menu
KUR'AN AYI; RAMAZAN..
KUR'AN AYI; RAMAZAN..
Haftanın Vaazı.. "Kur'an Ayı; Ramazan.."

Kur'an Ayı: Ramazan..

Mübarek Ramazan ayı, Müslümanlara Cenâb-ı Hakk’ın büyük bir ikramıdır. Bu ay faziletler dolu bir aydır. İnsanlık için bir hidâyet rehberi olan Kur’ân-ı Kerim, işte bu ayda inmeye başlamıştır. Bunun için bu aya "Kur’an Ayı" denmektedir. Bu özelliği ile Ramazan ayı, diğer kamerî aylardan üstündür. Bu ayda bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi Allah tarafından müminlere hediye verilmiştir. Bizleri bu aya kavuşturan Rabbimiz’e hamdolsun.

Ramazan ayının fazilet ve önemini belirten şu hadis-i şerif dikkat çekicidir:

: خَطَبَنا رسولُ اللهِ - صلَّى اللهُ عليهِ وسلَّم - في آخِرِ يومٍ من شعبانَ فقال

يا أيُّها الناسُ قدْ أظَلَّكمْ شهرٌ عظيمٌ مبارَكٌ ، شهرٌ فيه ليلةٌ خيرٌ من ألفِ شَهرٍ ، شهرٌ جعلَ اللهُ صِيامَهُ فرِيضةً ، وقيامَ ليلِهِ تطوُّعًا ، ومَنْ تَقربَ فيه بِخصلَةٍ ، كان كَمَنْ أدَّى فرِيضةً فِيما سِواهُ ، ومَنْ أدَّى فرِيضةً فيه كان كمنْ أدَّى سبعينَ فرِيضةً فِيما سِواهُ وهُوَ شهرُ الصَّبرِ والصَّبْرُ ثَوابُهُ الجنةُ وشهرُ الْمُواساةُ وشَهرٌ يُزادُ في رِزقِ المُؤمِنِ فيه ، ومَنْ فَطَّرَ فيه صائِمًا كان مغفِرَةً لِذنوبِهِ ، وعِتْقَ رقبَتِه من النارِ ، وكانَ لهُ مِثلُ أجرِهِ من غيرِ أنْ يَنقُصَ من أجرِِهِ شيءٌ قالُوا : يا رسولَ اللهِ ليس كُلُّنا يَجِدُ ما يُفَطِّرُ الصائِمَ ؟ فقال رسولُ اللهِ : يُعطِي اللهُ هذا الثَّوابَ مَنْ فطَّرَ صائِمًا على تَمْرةٍ ، أو شَرْبةِ ماءٍ ، أو مَذْقَةِ لَبنٍ ، وهُوَ شَهرٌ أوَّلُهُ رحمةٌ ، وأوْسَطُهُ مَغفرةٌ وآخِرُهُ عِتقٌ من النارِ ، مَنء خَفَّفَ عن مملوكِهِ فيه غفرَ اللهُ لهُ ، وأعتقَهُ من النارِ ، فاسْتكثِرُوا فيه منْ أربعِ خصالٍ : خَصلَتينِ تُرضونَ بِهما ربَّكمْ وخصلَتينِ لا غِناءَ بِكمْ عنْها . فأمَّا الخصْلتانِ اللتانِ لا غِناءَ بِكمْ عنهُما فتَسألُونَ اللهَ الجنةَ ، وتَعوذونَ بهِ منَ النارِ ، ومَنْ سَقَى صائِمًا سقاهُ اللهُ من حَوْضِي شربةً لا يَظمأُ حتى يدخلَ الجنةَ

Hz Selman’dan rivayetle: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Şaban ayının son günü bize hitab etti ve şöyle buyurdu: - Ey insanlar! Üzerinize büyük ve bereketli bir ay gelmektedir. Onda bin aydan daha hayırlı olan bir gece (Kadir gecesi) vardır. Allah Teâlâ o ayda oruç tutmayı farz ve gecesini ibâdetle geçirmeyi de nafile bir ibadet kılmıştır.

