menu
BERAT: YÜKTEN ARINMA..
BERAT: YÜKTEN ARINMA..
Berat Gecesi için hazırlanan: "Berat: Yükten Arınma" konulu Berat Gecesi Vaazı sitemize yüklenmiştir..

Berat: Yükten Arınma

Değerli Müslümanlar..

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur..

Salât ve selâm; gönüllerimizin rehberi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, aline ve ashabına olsun..

Sohbetimize başlarken, bilelim ki bu gece sıradan bir gece değildir..

Bu gece takvim yapraklarından düşen bir yaprak değildir..

Bu gece sadece bir kandil değil,  bu gece bir muhasebe gecesidir.. 

Bu gece durup düşünme, tefekküt etme vaktidir..

Bu gece kalbin önüne ayna koyma gecesidir.. Bu gece insanın kendisiyle yüzleşme gecesidir..

Berat;

Sadece kutlanan bir gece değildir.. Berat; bir muhasebe gecesidir..

Öyleyse önce sunu öğrenmek gerekir.. Tam anlamıyla Berat ne demektir?

Berat; Borçtan kurtulmaktır.. Yükten kurtulmaktır.. Suçtan ve cezadan kurtulmaktır..

Ama hepsinden önce…

Günahın esaretinden kurtulmaktır..

Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de bu geceyi bize şöyle haber verir:

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

“Her hikmetli iş, o gecede ayırt edilir, açıklığa kavuşturulur.” (Duhân, 4)

Yani bu gece kardeşlerim…

Levh-i Mahfuz’da ezelden beri mevcut olan ilahî takdirin, önümüzdeki yıla ait kısmı hikmetle ayrılır, görevli meleklere bildirilir..

Bu gece yeni bir kader yazılmaz..Bu gece kader değişmez..

Ama bu gece…

Takdir edilmiş olanın kul açısından tecelli süreci başlar..

İşte bu yüzden bu gece;

dua gecesidir, niyet gecesidir, kulun Rabbine yönelme gecesidir..

O hâlde kendimize şu soruyu sormanın tam vaktidir:

“Arkamda bıraktığım bir yılın beratını alabilir miyim?”

TEVBE: YÜKTEN ARINMANIN İLK ADIMI

Aziz kardeşlerim…

İnsan neden yorulur biliyor musunuz?

Yol uzun olduğu için değil, yük ağır olduğu için yorulur..

Sırtında günah olan yorulur.. Kalbinde pişmanlık biriken yorulur.. Ruhunda kir taşıyan yorulur..

Koşmak isteyen, önce yüklerinden kurtulmalıdır..

Berat isteyen, önce tevbe etmelidir..

Tevbe nedir?

Tevbe sadece pişmanlık değildir..Tevbe sadece gözyaşı değildir..

Tevbe; bir yöneliştir, bir karardır, bir istikamet değişikliğidir..

Allah Teâlâ buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا

“Ey iman edenler! Allah’a içten, samimi bir tevbe ile tevbe edin.” (Tahrîm, 8)

Resûlullah ﷺ buyurur:

«التَّائِبُ مِنَ الذَّنْبِ كَمَنْ لَا ذَنْبَ لَهُ»

“Günahından tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir.” (İbn Mâce)

Ve Efendimiz ﷺ bir müjde daha verir:

“Allah, tevbe eden genci meleklerine karşı över.”

Ey genç kardeşim…

Bugün o genç sen ol.. Bu gece Allah, dönen kulunu sever..

Bu gece Allah, kapısına geleni geri çevirmez..

Bu gece tevbe edenin defteri rahmetle temizlenir..

Ama unutmayalım kardeşlerim…

Tevbe sadece sözle tamamlanmaz..

Tevbe, yön değiştirmeyi ister.. Günaha açılan kapıyı kapatmayan, alışkanlığı terk etmeyen, aynı yolda yürümeye devam eden tevbeyi eksik bırakır..

UYANIŞ: GAFLETTEN DİRİLİŞE

Aziz müminler…

En tehlikeli günah, alışılan günahtır..

En büyük kayıp, fark edilmeyen gaflettir..

İnsan uykudayken rüya görür.. Ama uyanıkken dua eder..

Uykuda olanın rüyası değil, uyanık olanın duası makbuldür..

Allah Teâlâ buyurur:

أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ

“İman edenlerin kalplerinin Allah’ı anma ve O’ndan gelen hakikat karşısında huşû duymasının zamanı hâlâ gelmedi mi?” (Hadîd, 16 – Hayrat Neşriyat Meali)

Bu ayet bir sitemdir.. Bu ayet bir ikazdır.. Bu ayet bir uyanış çağrısıdır..

