İMTİHAN SORULARININ ÇIKACAĞI KİTAP: KUR’AN-I KERİM

Haftanın Vaazı.. 26.06.2026 tarihli; "İmtihan Sorularının Çıkacağı Kitap:Kur’an-ı Kerim" konulu Haftanın Vaazı sitemize yüklenmiştir..

İmtihan Sorularının Çıkacağı Kitap:Kur’an-ı Kerim

Aziz Müminler, Kıymetli Kardeşlerim! 

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Cenâb-ı Hakk’ın bütün insanlığa göndermiş olduğu son ilahi mesajdır. İndirildiği andan kıyamete kadar bütün insanlık için ilahi bir rehberdir. Rabbimizin kullarına duyduğu engin şefkat ve merhametin en büyük tecellisidir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in en büyük mucizesidir. Kur’an’ın hükmü kıyamete kadar bâkîdir. Bir harfi bile değişmemiş ve asla değiştirilemeyecektir. 

Bu hususta rabbimizin vaadi açık ve nettir: 

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

“Şüphesiz Kur’an’ı biz indirdik. Onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr, 9)

Kardeşlerim! 

Yüce Rabbimiz bizleri bu dünyaya tesadüfen, başıboş yaşayalım diye değil; belirli bir gaye ve bir imtihan için göndermiştir. Bu dünya hayatı, geçici bir durak ve ebedi ahiret yurdunun kazanılacağı sınav yeridir. “Dünya âhiretin tarlasıdır” şeklindeki hikmetli sözde ifade edildiği üzere, cennet, tohumunu bu dünyada ektiğimiz güzel bir bahçe, cehennem de ateşini bu dünyadan götürdüğümüz kötü bir yangın yeridir. İşte bundan dolayıdır ki, her başlangıcın bir sonu olduğu gibi dünya hayatının da sonu ahiretle neticelenir. Nasıl ki her imtihanın bir çalışma kitabı varsa, dünya hayatında da insanların çalışmaları ve hazırlık yapmaları gereken bilgileri ihtiva eden kitap hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. 

Rabbimiz, Hz. Âdem’den Efendimiz (s.a.v.)’e kadar her topluma bu sınavda başarılı olmaları için rehberler ve kitaplar göndermiştir. Bizlere gönderilen son kitap, son rehber, dünya ve ahiret saadetinin anahtarı olan hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’dir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

إِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ، وَأَحْسَنَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ 

“Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabı; hâl ve tavrın en güzeli ise Muhammed’in hâl ve tavrıdır.” (Nesâî, Îdeyn, 22)

Kardeşlerim! 

Eğer bizler bu hayat yolculuğunda selamet istiyorsak, takip edeceğimiz şaşmaz rehber Kur’an-ı Kerim; örnek alacağımız yegâne şahsiyet ise Efendimiz (s.a.v.) olmalıdır. Bu iki temel esas, bizleri hem dünyada hem de ahirette selamete ulaştıracak tek gerçektir.

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim! 

Kur’an-ı Kerim, insanın yaşam süreci içerisinde yönünü tayin edip yolunu bulacağı bir hayat rehberidir. Kim bu rehberden yoksun yaşarsa, hayatın anlamını yitirir. Kim hayatına anlam katıp, çağımızın girdapları içerisinde debelenmekten kurtulmayı arzularsa, Rabbinin yoluna, Kur’an-ı Kerim’e yönelmelidir. Aksi takdirde çıkış yolunu bulamayacak, hayatın getirdiği anlamsızlık girdabı içinde boğulup kalacaktır.


Muhterem Müslümanlar! 

Unutmayalım ki, her öğrenci sınav sorularının hangi kitaptan çıkacağını bilmek ister. Bizim ebedi hayatımızı belirleyecek olan büyük imtihanın soruları da ancak Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’den gelecektir. 

Rabbimiz Zuhruf Suresi 44. ayette bizleri şöyle ihtar etmektedir:

وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ 

“Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf, 44)

Kardeşlerim! 

