okunma
El-Hâdî'nin Nurundan Mahrum Kalanlar: Zalimler
Allah Zalimleri Hidayete Erdirmez (el-Hadi İsmi Şerifi ve Tecellisi)
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَاللهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
“Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Ali İmran, 3/86)
Bütün hamdler, bizi doğru yola hidayet eden Allah’a mahsustur. Dilediğini dosdoğru yola ileten O’dur. Alemlere rahmet ve tüm insanlığa hidayet rehberi olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.s), ehlibeytine, ashabına ve kıyamet gününe kadar onlara güzellikle tâbi olanlara salât ve selâm olsun.
Kıymetli Müminler!
Cuma gününün salâ ile ezan arasındaki bereketli vaktinde hidayet konusunu işleyeceğiz. Her rekatta okuduğumuz Fatiha süresinde Rabbimizden sıratı müstakimde (dosdoğru yol) hidayete sabit kılmasını temenni ettiğimiz, bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi kaydırma diye yalvarıp dua ettiğimiz bu kıymetli cevherimizden bahsedeceğiz.
Hidayet kelimesi sözlükte, yol göstermek, doğru yola iletmek ve gerçeğe ulaştırmak anlamına gelmektedir. Allah’ın kitap ve peygamberleri vasıtasıyla insanlara doğru yolu göstermesi ve onları bu yola ulaştırması demektir.
Hidayete olan ihtiyacımız, yiyecek ve içeceğe olan ihtiyacımızdan daha büyüktür. Çünkü yiyecek ve içeceğe bu kısa ve fani dünya hayatını sürdürebilmek için muhtacız. Hidayet ise, sürekli ve ebedî olan ahiret hayatının üzerine bina edildiği temel unsurdur.
El-Hâdî İsminin Manası
Değerli Kardeşlerim!
Rabbimizin esma-i hüsna’sından biri el-Hâdî’dir. Bu ismi şerif; hidayeti yaratan, doğru yolu gösteren, hayırlı yollara muvaffak kılan ve kullarını hakka ulaştıran anlamlarına gelmektedir.
Allah Teâlâ, inanacak kalplerde hidayeti yaratandır. Ebedî mutluluğu sağlayacak doğru yolu gösteren ve doğru yola ulaştırandır.
Yine O, her yaratılmışı ihtiyaçlarını gidermesi için gerekli olan şeye hidayet edendir. Nitekim çocuğu doğar doğmaz annesinden süt emmeye, yavru kuşu yumurtadan çıkar çıkmaz taneleri toplamaya yöneltmiştir. Arıyı da bedenine en uygun, en kullanışlı şekil olduğu için peteğini altıgen biçiminde yapmaya hidayet etmiştir.
Bu manaya şu ayeti kerime işaret eder; اَلَّذِي أَعْطَى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى “her şeye yaratılış özelliklerini veren, sonra onlara yol gösterendir." (Taha, 20/50)
Yine Allah Teâlâ şöyle buyurur: وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى “Takdir eden ve sonra yol gösteren O'dur.” (A’lâ, 87/3)
Kullardan hidayet ediciler ise peygamberler ve âlimlerdir. Allah, onları insanları hidayete kavuşturmada en önemli sebep ve vesile kılmıştır. Onlar insanları ahiret saadetine yöneltmiş, Allah'ın dosdoğru yolunu göstermişlerdir. Gerçekte ise onların dilleri vasıtasıyla hidayet eden Allah'tır. (el-Maksadu’l-Esnâ, İmam Gazali)
Hidayetin Çeşitleri
Değerli Müslümanlar!
el-Hâdi ismi şerifinin manasından da anlaşıldığı üzere hidayetin kısımları vardır. Bunlar;
Fıtrî/Yaratılış Hidayeti: Rabbimizin her mükellefe lütfettiği akıl ve idrak yetenekleriyle hayatını sürdürmeyi sağlayan zaruri bilgilerdir.
