ın rahmetinin kapıları sonuna kadar açıktır. Bu gece tövbe eden affedilir. Bu gece dua eden karşılığını bulur. Bu gece gözyaşı döken rahmete kavuşur. Yeter ki kul, Rabbine yönelsin… Yeter ki kalpten bir dönüş olsun… Yeter ki samimi bir tövbe olsun…
Ancak ne hazindir ki; Nice insanlar bu geceyi fark etmez. Nice insanlar vardır ki bu geceyi gaflet içinde geçirir. Nice insanlar vardır ki bu geceyi sıradan bir gece gibi yaşar. Ama akıllı mümin bilir ki… Bu gece ömür fırsatıdır.. Bu gece rahmet kapısıdır.. Bu gece kurtuluş gecesidir..
Aziz kardeşlerim…
Kadir gecesini bu kadar büyük ve kıymetli yapan sadece fazileti değildir. Bu geceyi asıl yücelten, insanlık tarihinin en büyük nimeti olan Kur’an’ın bu gecede indirilmeye başlanmış olmasıdır.. Bu gecede insanlığa gönderilen en büyük nimetin başlamış olmasıdır..
O nimet ki karanlıkları aydınlığa çeviren bir nurdur.. O nimet ki kalpleri dirilten bir rahmettir.. O nimet ki insanlığa doğru yolu gösteren ilahi bir rehberdir.. İşte o nimet, Kur'an-ı Kerim’dir.
Yüce Rabbimiz Kur’an’ın indirilişini bize şöyle haber verir:
إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ
“Şüphesiz biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz insanları uyaranız.” (Duhan Suresi 3)
Başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğruyu yanlıştan ayıran açık deliller olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara Suresi 185)
Değerli kardeşlerim… Kur’an’ın indirildiği o geceyi bir düşünelim. Dünya karanlık içindeydi. İnsanlık hakikatten uzaklaşmıştı. Zulüm, adaletsizlik ve cehalet yeryüzünü kaplamıştı. İnsanlar putlara secde ediyor… Zayıflar eziliyor… Kadınlar değersiz görülüyor… Yetimler korunmuyor… Güçlü olan haklı sayılıyordu..
İşte böyle bir zamanda… Bir gece… Sessiz bir dağda… Bir mağarada… İnsanlık tarihinin en büyük hadisesi gerçekleşti. O gece Hira Mağarası’nda Allah’ın elçisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Rabbine ibadet ediyordu.. Derken semadan bir melek indi.. O melek Cebrail’di. (a.s.) Ve insanlık tarihinin en büyük hitabı o gece başladı..
اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı bir alakadan yarattı. Oku! Senin Rabbin en büyük kerem sahibidir. O kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir.” (Alak Suresi)
Kıymetli Müslümanlar… İşte o gece… Yeryüzü vahiy ile tanıştı.. İnsanlık Kur’an ile tanıştı.. Kalpler ilahi mesaj ile tanıştı..
Bu yüzden Kadir gecesi sadece bir ibadet gecesi değildir.. Bu gece aynı zamanda Kur’an gecesidir.. Bu gece hidayet gecesidir.. Bu gece insanlığın yeniden diriliş gecesidir..
Kur’an’ın indirildiği geceyi ihya etmek demek, sadece ibadet etmek demek değildir.. Kur’an’ı okumak demektir.. Kur’an’ı anlamaya çalışmak demektir.. Kur’an’ın mesajını hayatımıza taşımak demektir.. Çünkü Kur’an sadece okunmak için gönderilmemiştir.. Kur’an yaşanmak için indirilmiştir.. Rabbimiz Kur’an’ın bize rehber olduğunu şöyle bildirir:
إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ
“Şüphesiz bu Kur’an en doğru yola iletir.” (İsra Suresi 9)
Değerli Müslümanlar… Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Kur’an’ın indirildiği bu geceyi ihya ederken, Kur’an ile olan bağımız ne durumdadır? Kur’an evimizde var mı? Kur’an hayatımızda var mı? Kur’an ahlakımızda var mı? Kur’an davranışlarımızda var mı?