Üzülerek ifade etmek isterim ki, bizler bugün fani dünyanın geçiciliğine aldandık, asıl sorumlu olduğumuz büyük sınavın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’imden uzaklaştık, kendisini yaratan Rabbinin mesajından habersiz bir hale geldik! Yarın huzur-u ilahide Rabbimiz; “Ey kulum, sana koca bir ömür verdim, mesajımı okudun mu?” diye sorduğunda, “Vaktim yoktu” diyemeyeceğiz elbette… 

Rabbimiz Tekasür Suresi'nde şöyle buyuruyor:

ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ 

“Sonra o gün, size verilen bütün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür, 8)

Kardeşlerim!

Bizlere bahşedilen en büyük nimet, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran, hakkı batıldan ayıran ve kıyamete kadar hükmü baki olan Kur’an-ı Kerim’dir… Yine Rabbimizin bizlere bahşettiği nimetlerin başında iman nimeti gelir... Müslüman beldelerde dünyaya gelmek ve günde beş vakit ezanların okunduğu diyarlarda yaşama nimeti gelir... Her ilde, her ilçede, hatta köylerde bile Kur’an öğrenme imkânına sahip olma nimeti gelir… Rabbimizin verdiği bu kadar güzel nimetler karşısında bizlere düşen görev ise şükretmektir. Şimdi kendimize şunu soralım: Bu kadar nimetin şükrünü hakkıyla eda edebildik mi? Rabbimizin bizlere sunduğu bu değerlerin kadr-ü kıymetini bilebildik mi? Geliniz kardeşlerim, nimetlerin farkında olalım, teşekkürün en güzelini rabbimizin kelamıyla hemhâl olarak gösterelim…

KALPLERE ŞİFA, MÜMİNLERE RAHMET VESİLESİ OLAN KİTAP: KUR’AN-I KERİM.

Değerli Kardeşlerim! 

Kur’an-ı Kerim sadece bir bilgi kitabı değil, aynı zamanda manevi hastalıklarımızın reçetesi, gönüllerimizin şifasıdır. 

Rabbimiz şöyle buyurur:

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ 

“Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz…” (İsra, 82)


Kardeşlerim! 

Bedensel hastalıklarımız için doktor kapılarını aşındırdığımız gibi; ruhsal bunalımlarımız, ahlaki zafiyetlerimiz ve hayatın yükü altında ezilen kalplerimiz için de Kur’an’ın şifasına muhtacız. Unutmayalım ki, Kur’an, altı bin iki yüz otuz altı ayettir; Her harfi, her sözüyle müminlere rahmettir. Kur’an; kalplerin sekinet bulduğu, akılların ikna olduğu hikmet yüklü bir membaadır. 

Kardeşlerim! 

Kur’an; Allah’ın kitabı, sözlerin en güzeli ve en doğrusudur. O, bizi en doğru yola ileten şifa kaynağımız, hidayet rehberimiz ve rahmet vesilemizdir. 

Nitekim Yunus Suresi 57. Ayette ifade edildiği üzere Rabbimiz şöyle buyurulmaktadır:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ 

“Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.” (Yunus 57)

Evet! Kur’an-ı Kerim, insanları inançsızlığın karanlıklarından hidayetin aydınlığına çıkarmak için Yüce Allah’tan gelen eşsiz bir hitaptır. Daralan gönüllerimize ferahlık veren Rahmani bir ses ve nefestir. Sevgili Peygamberimizin ümmetine bıraktığı en değerli emanettir.

Aziz ve Muhterem Müslümanlar! 

Kur’an’la dost olan, onun ahlakıyla ahlaklanan kişi kâmil insan olur. Kalbinde Kur’an’dan hiçbir şey bulunmayan kimse ise Peygamberimizin ifadesiyle “harap bir ev gibidir.”

 Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:

إِنَّ الَّذِي لَيْسَ فِي جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ الْقُرْآنِ كَالْبَيْتِ الْخَرِبِ 

“Kalbinde Kur’an’dan hiç birşey bulunmayan kimse harap bir ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)

Kardeşlerim! 