Kim bu ayda bir nafile ile Allah’a yaklaşırsa, bu ayın dışında farzı edâ eden kişi gibi olur. Kim bu ayda bir farzı edâ ederse, bu ayın dışında yetmiş farzı edâ eden kimse gibi olur. Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise, cennettir. Bu ay, hayır ve iyilik ayıdır, mü'minin rızkının arttığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluyu iftar ettirirse, bu onun günahlarının affına ve cehennem ateşinden kurtuluşuna vesile olur. Oruçlunun sevabında hiçbir azalma olmaksızın o da aynı sevabı kazanır.

(Sahâbe) dediler ki: - Hepimiz oruçluya iftar ettirecek kadar bolluğa sahip değiliz.

Rasulullah Aleyhis Selâm buyurdu ki: - (Bu karın doyurmaya bağlı değil) Allah Teâlâ bu sevabı, oruçluyu bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt ile iftar ettiren kimse için de verecektir. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Kim kölesinin/hizmetçisinin yükünü bu ayda hafifletirse Allah da onu cehennemden azat eder. Bu ayda dört hasleti çoğaltın: Bunlardan iki tanesiyle Rabbinizi razı edersiniz, iki tanesine de ihtiyacınız vardır.

Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet: Allah’tan başka ilah olmadığına şâhitlik etmeniz (Kelime-i Tevhid) ve ondan af dilemeniz (istiğfar etmeniz)dir.

Müstağni olamayacağınız (hep muhtaç olduğunuz) iki haslete gelince, Allah’tan cenneti istemeniz ve cehennemden O’na sığınmanızdır. Kim bir oruçluyu su ile iftar ettirirse, Allah da ona benim havzımdan bir su içirir ki, artık o, Cennet’e girinceye kadar bir daha susamaz." (İbn Huzeyme, Beyhaki)

Bu hadis-i şerifte bizlere bu ayda dört şeyi çokça yapmamız istenmektedir. Bunlar:

- Kelime-i Tevhid

- İstiğfar

- Cennet’i kazanmak için Allah’a dua etmek

- Cehennemden kurtulmak için Allah’â dua etmek

Kur’ân-ı Kerim’de zikir ve istiğfar etmek hakkında bir çok emir bulunmaktadır. Hadislerde istiğfarın pek çok faziletleri bildirilmiştir. Bir hadiste; “Kim çokça istiğfar ederse, Allah ona her darlıktan bir çıkış yolu açar. Onu her türlü üzüntüden korur. Beklemediği şekilde ona rızık ulaştırır.”

Başka bir hadiste ise: “Bütün ademoğlu günahkardır. En hayırlı günahkarlar tevbe edenlerdir.” Buyurulmuştur. Dolayısı ile bu ayda dünya işimizi bile yaparken dilimizde salavat-ı şerife, istiğfar ve kelime-i tevhid olmasının bize bir zorluğu yoktur. Bu şekilde yaparsak yarın ahrette Rabbimiz’e: “Ya Rabbi, her ne kadar dünya işi ile meşgul oldu isem de kalbim senden gafil olmadı” diyebiliriz. Bu durumu şair bir şiirinde şu şekilde dile getirmiştir:

Zamanın nice sıkıntı ve eziyetleri içinde tutuldum kaldım..

Ancak Rabbim, Seni hatırlamaktan gâfil kalmadım..

Ahirete Yönelmek

Kıymetli Kardeşlerim.. Bu mübarek ayda dünya ile olan irtibatımızı azaltmaya ahirete hazırlık ve yatırım yapmaya ve Allah’ı daha çok zikretmeye yönelmeliyiz. Huzuruna varacağımız ve işlemiş olduğumuz amellerimize eksiksiz tam karşılığını verecek Rabbimiz’e şimdiden gönülden yönelmeli ve O’ndan bağışlanma dilemeliyiz.