İrşad ve Beyan Hidayeti: Vahiy ve peygamberler yoluyla yaptığı davettir. Şu ayette kastedilen de budur: وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا “Onları emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık...” (Enbiyâ, 21/73).
Tevfik Hidayeti: Hidayeti benimseyenlere lütfettiği tevfîktir (manevi yardım, destek). Bu da şu ayetlerde kastedilen hidayet çeşididir: وَالَّذِينَ اهْتَدَوْا زَادَهُمْ هُدًى وَآتَاهُمْ تَقْوَاهُمْ “Hidayete erenlerin ise Allah hidayetlerini artırır...” (Muhammed, 47/17) ve وَمَنْ يُؤْمِنْ بِالله يَهْدِ قَلْبَهُ “Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya yöneltir.” (Teğâbün, 64/11).
Ve son olarak ahirette cennete ulaştıran hidayettir. Şu ayette kastedilen de budur: الْحَمْدُ لِله الَّذِي هَدَانَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَا أَنْ هَدَانَا الله “Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık.” (A‘râf, 7/43). Bu dört çeşit hidayet birbirine bağlı ve sıralıdır. Birincisine sahip olmayan kimse ikincisine ulaşamaz; hatta onun mükellef tutulması da doğru olmaz. İkincisine ulaşamayan ise üçüncü ve dördüncü hidayete erişemez.
Kur’an-ı Kerim’deki; "Allah Zalimleri Hidayet Etmez" Ayetlerinin Manası
Kıymetli Müminler!
el-Hâdi ismi şerifinin tecellisi zalimlere neden ulaşmaz?
Önce zulüm nedir? Buradan başlayalım.
Zulüm, bir şeyi olması gereken yerden başka yere koymak; bir hakkı sahibinden esirgemek veya bir kimseye haksızlık etmektir. Canına, malına ve ırzına haksız ihlallerde bulunmaktır.
Zulüm; hakikati, hakkı veya adaleti çiğneyerek Allah'a, insanlara ya da kişinin kendi nefsine haksızlık etmesidir.
Dünyada zulmün tarihine baktığımızda, insanlık tarihinin maalesef ağır acılar ve haksızlıklarla dolu olduğunu görürüz. İstilalar, haçlı saldırıları ve sömürgecilik sebebiyle Amerika, Afrika ve Asya’daki yerli halklar büyük zulümlere maruz kaldı; milyonlarca insan öldürüldü, sürgün edildi veya topraklarından çıkarıldı. 20. yüzyıl ise modern tarihin en kanlı dönemi oldu; iki büyük dünya savaşı yaşandı, milyonlarca insan hayatını kaybetti ve sayısız şehir harabeye döndü.
Yakın dönemde de zulüm ve insan hakları ihlalleri farklı coğrafyalarda devam etti. Bosna’daki Srebrenitsa Katliamı’nda 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk katledildi. Myanmar’ın Arakan bölgesinde köyler yakıldı, toplu katliamlar gerçekleştirildi ve yüz binlerce insan yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Afganistan’da uzun yıllar süren savaşlar, işgaller ve iç çatışmalar yüz binlerce insanın ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine ve ağır insani krizlere yol açtı. Irak’ta da savaş, işgal, mezhepsel çatışmalar ve terör olayları sonucunda çok büyük sivil kayıplar yaşandı; altyapı çöktü, şehirler harap oldu ve milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. Suriye iç savaşında yüz binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi mülteci durumuna düştü.
Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananlar, modern dönemin en ağır insani krizlerinden birine dönüştü. On binlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yaralandı veya sakat kaldı. Hastaneler, okullar, ibadethaneler ve sivil altyapının önemli bir kısmı kullanılamaz hâle geldi. İnsanlar defalarca yer değiştirmek zorunda bırakıldı. Gıda, temiz su, ilaç ve barınma imkânlarına erişimde ciddi sıkıntılar yaşandı. Özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ağır bedeller ödedi; açlık, salgın hastalıklar ve yetersiz sağlık hizmetleri bölgedeki insani dramı daha da derinleştirdi. Hala sıkıntıları devam ediyor, kardeşlerimizin. Çünkü azgın siyonistler, yardım girişlerinde zorluklar çıkarıyor, temel insani ihtiyaçları engelliyor ve anlaşmaya bağlı kalmayarak saldırı ve ihlallerini sürdürüyorlar.