Şimdi her bir Müslüman şunu düşünmelidir: “Gönlüm harabe bir ev gibi mi, yoksa gönlüm Allah’ın kelamıyla nurlanmış, şifayla dolmuş bir halde mi?” İşte bu soru bizim yolumuzu açacak ve nefis muhasebesi yapmamızı sağlayacaktır. Vereceğimiz cevaplar ise bundan sonraki halimizi belirleyecektir.

YAZ KUR’AN KURSLARININ ÖNEMİ VE NESİLLERİN KUR’AN-I KERİMLE BULUŞMASI.

Aziz ve Muhterem Kardeşlerim! 

Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği en güzel nimetlerden ve en değerli emanetlerden biri de çocuklarımızdır. Milletimizin en kıymetli sermayesidir. İstiklal ve istikbalimizin güvencesidir. Böylesi değerli bir hazineyi her türlü kötülük ve olumsuzluktan koruyup gözetmek, başta anne babalar olmak üzere hepimizin ortak görevidir. Çocuklarımızın bedenlerinin sağlıklı olması için gösterdiğimiz özen ve çabayı, ruhlarının da sağlıklı olması için göstermeliyiz. Dünyada okul başarıları ve kariyerleri için gösterdiğimiz hassasiyeti, ahirette ebedi huzur ve mutluluğa ulaşmaları için de göstermeliyiz.

Kardeşlerim! 

Önümüzdeki günlerde yavrularımız Kur’an kurslarına gidecek; Hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim ile buluşacaklar. Rahmet elçisi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in örnek hayatıyla tanışacaklar. Abdest, namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetleri daha iyi öğrenecekler. Neşeli ve eğlenceli bir ortamda “Din Gönüllüsü” hocalarımız marifetiyle sahih dini bilgiyi elde edecekler İnşallah…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizlere şu müjdeyi vermiştir:

خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ 

“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)

Kardeşlerim! 

Şimdi bu hadis-i şerif üzerine düşünelim… Herkes en iyilerden olmak, en hayırlı insan mertebesine ulaşmak ister değil mi? İşte efendimiz (sav.) bize bunun yolunu ve yöntemini haber veriyor; Kur’an’la hemhal olanların, onu öğrenen, öğreten ve yaşayanların en hayırlılarımız olacağını müjdeliyor. O halde en hayırlı olmaya talip olanın yolu Kur’an’dan geçmektedir. Başka yollar aramaya lüzum yoktur. 

Kardeşlerim! 

Geliniz bu güzel kutlu yolu çocuklarımıza kolaylaştıralım, onları yaz kurslarına teşvik edelim. Zihinlerini günümüzün kirleriyle değil, Allah’ın nuru ve kelamıyla buluşturalım. Unutmayalım ki, çocuklarımızın sadece dünyevi geleceklerini değil, ahiretlerini de inşa etmek zorundayız. Zira evlatlarımız bize Rabbimizin birer emaneti ve imtihan vesilesidir. Bir ilkokul öğrencisinin okuma yazma öğrenmesi nasıl takdir ediliyorsa, evlatlarımızın da Allah’ın kelamını tanıması, o mesajla hayatına yön vermesi en büyük başarıdır. 

Kardeşlerim! 

Unutmayalım ki, Kur’an’la sulanmayan bir iman zamanla zayıflar. Unutmayalım ki, her ertelenen iş başlanmadan öylece kalır. Unutmayalım ki, çocuklarımızı bugünlerde Kur’an-ı Kerim’le tanıştırmazsak, yarın geç kaldığımızda yapacağımız bir şey kalmaz. O halde geliniz bu fırsatları güzel değerlendirelim…

Kardeşlerim, şimdi bir düşünelim: 