Berat gecesi; uyanmayan kalplerin silkelendiği gecedir.. Gafletin dağıtıldığı gecedir..

Namazı erteleyen uyanmalıdır..

Kur’ân’ı ihmal eden uyanmalıdır..

Kalbini dünya ile dolduran uyanmalıdır..

Resûlullah ﷺ buyurur:

«أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ»

“Lezzetleri kökünden yok eden ölümü çokça hatırlayın.” (Tirmizî)

Ölümü unutan gaflete dalar.. Ölümü hatırlayan istikamet bulur..

Bu gece uyanma gecesidir.. Bu gece silkelenme gecesidir..

Bu gece yeniden başlama gecesidir.

AF: KALBİ TEMİZLEMEDEN BERAT OLMAZ

Aziz kardeşlerim…

Evet, Allah affedicidir.. Allah merhametlilerin en merhametlisidir..

Rahmeti gazabını geçmiştir..

Nitekim Allah Teâlâ buyurur:

كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ

“Rabbiniz, rahmeti kendi üzerine yazmıştır.” (En‘âm, 54)

Yani Allah, rahmeti kendisine ilke edinmiştir.. Affı, kullarına vaad etmiştir..

Kapısına geleni geri çevirmemeyi, kendi üzerine yazmıştır..

Ve bu hakikati Resûlullah ﷺ bizlere bir hadis-i kudsî ile haber verir.

Allah Teâlâ buyurur ki:

«إِنَّ رَحْمَتِي سَبَقَتْ غَضَبِي»

“Şüphesiz benim rahmetim, gazabımı geçmiştir.” (Buhârî, Müslim)

İşte bu yüzden kardeşlerim…

Bu gece umut gecesidir.. Bu gece dönüş gecesidir.. Bu gece affa koşma gecesidir.

Ama…

Burada çok hassas bir nokta vardır.. 

İnsan Allah’tan af dileyebilir.. Gözyaşı dökebilir.. Kalbini açabilir..

Fakat kırdığı bir kalp varsa.. Kul hakkı varsa.. o yük kolay kolay düşmez..

Çünkü kul hakkı ağırdır.. Kul hakkı, omuzda taşınan bir yüktür..

Kalbinde kin taşıyan insan hafifleyemez..

Çünkü kin, kalbi karartır..

Kalbinde nefret olanın duası yorulur.. O dua dudaklardan çıkar, ama gönülden semaya varmakta zorlanır..

Allah Teâlâ buyurur:

وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا ۗ أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ

“Affetsinler, hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?” (Nûr, 22)

Bu ayet bize şunu hatırlatır kardeşlerim:

Allah’ın affını isteyen, önce affeden olmalıdır..

Resûlullah ﷺ buyurur:

«تُعْرَضُ الْأَعْمَالُ فِي كُلِّ اثْنَيْنِ وَخَمِيسٍ

فَيُغْفَرُ لِكُلِّ امْرِئٍ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا

إِلَّا رَجُلًا كَانَتْ بَيْنَهُ وَبَيْنَ أَخِيهِ شَحْنَاءُ»

“Ameller pazartesi ve perşembe günleri Allah’a arz edilir.

Allah, kendisine şirk koşmayan herkesin günahını bağışlar;

ancak kalbinde kin bulunan kimse bu affın dışında bırakılır.” (Müslim)

Dikkat edin kardeşlerim…

Kin, insanı sadece kardeşinden uzaklaştırmaz.!

Kin, insanı Allah’ın affından da uzaklaştırır..

Bir başka hadisinde Resûlullah ﷺ şöyle buyurur:

«لَا تَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثٍ»

“Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir.” (Buhârî, Müslim)

Affetmek zayıflık değildir.. Affetmek, imanın olgunluğudur.. Affetmek, insanın kendi kalbini özgür bırakmasıdır..

Affet ki, affedilesin..

Kalbinde tuttuğun kini salıvermedikçe, ruhundaki Berat dirilmez..

Bu gece kinleri gömme gecesidir..

Bu gece kırgınlıkları onarma gecesidir..

Bu gece “helâl olsun” diyerek hafifleme gecesidir..

Gönlünü temizleyen, hem kardeşine hem Allah’ın affına yaklaşır..

Değerli kardeşlerim…

Tevbe ile yüklerimizi bırakmaya, uyanışla gafletten silkelenmeye, affetmeyle kalbimizi hafifletmeye niyet edip karar verelim..