Çünkü Kur’an sadece mushaflarda kalırsa, hayat değişmez. Ama Kur’an kalplere girerse… Hayatlar değişir.. Aileler değişir.. Toplumlar değişir.. Tarih değişir.. Nitekim Kur’an indiğinde böyle oldu. Çölde yaşayan bir toplum… Kısa zamanda dünyanın en adil medeniyetlerinden birini kurdu.. Çünkü onların hayatına Kur’an yön verdi..
Öyleyse, bu gece Kur’an’ın indirildiği gece olduğunu hatırdan çıkarmadan;bu gece Rabbimize söz verip, bundan sonraki hayatımızı Kur’an ile geçirelim.. Kur’anı okuyalım.. Kur’anı dinleyelim.. Kur’an üzerine düşünelim.. Ve en önemlisi… Kur’an’ın mesajını kalbimize indirelim..
Değerli Kardeşlerim… Kur’an’ın indirildiği bu mübarek geceyi en iyi anlayan ve en güzel değerlendiren kişi ise hiç şüphesiz Allah Resûlü’dür.. O, bu gecenin kıymetini çok iyi biliyordu.. Ve bu geceyi en güzel şekilde değerlendiren kişi hiç şüphesiz oydu.. O, (s.a.v.) Ramazan ayının son günleri yaklaştığında ibadetini daha da artırır, adeta kendisini tamamen kulluğa verirdi. Nitekim Hz. Âişe validemiz şöyle anlatır:
كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ إِذَا دَخَلَ العَشْرُ الأَوَاخِرُ مِنْ رَمَضَانَ أَحْيَا اللَّيْلَ وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ وَشَدَّ المِئْزَرَ
“Allah Resûlü Ramazan’ın son on günü girdiğinde geceyi ihya eder, ailesini uyandırır ve ibadete daha fazla sarılırdı.” (Sahih Buhari)
Bu hadis bize Peygamberimizin bu geceye nasıl baktığını açıkça gösteriyor. O sadece kendisi ibadet etmiyordu. Ailesini de uyandırıyordu. Sevdiklerini de bu bereketten mahrum bırakmak istemiyordu. Çünkü bu gece rahmet gecesiydi. Bu gece mağfiret gecesiydi. Bu gece kurtuluş gecesiydi. Sevgili Peygamberimiz bir başka hadisinde şöyle buyurur:
تَحَرَّوْا لَيْلَةَ الْقَدْرِ فِي الْعَشْرِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ
“Kadir gecesini Ramazan’ın son on gecesinde arayın.” (Sahih Buhari)
Peygamber Efendimiz bize Kadir gecesinin kesin zamanını açıkça söylememiştir. Bunun hikmeti şudur: Müminler sadece bir gece değil, Ramazan’ın son günlerinin tamamını ibadetle değerlendirsinler. Yani bu gecenin kıymetini bilen mümin, sadece bir geceyi değil, birçok geceyi ihya eder.
Peygamberimizin bu geceye verdiği değeri anlatan çok önemli bir müjde daha vardır. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur:
مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
“Kim Kadir gecesini imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.” (Sahih Buhari)
Dikkat ediniz aziz kardeşlerim… Burada iki önemli şart vardır: Birincisi: İmanla… Yani bu gecenin Allah katındaki değerine inanarak… İkincisi: Sevabını Allah’tan bekleyerek… Yani gösteriş için değil… İnsanlar görsün diye değil… Sadece Allah rızası için… İşte böyle bir ihya… Böyle bir kulluk… Böyle bir samimiyet… İnsanın geçmiş günahlarının bağışlanmasına vesile olur.