Evladımız ardımızdan bize bir Fatiha bile okuyamıyor; hayatında Kur’an’dan bir eser, din adına hiçbir emare yok… Ne hazin bir manzara ne acı bir gerçektir bu! İşte kardeşlerim, yavrularımızı bugün camilerle buluşturmazsak yarın karşılaşacağımız acı gerçek tam olarak budur. Oysa insanın ardından bir Fatiha okuyanı, hayır dualar edeni olsa; hele hele bir Cuma gecesi “Anamın, babamın, atamın ruhuna bir Yasin okuyayım” diyen bir evladı olsa ne güzel olurdu değil mi? İşte kardeşlerim, İnşallah önümüzdeki günlerde yavrularımız camilere koşacak, Kur’an’la hemhâl olacak ve biiznillah hayırlı birer evlat olarak yetişecekler…



Kardeşlerim! 

Bir diğer yandan evlatlarımızı yaz kurslarına göndererek onlara sadece Kur’an okumayı değil, Kur’an ahlakını da öğretmeliyiz.  

Bir defasında “Ey müminlerin annesi, bana Resulullah’ın ahlâkını anlatır mısın?” diye soran bir kişiye, Hz. Âişe validemiz şöyle cevap vermişti: “Sen Kur’an okumuyor musun? Onun ahlakı Kur’an’dı.” demişti. (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 26)

Kardeşlerim! Geliniz hep birlikte bu yaz dönemini Kur’an ahlakıyla ahlaklanma ve bir ömür sürdürme kararı alalım…

KIYAMETE KADAR BÂKİ, YAŞANMASI GEREKEN KİTAP: KUR’AN-I KERİM.

Değerli Müslümanlar! 

Bugün en büyük problemimiz, Kur’an’ı hayatın dışına itmemizdir. Kur’an sadece mezarlıklarda okunmak, duvarlara asılmak ya da bir fal kitabı gibi bakılmak için inmemiştir. 

İstiklal Şairimiz Mehmet Âkif’in dediği gibi:

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.

Kur’an’ın amacı, insanlar arasında Allah’ın gösterdiği şekilde hüküm vermek ve onları karanlıktan aydınlığa çıkarmaktır. 

Rabbimiz bu hususu şu şekilde ifade ediyor:

الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ 

“Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.” (İbrahim 1)

Kardeşlerim! 

Eğer bizler Kur’an okuduğumuz halde alışverişimizde yalan dolan, ticaretimizde faiz, aile hayatımızda iffetsizlik varsa; Kur’an ahlakı henüz bize sirayet etmemiş, Kur’an kalbimize henüz şifa olmamış demektir. Yaşanan bu hazin tablonun faturası, mensubu olduğumuz din-i mübîn-i İslam’a kesilmemelidir. Aksine, eksikliğin bizlerde olduğu iyice idrak edilmeli, behemehâl eksikliklerimiz giderilmelidir.

Muhterem Müslümanlar! 

Bugün İslam ümmetinin yaşadığı zilletin ve dağınıklığın temel sebebi, Kur’an ile olan bağımızın zayıflığıdır. Kur’an’ı terk etmek; onu hiç okumamak değil, okuduğu halde hayatına müdahale ettirmemektir. Eğer biz Kur’an okuduğumuz halde alışverişimizde hile yapıyor, komşumuzun gıybetini ediyor, adaletten sapıyorsak, biz o kitabı yaşamıyoruz demektir. Bundan dolayıdır ki, gerçek saygının Mushaf’ı öpmek değil hükmüne boyun eğip hayata tatbik etmek olduğunu ifade etmemiz gerekir. 


Kıymetli Kardeşlerim! 

Bizler Kur’an’ı baş tacı yapan, onu öpüp alnına koyan bir milletiz; bu çok güzel bir hürmettir. Ancak gerçek saygı, Mushaf’ın kağıdına değil, içindeki ilahi emirlere itaatle olur. Kur’an; ticaretimize, sosyal ilişkilerimize ve ahlakımıza yön veriyorsa biz ona gerçekten saygı duyuyoruz demektir. Kur’an; faizi, gıybeti, zannı, haksızlığı yasaklarken biz bunları yapmaya devam edersek Kur’an bize şifa olmaz. Kur’an bize şefaatçi olmaz. Olsa olsa rabbimizin huzurunda bizden şikayetçi olur!