Filistin’in Batı Şeria bölgesinde de uzun yıllardır devam eden işgal, terör devletinin tamamen ilhak etme planı gereği yerleşim politikaları, ev yıkımları, hareket kısıtlamaları ve yaşanan şiddet olayları, Filistinlilerin günlük hayatını yaşanmaz hale getiriyor.
Yine Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı sistematik baskılar neticesinde bir milyondan fazla Uygur Türkü gözaltı kamplarında tutulmakta; işkence, kötü muamele, ailelerin parçalanması, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi ağır insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Ayrıca birçok Uygur ailesinin evine devlet görevlileri yerleştirilmekte, insanların dinî ve kültürel kimlikleri üzerinde yoğun baskılar uygulanmaktadır.
Değerli Kardeşlerim!
İnsanlar ne acılar yaşamışlar ve yaşamaktalar. Bediüzzaman Said Nursî (r.a) dediği gibi; "Zaman gösterdi ki, Cennet ucuz değil; Cehennem de lüzumsuz değil."
Allahım! Mazlumlara kurtuluş nasip eyle! Ümmeti Muhammed’e yardım eyle! Bizleri kardeşlerimizin kurtulması için seferber eyle! Bir nefer eyle! Bizlere şuur bahşeyle! (Amin)
Zulümlerden bahsettikten sonra şu ayeti kerimeyi de burada hatırlayalım;
يَوْمَ لَا يَنفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ
“O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da (Cehennem) onlaradır.” (Mü’min, 40/52)
Değerli Müslümanlar!
Zalimler neden hidayete eremez? Sorusunun cevabına gelelim.
Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de;
وَاللهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
“Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Ali İmran, 3/86) buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de farklı yerlerde bu şekilde ve buna benzer lafızlarla geçmektedir.
Sohbetimizin bu kısmında bunun sebeplerini birlikte işleyelim;
Hidayet, kalbe doğan ilahî bir nurdur ki, insanı karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
اَللهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ
"Allah, iman edenlerin velisidir; onları karanlıklardan nura çıkarır." (Bakara 2/257) ayeti kerimesi bu manayı destekler.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in yanında:
فَمَن يُرِدِ اللَّهُ أَن يَهْدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ
"Allah kimi doğru yola erdirmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar." ayeti okununca sahâbîler:
— Ey Allah'ın Resûlü! Göğsün açılması nasıl olur? diye sordular.
Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
نُورٌ يَقْذِفُهُ الله فِي الْقَلْبِ، فَيَنْشَرِحُ لَهُ وَيَنْفَسِحُ
"Bu, Allah'ın müminin kalbine attığı bir nurdur. O nur sayesinde kalp genişler ve ferahlar." (Musannef, İbn Ebî Şeybe, 35457)
Zulüm ise karanlıktır. Bu hususta;
Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
اِتَّقُوا الظُّلْمَ، فَإِنَّ الظُّلْمَ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır…”(Müslim, Birr, 56)
Zulüm, karanlıktır, çünkü;
Allah, zalimlere hidayet etmez! Zalim, zulmünde devam ettikçe; hidayetten mahrum kalır, rahmetten uzaklaşır. İşlediği her zulüm, onu sapıklık ve hüsran bataklığına daha da gömer.
İnsan ne kadar zalim olursa, hidayetten de o kadar uzak olur. Çünkü Allah Teâlâ, hidayeti vermemeyi bağladığı şeylerden biri de zulümdür.
Hazret-i Mevlânâ (r.a) zalime şöyle seslenir:
“Bütün âlimler; «Zalimlerin zulmü karanlık bir kuyudur.» demişlerdir.