Çünkü kalp temizlenmeden yol açılmaz..

Yol açılmadan istikamet konuşulmaz..

Şimdi temiz bir kalple, uyanmış bir gönülle kendimize şu soruyu sorma vaktidir:

Hayatımızın bundan sonrasını nasıl yaşayacağız?

İşte kader ile kulun tercihi tam burada buluşur..

İşte sorumluluk ile tevekkülün dengesi tam burada başlar..

KADER ve KARAR..

Kıymetli Müslümanlar …

Evet, kader vardır.. Kader; Allah’ın ezelî ilmidir..

Olmuşu, olanı ve olacak olanı kuşatan ilâhî bilgidir..

Allah Teâlâ buyurur:

إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

“Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye, bir kadere göre yarattık.” (Kamer, 49)

Ama kardeşlerim…

Bu ayet bize şunu öğretir:

Her şey Allah’ın bilgisi ve takdiri iledir..

Fakat bu, kulun sorumluluktan muaf olduğu anlamına gelmez..

Kader; Tembelliğin adı değildir.. Günaha sığınak değildir.. “Ne yapayım, kaderim böyle” deme kolaycılığı hiç değildir..

Çünkü Allah Teâlâ kuluna irade vermiştir.. Seçme hakkı vermiştir..

Yol gösterip tercihi kula bırakmıştır..

Nitekim Yüce Rabbimiz buyurur:

وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ

“Ona iki yolu da gösterdik.” (Beled, 10)

Yani hayır da önümüzde… Şer de önümüzde…

Doğru da belli… Yanlış da belli…

Seçen kuldur.. Sorumlu olan kuldur..

Allah bilir… Ama kul yapar.

Allah takdir eder… Ama kul yönelir..

Resûlullah ﷺ bu dengeyi bize çok açık öğretmiştir.

Bir gün sahâbe sorar:

“Ya Resûlallah! Madem her şey yazılı, o hâlde amel edelim mi?”

Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:

«اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ»

"Çalışın/amel edin; çünkü herkes ne için yaratıldıysa, o iş kendisine kolaylaştırılır." (Buhârî, Müslim)

Bakın kardeşlerim…

Peygamberimiz ﷺ “oturun” demedi.. “Bırakın” demedi..  “Nasıl olsa yazıldı” demedi..

Amel edin buyurdu.!

Demek ki kader; Kulun iradesini iptal eden bir zincir değildir..

Kulun gayretini anlamsız kılan bir yazgı değildir..

Kader; Kulun tercih ettiği yolda Allah’ın yaratmasıdır..

Kul ister… Gayret eder… Adım atar… Allah dilerse yaratır..

Bu yüzden Ehl-i Sünnet inancında şudur kardeşlerim:

Sorumluluk kuldadır.. Netice Allah’tandır.. 

Ve unutmayalım…

Kader, dua ile bereketlenir.. Gayretle yön bulur.. Tevbe ile güzelleşir..

İşte bu gece…

Kaderi sorgulama değil, Kaderin önünde kul olma gecesidir.

Allah Teâlâ buyurur:

إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ

حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنفُسِهِمْ

“Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah onların hâlini değiştirmez.” (Ra‘d, 11)

Bu ayet bize şunu söylüyor kardeşlerim: 

Değişim önce kalpte başlar.. Sonra niyete dökülür.. Sonra gayrete dönüşür.. Sonra Allah’ın yardımı iner..

Bir başka ayette Rabbimiz şöyle buyurur:

وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 39)

Yani isteyen alır.. Arayan bulur..

Kapıyı çalan, cevapsız bırakılmaz..

Resûlullah ﷺ buyurur:

«احْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ

وَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَلَا تَعْجِزْ»

“Sana fayda verecek şeye sarıl, Allah’tan yardım iste ve acizlik gösterme.” (Müslim)

Bakın kardeşlerim…

Peygamberimiz ﷺ ne diyor?

“Gayret et.” “Çabalı ol.” “Vazgeçme.”

Çünkü dua, çaba olmadan eksiktir.. Çaba, dua olmadan kuru kalır.. İkisi birleştiğinde kapı açılır..

Allah Teâlâ buyurur:

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا

لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا

“Bizim uğrumuzda gayret edenleri, elbette yollarımıza iletiriz.” (Ankebût, 69)

Bu ayet bir müjdedir kardeşlerim..

“Adım atana yol gösteririm” buyuruyor Allah..