YÜZ ÇEVİRENLERİN HAZİN BİR SONLA KARŞILAŞACAĞI KİTAP: KUR’AN-I KERİM.

Kıymetli Kardeşlerim! 

Kur’an’dan uzaklaşmak, karanlığa mahkûm olmaktır. Sıkıntılı bir hayat yaşamaktır. Kıyamet günü kör olarak haşrolmak demektir. 

Rabbimiz Taha Suresi’nde şöyle buyurur:

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنِي أَعْمَى وَقَدْ كُنتُ بَصِيرًا قَالَ كَذَلِكَ أَتَتْكَ آيَاتُنَا فَنَسِيتَهَا وَكَذَلِكَ الْيَوْمَ تُنسَى 

“Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.” “(O kimse) der ki: “Ey rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki daha önce gören biriydim.” “Allah buyurur: “İşte böyle! Sana âyetlerimiz geldiğinde onları unutmuştun, bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!” (Taha 124, 125, 126)

Kardeşlerim! 

Hayat rehberi olan Kur’an’ı terk etmek bir Müslüman için en büyük hüsrandır. Unutmayalım! Kur’an’ın nurundan kaçanlara şeytan dost olur ve onları doğru yolda olduklarını sandırarak felakete sürükler. Oysa bu kitap bizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indirilmiştir. 

Kim Kur’an’dan uzaklaşırsa şeytanın ona musallat olacağı gerçeğini Rabbimiz şöyle beyan eder:

وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ 

“Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.” (Zuhruf 36)

YENİDEN DİRİLİŞİMİZİN REHBERİ OLAN KİTAP: KUR’AN-I KERİM.

Muhterem Müslümanlar! 

Kur’an bizim izzetimizdir, şerefimizdir. O’na sarıldığımız müddetçe yükselir, O’ndan uzaklaştığımız müddetçe zillet ve sıkıntıya mahkûm oluruz. Rabbimizin Taha Suresi’nde ihtar ettiği üzere, onun zikrinden, Kur’an’dan yüz çevirenlerin kıyamette kör olarak haşredileceği bildirmektedir. Rabbim bizlere feraset ve basiret versin, kör olarak haşrolmaktan muhafaza etsin. Kardeşlerim, son olarak şunu ifade edelim ki; Kur’an bizim yaşam kılavuzumuzdur. O, sadece ölülerin arkasından okunacak bir dua kitabı değil, esasında dirileri uyarmak için gönderilmiş ilahi bir hitaptır. 

Yasin Suresi 70. ayette buyurulduğu gibi:

لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ 

“(Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.” (Yasin 70)

Kardeşlerim! 

Geliniz, bundan sonraki dönemi bir fırsat bilelim. Kendimiz ve evlatlarımız için Kur’an’a daha fazla zaman ayıralım. Onu ağır ağır, tane tane ve anlamı üzerine düşünerek okuyalım. Rabbimizden gelen bu öğüde, bu şifaya ve bu rehbere sımsıkı sarılalım. Sarılalım ki yolumuz aydınlansın; sarılalım ki hayatlarımız düzelsin, sarılalım ki ömrümüz anlam kazansın…

Kardeşlerim, vaazımızı şu duayla bitirelim: 

Rabbim! bizleri ve neslimizi Kur’an’ın nurlu yolundan ayırma. Rabbim! bizleri Kur’an’ı anlayan, yaşayan ve o büyük imtihan gününde Kur’an’ın şefaatiyle kurtuluşa eren kullarından eyle. Rabbim! cümlemize Kur’an’ı hayat nizamı haline getirenlerden eyle. Rabbim cümlemizi son nefesinde Kur’an’ın selametiyle huzuruna varan kullarından eyle. Âmin, Âmin, Âmin. 

VAAZI İNDİR

Hazırlayan: Ali Haydar ŞİRİN / Kocaali Vaizi