Her kim daha fazla zalimse, kuyusu daha korkunçtur, daha karanlıktır.”
Değerli Cemaat! İki zıt birleşmez. İki zıttın bir arada bulunması mümkün değildir.
وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ
“Karanlıklar ile nur (aydınlık) bir olmaz.(eşit olmaz)” (Fatır, 35/20)
Bir adam bahçesinde biri siyah, diğeri beyaz iki köpek beslemektedir. Bu iki köpek sürekli kavga etmektedir. Bir gün adamın oğlu, babasına:
— Baba, bu köpeklerden hangisi kazanacak? diye sorar.
Baba şu cevabı verir:
— Hangisini daha çok beslersek, o kazanacaktır.
İnsan da böyledir. İradesiyle iman, merhamet, hoşgörü gibi içindeki iyi duyguları beslerse, hidayete ehil olacaktır. Kötü duyguları beslerse, dalalete müstehak olacaktır. Güneşi düşünelim. Ayırım yapmadan herkesin üzerine doğmaktadır. Ancak evinin pencereleri açık olanlar ışık ve sıcaklığından faydalanmakta, kalın koyu perdelerle pencerelerini kapatanlar ise hiç istifade edememektedir. el-Hâdî ismi şerifinin tecellileri de her an gelmektedir. Kendini ve kalbini kapatanlar, şirk, inkar, nifak ve zulüm karanlıklarında bulunanlar nasıl yararlanabilsinler ki? Yararlanamazlar. Çünkü nurun (hidayetin) giriş yollarını kapatmışlar. O nur kalplerine ulaşmıyor.
وَمَا ظَلَمَهُمُ اللهُ وَلَكِنْ كَانُوا أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
“Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Nahl, 16/33)
Zulüm, nefiste kökleşip yerleştiğinde artık hiçbir delil ve kanıt fayda vermez; aksine kişiyi daha da inatçı ve ısrarcı hâle getirir. Bu sebeple Allah, zulmü benimseyen kimseler için hidayeti takdir etmemiştir.
Bize düşen zalimlere buğz etmek ve onların kötü akıbetlerinden ibret almak, zulmün her çeşidinden uzak durmak, mazlumların yanında olmak, onlara destek olmak ve onların kurtulması için elimizden gelen şeyleri yapmaya çalışmak. Ve en önemli nimetimiz olan hidayetimizin farkında olarak yaşamak.
Ahir zamanda hidayeti muhafaza edebilmek
Kıymetli Kardeşlerim!
Günümüzde ahir zaman fitneleriyle iç içe yaşamaktayız. Hidayetle ilgili konumuzun son kısmında ahir zamanda hidayeti muhafaza edebilmenin öneminden bahsedelim.
Ahir zaman ki; dinine sabreden kimsenin, elinde kor ateşi tutan kimse gibi olduğu bir zaman. Mümin olarak sabahlayıp kafir olarak akşama varıldığı, mümin olarak akşamlayıp kafir olarak sabaha varıldığı bir zaman.
Peki, hidayet nimetimizi nasıl koruyacağız?
1-İbadet ve taatte sebat
Müslüman için, Allahu Teala’nın emirlerine uyarak ve Resulullah’ın (s.a.s) sünnetine tabi olarak yaşamak her zaman ve her zeminde en büyük sorumluluktur. Ahir zamanda, imandan sonra en önemli amelimiz dinimizin direği namaza (ne yaptığını bilerek) samimiyetle devam etmek ne büyük bir nimettir.
Değerli Müslümanlar!