Bir düşünelim… Peygamber Efendimiz günahsızdı. Allah onu korumuştu. Ama buna rağmen o, Ramazan’ın son günlerinde ibadetini artırıyordu. Geceleri uykusunu azaltıyordu. Uzun uzun secdelerde Rabbine yalvarıyordu. Peki bizler… Nice kusurları olan bizler… Nice günahları olan bizler… Bu geceyi nasıl geçirmeliyiz? İşte Peygamberimizin hayatı bize bu sorunun cevabını veriyor. Bu geceyi gafletle geçirmemeliyiz. Bu geceyi sıradan bir gece gibi görmemeliyiz. Bu geceyi ibadetle, dua ile, Kur’an ile ve tövbe ile değerlendirmeliyiz.
Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda bu gecenin nasıl değerlendirileceğini çok açık bir şekilde görüyoruz. O halde şimdi kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz bu mübarek geceyi nasıl değerlendirmeliyiz? Hangi ibadetlerle ihya etmeliyiz? Hangi duaları yapmalıyız? Hangi fırsatları değerlendirmeliyiz? Şimdi geliniz… Bu mübarek geceyi nasıl değerlendirmemiz gerektiğine birlikte bakalım.
Kadir Gecesini Nasıl Değerlendirmeliyiz?
Değerli Müslümanlar… İçinde bulunduğumuz bu mübarek Kadir Gecesi, Rabbimizin kullarına lütfettiği en büyük fırsatlardan biridir. Bu gece, yalnızca takvimde yer alan mübarek bir zaman dilimi değildir; aynı zamanda kulun Rabbi ile bağını yeniden kurduğu, kalbini arındırdığı, hayatını gözden geçirdiği ve geleceği için yeni bir yön belirlediği çok kıymetli bir fırsat gecesidir. Bu sebeple akıllı bir mümin, böyle bir geceyi gafletle geçirmek yerine, onu ibadetle, dua ile, tövbe ile ve tefekkürle değerlendirmeye çalışır.
Bu geceyi değerlendirmek demek, sadece birkaç ibadet yapmak demek değildir. Asıl olan, kalbin Allah’a yönelmesi, insanın iç dünyasında samimi bir dönüş yaşamasıdır. Çünkü ibadetlerin değeri, yalnızca dış görünüşleriyle değil, kalpteki samimiyetle ölçülür.
Bu sebeple bu geceyi değerlendirmenin ilk yolu namazdır. Namaz, kul ile Rabbi arasında kurulan en güçlü bağdır. İnsan secdeye vardığında, dünyaya ait bütün yüklerden uzaklaşır, kalbini Rabbine açar ve huzurun gerçek kaynağına yönelmiş olur. Bu yüzden Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), özellikle Ramazan gecelerinde namazı daha uzun ve daha huşu içinde kılardı..
Kadir gecesi; Namazla, secdeyle, kıyamla ve duayla ihya edilen bir gecedir. İnsan bu gece secdeye vardığında, belki de hayatında ilk defa kalbinin derinliklerinden gelen bir samimiyetle Rabbine yönelir ve o secde, onun hayatında yeni bir başlangıcın kapısını aralar.
Değerli Kardeşlerim… Bu geceyi değerlendirmenin bir başka yolu ise Kur’an ile meşgul olmaktır. Çünkü bu gece, Kur'an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecedir. Dolayısıyla Kur’an’ın indirildiği bir gecede Kur’an’dan uzak kalmak, bu gecenin ruhunu tam olarak anlamamak demektir. Mümin bu gece Kur’an okur, Kur’an dinler, Kur’an üzerinde düşünür ve onun mesajını kalbine yerleştirmeye çalışır. Yüce Rabbimiz Kur’an hakkında şöyle buyurur:
كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ
“Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır; insanlar onun ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye indirilmiştir.” (Sad Suresi 29)
Bu ayet bize Kur’an’ın sadece okunmak için değil, anlaşılmak ve yaşanmak için gönderildiğini hatırlatır. Bu yüzden Kadir gecesi Kur’an ile bağımızı yenilemek için çok büyük bir fırsattır.