İçinde yaşadığımız bu fani dünyanın sevgisi asla kalbimize girmemeli ve kalbimiz daima Yaratıcısı Cenab-ı Hak ile meşgul olmalıdır. Bu konuda verilen şu misal gayet anlamlıdır: “Bir gemiyi suyun içinde görmen gayet doğaldır ama geminin içinde suyu görmek, tehlike alametidir. O yüzden sen dünyanın kalbinde ol ama dünya, senin kalbinde olmasın.”

Rabbimiz, ahiret gününde mal ve evladın fayda vermeyeceğini ancak kalbimizi her türlü kötü niyet, düşünce, duygu ve hastalıklardan temizleyerek O’na yönelmemizin ahirette fayda vereceğini şu ayet-i kerime ile bizlere haber vermektedir.

(إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ) (يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ)

"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka." (Şuara suresi, 88,89)

Bu yüzden bu mübarek ayda; kibir, gurur, cehalet, gaflet, hınç, kin, kötü zan, düşmanlık, vefasızlık, nefret, gıybet, gösteriş, yalan gibi bütün kötü hastalıklardan kalbimizi temizlemeye çalışmalı ve bu hususta Allah’a dua etmeli, temiz bir kalp ile Allah’a yönelmeye gayret göstermeliyiz. Bu hususta yazılmış olan şu şiir çok anlamlıdır:

عافني من داء واقض عني حاجتي

إن لي قلبا سقيما أنت شاف للعليل

İhtiyacımı gider, kurtar beni her hastalıktan;

Sensin hastaya şifa veren, kalbimdir hasta olan..”

Bu mübarek ayda ahretimizi kazandıracak amellere yönelmeliyiz. Ahirette, bu dünya hayatında iken güzel amel biriktirmemiş olanların pişmanlığı Kur’ân-ı Kerim’de şöyle dile getirilir:

يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي

Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der. (Fecr Suresi, 24)

Ahirette bu pişmanlığı yaşamamak için içinde bulunduğumuz bu Ramazan ayını fırsata çevirmeliyiz.

Kur’ân’ın İndirildiği Ay

Yüce Rabbimiz, bu mübarek ay hakkında şöyle buyurmaktadır:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. (Bakara Suresi, 185)

Bu mübarek ayın Allah’ın kelamı ile özel bir münasebeti vardır. Şimdi okumuş olduğum ayet-i kerimede de gördüğümüz üzere Kur’an-ı Kerim, işte bu ayda inmeye başlamıştır. Bunun için bu aya "Kur’an Ayı" denmektedir. Diğer indirilen Kitapların da bu ayda indirildiğine dair rivayetler vardır. Bundan dolayı bu mübarek ayda Kur’ân-ı Kerim’in çokça okunması rivayet edilmiş ve Müslümanlar da bu şekilde amel edegelmişlerdir.

Peygamberimiz ramazan ayında diğer aylardan daha çok Kur’an-ı Kerim’le ilgilenirdi. Kendisine vahiy getiren melek Cebrail aleyhisselâm Ramazan ayının her gecesinde peygamberimizle buluşur Kur’an okurlardı.

Hz. Fatıma validemizden gelen bir rivayete göre, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Cebrail aleyhi’s-selâm her yıl Kur’an-ı Kerim’i benimle mukabele ederdi. Bu sene iki defa mukabele etti. Öyle sanıyorum ki ölümüm yaklaşmıştır.’" (Buhârî, Fedailü’l-Kur’an, 7)

Ramazanda camilerimizde mukabele okunması, evlerimizde Kur’an-ı Kerim’in hatmedilmesi, peygamberimizin ve onu örnek alan ashabının ve İslâm âlimlerinin Ramazan hayatından alınmış güzel örneklerdir.