Müslüman, ibadetine devamlılıkla, Allah ile arasındaki bağı canlı tutmuş olur. Hayat bulduğu denizde kalmış olur. Kendisini daha fazla güvende hisseder. Adeta bir manevi kale içerisinde muhafaza olur. Peygamber Efendimiz (s.a.s);
«الْعِبَادَةُ فِي الْهَرْجِ كَهِجْرَةٍ إِلَيَّ»
“Kargaşa ve fitne zamanında yapılan ibadet, bana hicret etmek gibidir” (Müslim, Fiten, 26) buyurmuştur. İnsanların dünya menfaatini her şeyin önünde tuttuğu, fitnelere ve günahlara daldığı bir zamanda Allah'a kulluğa yönelmek büyük bir mücahitliktir. Bu sebeple Rabbimize dua etmeli yalvarmalıyız. Allahu Teâlâ bir hadisi kutside bizlere şöyle buyurmaktadır;
يَا عِبَادِي، كُلُّكُمْ ضَالٌّ إِلَّا مَنْ هَدَيْتُهُ، فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ
“Ey kullarım! Hepiniz sapmış durumdasınız; ancak hidayet verdiğim kimseler müstesna. O halde benden hidayet isteyin ki size hidayet vereyim.” (Müslim, Birr, 55)
Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in biz ümmetine tavsiye ettiği mühim dualardan biri de şudur:
اللَّهُمَّ إنِّي أَسْأَلُكَ الهُدَى وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى
"Allah'ım! Senden hidayet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim." (Müslim, Zikir, 72)
2-Salih dost, hayırlı ortam
Ahir zamanda insanı hidayet üzere tutan, günahlardan uzaklaştıran, ibadete teşvik eden, en önemli sebeplerden biri salih dosttur.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا الله وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla (doğrularla) beraber olun.” (Tevbe, 9/119)
سَيَأْتِي عَلَيْكُمْ زَمَانٌ لَا يَكُونُ فِيهِ شَيْءٌ أَعَزَّ مِنْ ثَلَاثَةٍ: دِرْهَمٍ حَلَالٍ أَوْ أَخٍ يُسْتَأْنَسُ بِهِ أَوْ سُنَّةٍ يُعْمَلُ بِهَا.
“Üzerinize öyle bir zaman gelecek ki, şu üç şeyden daha değerli bir şey bulunmayacaktır; helâl bir dirhem, kendisiyle ünsiyet edilen (salih) bir kardeş (dost), ve kendisiyle amel edilen bir sünnet.” (el-Camiu’s-Sağîr, 7039)
Zikir ve ilim meclisleri de imanımızı muhafaza eden, kalbe istikamet kazandıran ve insanı Rabbine yaklaştıran birer rahmet yerleri ve iman tazeleme merkezleridir. Hidayet nimetini korumak isteyen kimse, salih dostlardan ayrılmamalı, ilim ve zikir halkalarını terk etmemelidir. Zira nice insanlar kötü arkadaş ve ortam sebebiyle dalâlete sürüklenmiş, nice insanlar da salih bir dost ve hayırlı bir ortam vesilesiyle hidayet ve istikamet üzere kalmıştır.
3-Nefsin kötü arzularıyla mücadele etmek
Ahir zamanda insanın imanını koruması için en önemli vazifelerden biri, nefsiyle mücadele etmesidir. Nefsimizi, Allah’ın emirlerine uygun hâle getirmeye çalışmamız gerekir. Çünkü nefis çoğu zaman insanı günaha çağırır, şeytan da vesvese vererek bu yolda onu destekler. Bu sebeple, sabırla ve kararlılıkla nefsimizin kötü arzularına karşı koymaya çalışmalıyız.
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ
“Rabbinin huzurunda durmaktan korkan ve nefsini hevâdan (kötü arzulardan) alıkoyan kimsenin varacağı yer şüphesiz cennettir.” (Nâziât, 79/40-41)
Günahlar insanı maneviyatını tahrip eder. İlk başta kalbi rahatsız eden bir günah, tekrarlandıkça vicdanı köreltir, kalbi karartır ve insanın manevi hassasiyetini zayıflatır. Böylece kişi, farkına varmadan ibadetten uzaklaşır, duanın tadını kaybeder ve kalbinde Allah’a karşı olan yakınlık hissi azalır.