Aziz kardeşlerim… Bu geceyi değerlendirmenin bir diğer yolu da dua ve niyazdır. Çünkü dua, kulun Rabbine en samimi şekilde yöneldiği andır. İnsan dua ederken kalbinin derinliklerini Allah’a açar, aczini ve ihtiyaçlarını itiraf eder ve Rabbinden yardım ister. Sevgili Peygamberimiz bu gece için çok özel bir dua öğretmiştir. Hz. Âişe validemiz Peygamberimize şöyle sormuştur: “Ey Allah’ın Resûlü! Eğer Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” Peygamber Efendimiz ona şu duayı öğretmiştir:
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ العَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
“Allah’ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.” (Sünen Tirmizi)
Bu dua kısa ama son derece derin bir anlam taşır. Çünkü insanın bu dünyada sahip olabileceği en büyük nimetlerden biri, Allah’ın affına nail olabilmektir. Zira kulun günahları ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın rahmeti onlardan daha büyüktür. Bu yüzden Kadir gecesi, tövbe etmek için en güzel gecelerden biridir. İnsan bu gece Rabbine yönelir, geçmiş hatalarını düşünür, işlediği günahlardan pişmanlık duyar ve samimi bir kalple tövbe eder. Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nur Suresi 31)
Kıymetli Müslümanlar… Bu geceyi değerlendirmenin bir başka yolu da tefekkürdür, yani insanın kendi hayatı üzerine düşünmesidir. Mümin bu gece kendisine şu soruları sormalıdır: Ben nasıl bir kulum? Allah ile olan bağım ne durumdadır? Namazım, ibadetlerim, Kur’an ile ilişkim nasıl? Belki de bu sorular, insanın hayatında büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Çünkü bazen bir gece, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir.
Değerli Kardeşlerim.. İçinde bulunduğumuz bu mübarek Kadir Gecesi, yalnızca ibadetlerin çoğaltıldığı bir gece değildir. Bu gece aynı zamanda kalplerin temizlendiği, gönüllerin arındığı, kırgınlıkların sona erdiği ve müminlerin birbirine yeniden yaklaştığı rahmet dolu bir gecedir. Çünkü İslam sadece ibadetlerden ibaret değildir. İslam aynı zamanda güzel ahlâktır, merhamettir, affetmektir ve gönülleri kazanma dinidir. İnsan ne kadar ibadet ederse etsin, eğer kalbinde kin, haset ve kırgınlık taşıyorsa o ibadetlerin ruhu eksik kalır. İşte bu yüzden Kadir gecesi, sadece secdelerle değil, aynı zamanda temizlenen kalplerle ihya edilmesi gereken bir gecedir.
İnsan kalbi çok hassas bir emanettir. Kalp bazen kırılır, bazen incinir, bazen de kırar ve incitir. Hayatın içinde yaşanan anlaşmazlıklar, kırgınlıklar ve dargınlıklar zamanla kalpte birikir ve insan farkına varmadan gönlünü karartır. Oysa müminin kalbi kin ve nefretin değil, merhamet ve affın mekânı olmalıdır.