“Gayret edene kapı açarım” buyuruyor..

O hâlde bu gece… Sadece dua etmeyelim..

Bu gece bir karar verelim..

Hangi günahı terk edeceğiz?

Hangi haramdan yüz çevireceğiz?

Hangi ihmal ettiğimiz namazı dirilteceğiz?

Raflarda bekleyen Kur’ân’ı, hangi ayetle kalbimizin merkezine indireceğiz?

Resûlullah ﷺ buyurur:

«أَحَبُّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللَّهِ أَدْوَمُهَا وَإِنْ قَلَّ»

“Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”

(Buhârî, Müslim)

Yani büyük adımlar beklenmiyor kardeşlerim.

Samimi adımlar bekleniyor.

Süreklilik bekleniyor.

Bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا

تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا

“Ey iman edenler! Allah’a samimi bir tevbe ile dönün.” (Tahrîm, 8)

Samimi tevbe ne demektir?

Günahı terk etmektir..

Geri dönmemeye karar vermektir.. Kalpte pişmanlıktır..

Hayatta yön değiştirmektir, Hakka yönelmektir..

Bu gece Allah’a söz verme gecesidir.. Bu gece ahidleşme gecesidir.

Rabbimiz buyurur:

وَأَوْفُوا بِالْعَهْدِ

إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْئُولًا

“Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluktur.” (İsrâ, 34)

Bu gece edilen sözler meleklerin huzurunda yazılır..

Bu gece verilen kararlar kader defterine umut olur..

Unutmayalım kardeşlerim…

Allah kuluna bir adım gelene, on adım gelir.. Kul yürüyerek gelirse Allah koşarak gelir..

Nitekim hadis-i kudsîde buyurur ki:

«مَنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ شِبْرًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا»

“Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım.” (Buhârî, Müslim)

Öyleyse bu gece…

Kararsız kalmayalım.. Ertelemeyelim.. “Sonra” demeyelim..

Bu gece karar gecesidir.. Bu gece dönüş gecesidir..

Bu gece; dua, tevbe ve gayretle Allah’ın rahmetine sığınma gecesidir..

MAZLUMUN BERATI: ÜMMETLE DERTLENMEK

Aziz Müminler…

Berat, sadece bireysel bir kurtuluş belgesi değildir..

Berat, ümmet bilinciyle alınan bir şahitliktir..

Biz yalnızca kendi günahlarımız için af isteyemeyiz..

Sadece kendi evimizin huzurunu düşünen bir kalp, ümmetin kalbi olamaz..

Ümmet yaralıyken, rahat eden kalp hastadır..

Müslümanın gözyaşı, kanı dökülürken, sessiz kalan vicdan kördür..

Gazze ağlıyorsa kardeşlerim…

Bizim Berat’ımız eksiktir..

Çünkü orada bombalar sadece evleri yıkmıyor..

Orada çocukların geleceği gömülüyor..

Annelerin duası yarım kalıyor..

Babaların omzu çöküyor..

Bizlet sağır, bizler dilsiz oldukça; Doğu Türkistan’da kardeşlerimizin kanları dökülmeye devam ediyor..

Kimlikleri siliniyor..İnançları yasaklanıyor..

Bir millet, sessizce yok edilmeye çalışılıyor..

Arakan’da Müslümanlar yersiz yurtsuz..

Yemen’de açlık, Afrika’da susuzluk, Doğu Afrika’da yetimler, Balkanlarda hâlâ kanayan eski yaralar…

Allah Teâlâ buyurur:

وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ

“Size ne oluyor ki Allah yolunda ve mazlumlar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?” (Nisâ, 75)

Bu ayet sadece kılıcı değil kardeşlerim…

Duanın sorumluluğunu da omuzlarımıza yükler..

Resûlullah ﷺ buyurur:

«مَنْ لَمْ يَهْتَمَّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ»

“Müslümanların derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.”

(Taberânî)

Bu hadis, sadece bir cümle değildir..

Bu hadis, imanımızın aynasıdır..

Başka bir hadisinde Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:

«مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ كَمَثَلِ الْجَسَدِ الْوَاحِدِ»

“Müminler, birbirlerini sevmede ve merhamette tek bir beden gibidir.” (Buhârî, Müslim)

Bir uzuv acı çekiyorsa, Bütün bedenin sızlaması gerekir..

Gazze yanarken kalbimiz sızlamıyorsa,

Doğu Türkistan’da çocuklar susturulurken içimiz titremiyorsa, 

Bizim bedenimizde uyuşma başlamış demektir..