Kur’an Okumanın Faziletleri

Kur"an, “Kelâmullâh” (Allah’ın sözü) ve “Kitâbullâh” (Allah"ın Kitabı)dır. Allah’a ait olduğu için de, “sözlerin en güzeli” dir. Câbir b. Abdullah’tan nakledilen bir hadiste şöyle denilmektedir: “Sözlerin en doğrusu, Allah"ın kelâmı; hâl ve tavrın en güzeli ise Muhammed"in hâl ve tavrıdır.” (N1579 Nesâî, Îdeyn, 22.) Ku’ân, inananların hep birlikte sımsıkı sarılması istenen “Allah’ın ipi” (Hablullah) ve kopmak bilmeyen “sapasağlam bir kulp”tur (el-urvetu"l-vüskâ). O, insanları en doğru yola ileten bir şifa kaynağı, bir hidayet rehberi ve rahmet vesilesidir.

Sevgili Peygamberimiz Aleyhis Selam Kur’an öğrenilmesi ve öğretilmesinin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

خيرُكُم مَن تعلَّمَ القرآنَ وعلَّمَهُ

Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 15.)

Sehl Tüsteri: “Allah Teala’ya karşı sevginin alameti, O’nun kelamı olan Kur’ân-ı Kerim’in sevgisinin kalpte bulunmasıdır.” demiştir.

Kur’an okunan yere rahmet melekleri gelir. Orada huzur ve bereket olur. Allah, sekinesini oraya indirir. Şeytanlar orada kaçar. Allah Teala, okunan her harfe sevap yazar.

Peygamberimiz, Kur’an-ı Kerim’in kendisine Allah’tan verilen bir mucize olduğunu şöyle belirtmiştir:

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “مَا مِنَ الْأَنْبِيَاءِ نَبِيٌّ إِلاَّ أُعْطِيَ مِنَ الآيَاتِ مَا مِثْلُهُ أُومِنَ – أَوْ آمَنَ – عَلَيْهِ الْبَشَرُ، وَإِنَّمَا كَانَ الَّذِى أُوتِيتُ وَحْيًا أَوْحَاهُ اللَّهُ إِلَيَّ، فَأَرْجُو أَنِّى أَكْثَرُهُمْ تَابِعًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ.”

Ebû Hüreyre"den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların inanmaları için kendisine mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen ise Allah’ın vahyettiği vahiy (Kur’ân-ı Kerîm)dir. Bu sayede ben kıyamet günü ümmeti en çok olan peygamber olacağımı ümit ediyorum.” (B7274 Buhârî, İ’tisâm, 1)

Bu mübarek ayda Kur’an okumaya devam edilmelidir. Eğer zorlanarak okuyan varsa, iki kat ecir kazanacağını şu hadis-i şeriften anlıyoruz:

عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ:

مَثَلُ الَّذِى يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ حَافِظٌ لَهُ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ، وَمَثَلُ الَّذِى يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ يَتَعَاهَدُهُ وَهُوَ عَلَيْهِ شَدِيدٌ فَلَهُ أَجْرَانِ.”

Hz. Âişe’den (ra) nakledildiğine göre, Peygamber (sav) şöyle demiştir: “Kur’an’ı ezberleyip okuyan kişi, Allah katındaki seçkin meleklerle birlikte olacaktır. Kur’an’ı zorlanarak da olsa devamlı okumaya çalışan kişiye ise iki kat ecir vardır.” (B4937 Buhârî, Tefsîr, (Abese) 1)

Kur’an öğrenmenin ve okumanın önemini bizlere gösteren bir başka hadis-i şerif ise şöyledir:

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ:…فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ، فَاقْرَءُوهُ وَأَقْرِئُوهُ فَإِنَّ مَثَلَ الْقُرْآنِ لِمَنْ تَعَلَّمَهُ فَقَرَأَهُ وَقَامَ بِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ مَحْشُوٍّ مِسْكًا يَفُوحُ بِرِيحِهِ كُلُّ مَكَانٍ، وَمَثَلُ مَنْ تَعَلَّمَهُ فَيَرْقُدُ وَهُوَ فِى جَوْفِهِ كَمَثَلِ جِرَابٍ وُكِئَ عَلَى مِسْكٍ.”