Sevgili Peygamberimiz Muhammed bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır:
تُفْتَحُ أَبْوَابُ الجَنَّةِ يَوْمَ الِاثْنَيْنِ وَالخَمِيسِ فَيُغْفَرُ لِكُلِّ عَبْدٍ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا إِلَّا رَجُلًا كَانَتْ بَيْنَهُ وَبَيْنَ أَخِيهِ شَحْنَاءُ فَيُقالُ أَنْظِرُوا هَذَيْنِ حَتَّى يَصْطَلِحَا
“Pazartesi ve Perşembe günleri cennet kapıları açılır ve Allah’a şirk koşmayan her kul bağışlanır. Ancak birbirine kin besleyen iki kişi bundan istisna edilir ve ‘Bu ikisini barışıncaya kadar bekletin’ denilir.” (Sahih Muslim)
Düşünün ki Allah’ın rahmet kapıları açılıyor, bağışlanma fırsatı sunuluyor; fakat kalbinde kin taşıyan bir insan bu büyük rahmetten mahrum kalabiliyor. İşte bu yüzden müminin kalbi temiz olmalıdır. Gönlünde kin değil merhamet olmalıdır. İçinde nefret değil affedicilik bulunmalıdır. Yüce Rabbimiz Kur’an’da müminlerin güzel ahlâkını anlatırken şöyle buyurur:
وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ
“Affetsinler, bağışlasınlar. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?” (Nur Suresi 22)
Bu ayet bize çok derin bir hakikati hatırlatır: Eğer biz Allah’ın bizi affetmesini istiyorsak, bizim de insanları affetmemiz gerekir. Çünkü affeden insan, Allah’ın affına daha layık olur. Kadir gecesi, işte tam da bunun için bir fırsattır. Belki yıllardır konuşmadığımız bir akrabamız vardır… Belki kalbimizi kırmış bir dostumuz vardır… Belki de bizim kırdığımız bir insan vardır. İşte bu gece o kırgınlıkları bitirmek için en güzel gecedir. Belki bir telefon… Belki bir mesaj… Belki de samimi bir “hakkını helal et” sözü… Bazen küçük bir adım, yılların kırgınlığını sona erdirebilir.
Unutmayalım ki İslam kardeşlik dinidir. Müminler arasında sevgi ve merhamet olması gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz müminlerin birbirleriyle olan bağını şöyle anlatır:
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ الْوَاحِدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى
“Müminlerin birbirlerine olan sevgi, merhamet ve şefkatleri bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsız olduğunda diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona katılır.” (Sahih Buhari)
İşte Kadir gecesi, bu kardeşliğin yeniden hatırlandığı bir gecedir. Müminler bu gece kalplerini temizler, kırgınlıkları giderir ve gönüllerini Allah’ın rahmetine hazır hâle getirir. Çünkü temiz bir kalp, Allah’a en güzel şekilde yönelen kalptir.
Bu sebeple Kadir gecesi kalplerimizi arındırmak için büyük bir fırsattır. Fakat bu gece bize yalnızca kalplerimizi temizlemeyi değil, aynı zamanda hayatımızı gözden geçirmeyi de öğretir. Çünkü bazen bir gece, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir. Bazen samimi bir tövbe, yeni bir hayatın başlangıcı olabilir. İşte bu yüzden Kadir gecesi, mümin için yeni bir başlangıç gecesidir..
Kadir Gecesi: Yeni Bir Başlangıç ve Samimi Bir Tövbe Fırsatı
Değerli Kardeşlerim… İçinde bulunduğumuz bu mübarek Kadir Gecesi, sadece geçmişi hatırladığımız bir gece değildir. Aynı zamanda geleceğimizi yeniden şekillendirebileceğimiz, hayatımız için yeni bir yön belirleyebileceğimiz çok kıymetli bir fırsat gecesidir. Çünkü insan hayatı boyunca zaman zaman hatalar yapar, yanlışlara düşer, gaflete kapılır ve Rabbine karşı görevlerini ihmal edebilir. Ancak Rabbimiz kullarını hiçbir zaman umutsuzluğa terk etmez; aksine onları sürekli olarak tövbeye ve dönüşe davet eder. İşte Kadir gecesi, bu davetin en güçlü şekilde hissedildiği gecelerden biridir.