Bu gece kardeşlerim…

Dualarımız sadece kendimiz için olmasın..

Bu gece kalbimiz, ümmet kadar büyük olsun..

Bu gece seccademiz, sınırları aşsın..

Bu gece gözyaşlarımız Filistin’e, Türkistan’a, Arakan’a ulaşsın..


Kıymetli Müslümanlar …

Bu geceye kavuştuk.. Bu geceyi konuştuk..

Ama asıl mesele, bu geceden neyle kalkacağımızdır..

Berat; sadece dinlenen bir hakikat değildir..

Berat; karar verilen bir gecedir..

Öyleyse bu gece ne yapacağız?

Bu gece, samimi bir tevbe ile başlayacağız..

Dilimizi değil, yönümüzü Allah’a çevireceğiz..

Bizi günaha götüren kapıyı kapatacağız..

Aynı hataya tekrar dönmemeye azmeteceğiz..

Bu gece uyanacağız..

İhmal ettiğimiz namazları hatırlayacağız..

Ertelenen ibadetleri yeniden hayatımıza alacağız..

Kalbimizi dünya gürültüsünden çekip Allah’ın huzuruna koyacağız..

Bu gece kalbimizi hafifleteceğiz..

Kin taşıdığımız isimleri düşüneceğiz..

Hakkını yediğimiz varsa helâllik dileyeceğiz.

Ve Affedeceğiz… çünkü affedilmek istiyoruz..

Bu gece sadece kendimiz için değil, ümmet için dua edeceğiz..

Gazze’yi unutmayacağız..

Doğu Türkistan’ı, Arakan’ı, Yemen’i kalbimizden düşürmeyeceğiz..

Mazlumun ahını, duamızın merkezine koyacağız..

Ve bu gece, Gayreti terk edenlerden olmayacağız..

Allah’a söz vereceğiz..

Az da olsa, istikrarlı bir kulluğa niyet edeceğiz.

Şimdi ellerimizi açarken,

Yorgun bir kalple değil…

Arınmış, karar vermiş, umut dolu bir kalple açalım..

Ve Rabbimize şöyle yalvaralım…

Allah’ım…

Bu mübarek gecede ellerimizi Sana açtık.

Kalplerimizi Sana çevirdik.

Günahlarımızla geldik, rahmetini umuyoruz.

Allah’ım…

Bu geceyi bizim için berat gecesi eyle.

Günahlarımızı bağışla.

Hatalarımızı affet.

Bizi nefsimizin esaretinden kurtar.

Ya Rabbi…

Kalplerimizi kin ve nefretle kirlenmiş hâlde bırakma.

Affetmeyi bize ahlâk eyle.

Affedilenlerden eyle.

Biz affedelim ki, Sen de bizi affedesin.

Allah’ım…

Tevbemizi kabul buyur.

Samimi dönüşler nasip eyle.

Bir daha dönmemek üzere günahlardan yüz çeviren kullarından eyle.

Bizi Sana söz verip sözünde duranlardan eyle.

Ya Rabbi…

Kalplerimizi Kur’ân’la dirilt.

Namazı gözümüzün nuru eyle.

İbadeti yük değil, huzur kıl.

Bize az da olsa devamlı olan amelleri sevdir.

Allah’ım…

Mazlumların ahını yerde bırakma.

Gazze’de kanayan yaralara merhem ol.

Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize sabır ve nusret ver.

Arakan’da, Yemen’de, Afrika’da, dünyanın neresinde bir Müslüman inliyorsa,

Onların yardımcısı Sen ol Ya Rabbi…

Zalimlerin zulmünü başlarına çevir.

Mazlumlara izzet, ümmete diriliş nasip eyle.

Allah’ım…

Yetimlerin başını okşayanlardan eyle bizi.

Yoksulun sofrasına oturanlardan eyle.

Komşusunu gözeten, akrabasını gözeten kullarından eyle.

Bu geceyi bizim için bir başlangıç kıl.

Günaha veda, itaate niyet gecesi eyle.

﴿رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا﴾

“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme.”

(Âl-i İmrân, 8)

Allah’ım…

Bu gece berat alan kullarından eyle bizi.

İsimlerimizi affedilenler defterine yaz.

Son nefesimizi imanla vermeyi nasip eyle.

Dualarımızı kabul eyle Allah’ım…

Âmin…

VAAZI İNDİR

Hazırlayan: Ahmet KOÇ / Sakarya İl Vaizi

Facebook Yorumları