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
“Hayır! Bilakis onların kazandıkları günahlar, kalplerinin üzerine pas tutmuştur.” (Mutaffifîn, 83/14)
Elmas çamura da düşse elmastır sözünden hareketle günahlara bulaşsa da Müslüman, kendini samimi tevbeyle temizlemeli, imanının muhafazası çarelerine bakmalıdır. Tevbe ve istiğfar, Müslümanın dilinden ve hayatından eksik olmamalıdır.
Kalben Allah'a dönmek, günahlardan tevbe ederek O'na yönelmek, nefsimizin bizi batıl ile meşgul etmemesi için onu hakla meşgul etmek ve iman-tevhid boyasıyla boyanmak vazifemizdir. Bediüzzaman Said Nursi (r.a) ne güzel ifade etmiştir; “İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.”
4- Ümmet bilinci
Değerli Müminler!
İnsanların bireysel/ben merkezli olduğu bir dönemde ümmet bilincine sahip olmak büyük bir nimettir. Müminin hidayetini canlı tutar. Allah’ın rızasını kazanmak için insanların faydasını gözetmek, ümmetin dertlerini dert edinmek ve kendi imkanlarını ümmetin hayrına seferber etmek insanı imanda kemale ulaştırır.
وَاللهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ
"Kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımındadır." (Müslim, Zikir, 11)
مَنْ أَصْبَحَ وَهَمُّهُ غَيْرُ اللهِ فَلَيْسَ مِنَ اللهِ وَمَنْ أَصْبَحَ لَا يَهْتَمُّ بِالْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ
"Kim sabahladığında en büyük derdi Allah'tan başkası olursa Allah'ın (yardımına kavuşacak kullardan) değildir. Kim de Müslümanların derdiyle ilgilenmezse onlardan değildir.(imanı zayıftır)" (el-Mucemu’l-Evsad, 471)
Geçim derdimiz olabilir, aile ile ilgili derdimiz olabilir, bundan başka derdimiz olabilir ama en büyük derdimiz Allah'ın rızası, dinimizin muhafazası, ahiretimiz ve ümmetin hali olmalıdır. Böyle olursa hidayetimiz muhafaza olur.
İnsanların hidayetini düşünmeliyiz. İnsana yapılacak en büyük iyilik, onun sonsuz hayatını düşünmek ve dertlenmektir.
وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا
“…Kim de bir insanın hayatını kurtarırsa, bütün insanlara hayat vermiş gibi olur…"(el-Mâide, 5/32)
فَوَاللهِ لَأَنْ يَهْدِيَ اللهُ بِكَ رَجُلًا وَاحِدًا خَيْرٌ لَكَ مِنْ حُمْرِ النَّعَمِ
"Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın senin vasıtanla bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için, kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır." (Buhârî, Ashâbı’n-Nebî, 9)
Bir insanın uyanmasına ve hidayetine vesile olmak, dünyanın en değerli zenginliklerine sahip olmaktan daha hayırlıdır.
Değerli Müslümanlar!
1448. Hicri yeni yılımız mübarek olsun. Allahu Teala bu senemizi ve devamındaki seneleri biz, ailemiz, ülkemiz ve İslam alemi için hidayete, uyanışa, maddi-manevi hayırlara, bereketlere ve fetihlere vesile kılsın. (Amin)
Sohbetimizi Merhum Gönenli Mehmet Efendinin dilinden düşürmediği şu dualarla bitirmek istiyorum.
Ya Rabbi! Bizleri ezdirme, üzdürme, imansız da gezdirme. Kudretine bakıp korkan kullarından eyle. Ölümsüz yere sultan olanlardan eyle bizleri.
Ya Rabbi! Kur’an ahkamı ile müşerref eyle. Erenler, evliyalar defterine kaydıyla, meleklerin geldiği yerlerde gezen, meleklerin müjdelerini alan, kullarından eyle.
Bize sıkıntı çektirecekleri bize musallat etme. Amin.
وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Hazırlayan: Mahmut KAYABAŞI / Adapazarı Vaizi

Facebook Yorumları