Ebû Hüreyre’den gelen rivayete göre, Allah Rasûlü (sav) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kur’an’ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kur’an’ı öğrendiği hâlde (onu okumayan ve okutmayan) yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı bir misk kabına benzer.” (T2876 Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2)

Kuran’ın indirildiği Ramazan ayında Kur’an’ı bilmeyenlerin niyetlenip gayret göstererek Kur’an öğrenmesi ne güzel olur. Bu durumda olanlar, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ücretsiz hizmeti olan “Haydi Türkiye Evden Kur’ân Öğrenmeye” kampanyasına katılarak kendi evlerinde Kuran öğrenebilirler. Anne-babalar da evlerinde çocuklarına Kuran öğreterek bu pandemi sürecini avantaja çevirebilirler. Çünkü Hz. Peygamberimiz, anne babaları ve çocuklarını da Kur’an’ı öğrenme ve onu hayatında gereğince tatbik etme hususunda şöyle teşvik etmiştir:

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ عَنْ زَبَّانَ بْنِ فَائِدٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذٍ الْجُهَنِىِّ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « مَنْ قَرَأَ الْقُرْآنَ وَعَمِلَ بِمَا فِيهِ أُلْبِسَ وَالِدَاهُ تَاجًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ضَوْؤُهُ أَحْسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ فِى بُيُوتِ الدُّنْيَا لَوْ كَانَتْ فِيكُمْ فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِى عَمِلَ بِهَذَا » .

Kur’ân-ı Kerîm’i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne-babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı şayet aranızda olmuş olsa, dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O hâlde bununla amel eden hakkında ne düşünürsünüz?” (D1453 Ebû Dâvûd, Vitr, 14.)

Kur’an okunan yerde etrafta rahmetler saçılır. Gökyüzünde yanan bir yıldız gibi yeryüzünde de bir nur olur. Allah’ın rahmeti onları kuşatır. Bu konuda Rasûlullah aleyhisselam efendimiz şöyle buyurmuştur:

ــ وعن أبى هريرة رَضِىَ اللَّهُ عَنْهُ. ]أنَّ رسولَ اللَّه قالَ: مَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ في بيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ تعالى يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ إَّ نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ، وَحَفّتْهُمُ الْمََئِكَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ[. أخرجه أبو داود

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Bir grup, Kitâbullah'ı okuyup ondan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekine iner ve onları Allah'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, kendi nezdindeki melekler arasında anar." (Ebû Dâvud, Salât 349, 1455. H.; Tirmizî, Kırâ'at 3, 2946 H.; Müslim, Zikir 38, 2699 H; İbnu Mâce, Mukaddime 17, 225. H.)

Kur’an okumanın daha pek çok faziletini anlatan rivayetler vardır. Bu faziletler normal zaman içindir. Bir de Ramazan ayında olduğunu düşündüğümüzde bu ecir ve sevap kat kat artmaktadır. Okunan her harfe sevap yazıldığı bir hadis-i şerifte şöyle belirtilmektedir:

İbni Mesut radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, “elif lâm mîm” bir harftir demiyorum; bilâkis “elif” bir harftir, “lâm” bir harftir, “mîm” de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)

Bu hadisten şunları öğreniyoruz:

- Kur’an okumak en faziletli amellerden biridir.

- Kur’an okuyan bir mü’mine her bir harf karşılığında bir hasene, her haseneye de en az on misli sevap vardır.

- Mü’minler, Kur’an okumayı sistemli bir ibadet haline getirmeye özen göstermelidir.