Bu gece, insanın kendi hayatını yeniden gözden geçirdiği, kalbinin derinliklerinden gelen bir pişmanlıkla Rabbine yöneldiği ve yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiği mübarek bir gecedir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kullarına olan merhametini şöyle ifade eder:
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“De ki: Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Zümer Suresi 53)
Bu ayet Kur’an’ın en umut verici ayetlerinden biridir. Çünkü bu ayet, ne kadar günah işlemiş olursa olsun hiçbir insanın Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşmemesi gerektiğini açıkça bildirir. İnsan bazen hayatının bir döneminde gaflete kapılabilir. Namazını ihmal etmiş olabilir, Kur’an’dan uzaklaşmış olabilir veya hatalı tercihler yapmış olabilir. Fakat Rabbimizin rahmeti o kadar büyüktür ki samimi bir tövbe ile bütün bu günahlar silinebilir. Sevgili Peygamberimiz Muhammed tövbenin önemini şöyle ifade eder:
كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ
“Âdemoğlunun hepsi hata yapar; hata yapanların en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.” (Sünen Tirmizi)
Bu hadis bize çok önemli bir hakikati hatırlatır: İnsan hatasız değildir. Hata yapmak insan olmanın bir parçasıdır. Ancak insanı değerli kılan şey, hatasından sonra Rabbine yönelmesi ve samimi bir şekilde tövbe etmesidir. İşte Kadir gecesi, böyle bir tövbe için en güzel gecelerden biridir. Çünkü bu gece rahmet kapıları sonuna kadar açıktır. Duaların kabul edilme ümidi çok büyüktür. İnsan kalbinin en derin yerinden gelen bir pişmanlıkla Rabbine yöneldiğinde, Allah onun tövbesini kabul eder. Yüce Rabbimiz Kur’an’da şöyle buyurur:
وَهُوَ الَّذِي يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ وَيَعْفُو عَنِ السَّيِّئَاتِ
“O, kullarının tövbesini kabul eden ve kötülükleri bağışlayandır.” (Şura Suresi 25)
Kıymetli Müslümanlar.. Belki aramızda uzun zamandır namazına başlayamayan kardeşlerimiz vardır. Belki Kur’an ile bağı zayıflamış olanlar vardır. Belki hayatında bazı yanlışlardan kurtulmak isteyen ama bir türlü adım atamayan insanlar vardır. İşte Kadir gecesi tam da bunun için bir fırsattır. Bu gece insan için yeni bir başlangıç olabilir. Bu gece bir karar gecesi olabilir. Bu gece insanın kalbinde yeni bir sayfa açılabilir. Belki bu gece kılınan bir namaz… Belki bu gece yapılan samimi bir dua… Belki bu gece dökülen birkaç damla gözyaşı… İnsanın bütün hayatını değiştirebilir.
Nice insanlar vardır ki hayatlarında bir gece Rabbine yönelmiş ve o gece onların hayatının dönüm noktası olmuştur. Nice insanlar vardır ki bir secdede yaptıkları tövbe ile bambaşka bir hayatın kapısını aralamışlardır. İşte Kadir gecesi, böyle bir dönüş için en güzel gecelerden biridir.
Kadir gecesi, tövbe edenlerin affedildiği, kalplerin temizlendiği ve hayatların yeniden şekillendiği mübarek bir gecedir. Ancak bu geceyi gerçekten değerlendirebilmek için insanın bir gerçeği çok iyi anlaması gerekir. Bu gece büyük bir fırsattır… Ama bu fırsat her zaman karşımıza çıkmayabilir. Belki de bu gece, hayatımızda ulaşacağımız son Kadir gecesi olabilir. İşte bu yüzden mümin, bu geceyi gafletle geçirmek yerine onu ibadetle, dua ile ve samimi bir kullukla değerlendirmeye çalışır. Şimdi geliniz… Bu mübarek gecenin sonunda Rabbimize nasıl yönelmemiz gerektiğine ve hangi dualarla geceyi tamamlamamız gerektiğine birlikte bakalım.
Dua ve Niyaz: Bu Mübarek Geceyi Dua ile Tamamlamak
Bu geceyi ibadetle değerlendiren bir mümin için yapılacak en güzel kulluklardan biri de samimi bir kalple dua etmektir. Çünkü dua, kulun Rabbine en içten şekilde yöneldiği, kalbininin derinliklerini Allah’a açtığı ve aczini itiraf ettiği bir ibadettir.