Kur’an’ı devamlı okumamız gerektiğine dair ise Rasûlullâh Aleyhis Selâm:

Kalpler kendisine su değen demir paslandığı gibi paslanır!” buyurdu. “Cilâsı nedir Yâ Rasûlallah?' diye sorulunca: “Kur'ân okumak ve ölümü çokça hatırlamaktır!' buyurdu.” (Beyhakî)

Kur’an Okumanın Adabı

Kuran-ı Kerim, günlük olarak okumaya gayret göstermeliyiz. Ayrıca Kur’an okumak için özel zaman ayırmalıyız. İşte bu ayırdığımız özel zaman dilimlerinde Kur’an okumadaki adablara riayet edebilirsek bu şekilde Kur’an’dan daha çok faydalanabiliriz. Alimlerin eserlerinde belirttiği adab şunlardır:

Hürmetle ve abdest alarak kıbleye karşı oturmak.

Şayet ezber yapmıyorsa, okurken acele etmemek ve tecvidle okumak.

Ağlamaya çalışmak.

Rahmet ayetleri gelince rahmet ve af dilemek, azab ayetleri gelince Allah’a sığınmak.

Etrafındaki insanlar dinlemeyip kendi işleri ile ilgileniyorsa veya gösteriş ihtimali varsa sessiz okunması, değilse sesli okumak daha uygundur.

Güzel sesle okumaya çalışmalıdır.

Manalarını düşünmek ve lezzet alarak okumak.

Gönlünü okuduğu ayetlere vermek.

Allah Teala, kendisini duyuyormuş gibi okumak.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz’in bir defasında bütün geceyi şu ayet-i kerimeyi okuyarak geçirdiği rivayet olunmuştur:

إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

"Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin. (Maide suresi/118)

Said bin Cübeyr’in de bir gece şu ayeti okuyarak sabahladığı rivayet edilmiştir:

وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ

(Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!" (Yasin suresi/59)

Hayırlarda Yarışmak

Yüce Rabbimiz hayırlarda ve iyiliklerde yarışmamız hususunda bizlere şöyle buyurmaktadır:

وَسَارِعُواْ إِلَى مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.” (Âl-i İmran, 133)

Başka bir ayet-i kerimede ise Rabbimiz hayır işlerinde yarışanların gönülden inananlar olduğunu belirterek şöyle buyurmuştur:

أُوْلَئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ

İşte bunlar hayır işlerine koşuşurlar ve o uğurda öne geçerler. (Mü’minun/61)

Bir hadis-i şerifte ise Ramazan ayında hayırlarda yarışmaya teşvik edilmiş ve şöyle buyrulmuştur.

أتاكم رمضان، شهر بركة، يغشاكم الله فيه، فينزل الرحمة، ويحطُّ الخطايا ويستجيب فيه الدُّعاء، وينظر الله تعالى إلى تنافسكم فيه، ويباهي بكم ملائكته، فأروا الله من أنفسكم خيرًا، فإنَّ الشَّقي من حرم فيه رحمة الله عزَّ وجلَّ

Ramazan ayı bütün bereketi ile size geliyor. Allah o ayda sizi zengin kılar, bundan dolayı size rahmet indirir. Hataları yok eder, o ayda duaları çokça kabul eder. Allah Teâla sizin Ramazan ayında hayırlarla yarış etmenize bakar ve meleklerine karşı sizinle övünür. O halde iyilik ve hayırdan yana Allah Teala'ya kendinizi gösterin. Ramazan ayında Allah'ın rahmetinden kendini mahrum eden bedbaht kimselerden olmayın. (Heysemi, Mecmau'z-Zevaid, III/344))