Dua eden insan aslında şunu itiraf eder: “Ya Rabbi! Ben güçsüzüm, Sen güç sahibisin. Ben muhtacım, Sen her şeyin sahibisin. Ben kulum, Sen Rabbimsin.” İşte bu samimi yöneliş, insanın kalbini Allah’a yaklaştıran en büyük ibadetlerden biridir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kullarını duaya şöyle davet eder:
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ
“Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size cevap vereyim.” (Mümin Suresi 60)
Bu ayet bize dua kapısının her zaman açık olduğunu hatırlatır. İnsan ne zaman Rabbine yönelirse yönelsin, Allah onu işitir ve onun duasına karşılık verir. Özellikle böyle mübarek gecelerde yapılan duaların kabul edilme ümidi daha da büyüktür. Sevgili Peygamberimiz Muhammed dua hakkında şöyle buyurmuştur:
الدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ
“Dua ibadetin ta kendisidir.” (Sünen Tirmizi)
İnsan dua ederken sadece kendi ihtiyaçlarını dile getirmez; aynı zamanda Rabbine olan bağlılığını, sevgisini ve teslimiyetini de ifade eder. Bu yüzden Kadir gecesi dua için en güzel gecelerden biridir.
Bu gece dua ederken sadece kendimizi düşünmemeliyiz. Dualarımızın ufku geniş olmalıdır. Kendimiz için dua ettiğimiz gibi ailemiz için, çocuklarımız için, anne babamız için, sevdiklerimiz için ve bütün ümmet için dua etmeliyiz.
Bu gece mazlumlar için dua etmeliyiz. Zor durumda olan insanlar için dua etmeliyiz. Hastalar için şifa dilemeliyiz. Sıkıntı içinde olanlar için ferahlık istemeliyiz. Çünkü müminin duası sadece kendisi için değil, bütün insanlık için rahmet dilemesidir.
Yüce Rabbimiz Kur’an’da müminlerin şu duasını bizlere öğretir:
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ
“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde müminlere karşı kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli ve çok merhametlisin.” (Haşr Suresi 10)
Dua ederken geçmişlerimizi de unutmamalıyız. Bu dünyadan ahirete göç etmiş anne babalarımız, akrabalarımız ve sevdiklerimiz için de dua etmeliyiz. Çünkü onların en çok ihtiyaç duyduğu şey bizim dualarımızdır. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
إِذَا مَاتَ ابْنُ آدَمَ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
“İnsan öldüğünde ameli kesilir; ancak üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Sahih Muslim)
Değerli kardeşlerim… Bu mübarek geceyi dua ile tamamlamak, kalplerimizi Rabbimize açmak ve samimi bir şekilde niyazda bulunmak için ellerimizi semaya kaldırmaya ve yapacağımız dualara amin demeye sizleri davet edyorum..
Allah’ım… Bu mübarek Kadir Gecesi’nin hürmetine bizleri affeyle. Kalplerimizi imanla dirilt. Günahlarımızı bağışla.
Ya Rabbi… Bu gece yaptığımız duaları kabul eyle. Bizi Kur’an’ın yolundan ayırma. Bizi Kur'an-ı Kerim’in ahlâkıyla yaşayan kullarından eyle..
Ailelerimize huzur ver. Gençlerimize iman ve istikamet nasip eyle Allahım!
Hastalarımıza şifa ver. Sıkıntı içinde olanlara ferahlık ihsan eyle Allahım! Ümmet-i Muhammed’e birlik ve dirlik nasip eyle. Mazlumlara yardım eyle. Kalplerimize kardeşlik ve merhamet yerleştir. Allah’ım…
Bu geceyi hakkıyla ihya eden kullarından eyle. Bizi affına ve rahmetine nail olan kullarından eyle. Allahım..
آمِينَ، وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Hazırlayan: Ahmet KOÇ / Sakarya İl Vaizi