Bu ayda, Allah’ın emirlerini daha özenli bir şekilde yerine getirmeye çalışmalıyız. Bol bol Kur’an okumalı ve hatim etmeli, namazlarımıza dikkat etmeli, oruçlarımızı tutmalı, teravih namazlarımızı ihmal etmemeli, faydasız ve boş sözlerin konuşulduğu meclislerde oturup vaktimizi heba etmemeli, günahlardan uzak durmaya çalışmalı, dilimizi kalbimizi ve düşüncelerimizi güzelleştirmeye çalışmalı ve vaktimizi zikir, tesbih ve dua ile değerlendirmeye özen göstermeliyiz. Nasıl ki şahsi ibadetlerimiz için bu ayda hayır işlemekte yarışıyor isek, çevremizdeki ihtiyacı olan insanların da elini tutmak ve onlara yardımcı olma hususunda hayırda yarışmalıyız.

Allah’a inananlar olarak, Cenab-ı Hakk’ın hiçbir şeyi boşa yaratmadığına inanıyoruz. Biz kullarını da bu dünyayi Cennet’e çevirmek için gayret gösterelim diye var etti. Dolayısı ile bizleri karşılıksız Yaratan Rabbimiz’e şükür borcu olarak üzerinde yaşadığımız Allah’ın var ettiği bu dünyada, Allah’ın yaratmış olduğu her varlığa iyilik için koşuşturmalıyız. Sayılı olan bu günlerimizi bu uğurda geçirmeliyiz. Muhtaçları arayıp bulmalı, istemekten çekindiği için evinde çaresiz bekleyenlerin gönüllerine sevinç olmalı, bunun için çalışan başta Diyanet Vakfımız olmak üzere hayır kuruluşlarına en azından gönlümüzle destek olmalıyız.

Dakikalardaki Servetler ve Zaman Yönetimi

أَيَّامًا مَّعْدُودَاتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (Bakara Suresi / 184)

Bu ayet-i kerimede de görüldüğü gibi Ramazan ayı, sayılı günlerdir ve bitecektir. Dolayısı ile onun saniyeleri bile hazine hükmündedir. Bu sebeple bu mübarek ayın gün ve gecelerini değerlendirmeye gayret göstermemiz gerekmektedir.

Eskiden yaşamış değerli alimler hakkında kiminin teravih namazından sonra sabaha kadar nafile ibadetlerle meşgul olduğu, kiminin gece ve gündüz sadece Kur’ân-ı Kerim okuduğu ve kimse ile görüşmek istemediği, kiminin akşam iftardan sonra yatsıya kadar Kuran okuduğu, teravihten sonra iki-üç saat istirahat edip teheccüde kalkıp yine Kuran okuduğu ve sahura yarım saat kala yemek yeyip sabah namazına kadar ezberden Kuran okuduğu veya zikirlerle meşgul olduğu, sabah namazını kılıp işrak namazını kılıncaya kadar yine ibadetle meşgul oldukları kitaplarda uzun uzadıya yazılmıştır.

Kuran-ı Kerim Ramazan ayı hakkında “sayılı günlerdir” ifadesini kullanmaktadır. Yani Ramazan ayı, hayatımız gibi hızla geçmektedir. Şayet bize, dünyada en sevdiğimiz insanın sayılı günleri kaldı ve yakında ölecek denilse ne yaparız? İşi gücü bırakıp, onun yanına gider ve gece olsun gündüz olsun onun yanında vakit geçiririz değil mi? Ramazan ayı da böyle değerli ve sayılı günlerden oluşan bir aydır. O yüzden bu ayda oruç, namaz, ibadet ve Kur’an okumak konusunda devam etmeye sabretmeliyiz. Bütün dünya bizim olsa ne kadar çok seviniriz değil mi? Öyle de Ramazan ayında Cennet’in kapıları açılmaktadır. Cennet ise dünyanın geçici servetiyle kıyas edilemez. On bir aydan beri dünya için çalıştık, gayret ettik. O kadar saatlerimiz, o kadar ömrümüz dünyadaki nasibimizi aramak için çalıştık. Bu ayda imkanı olanlar ahiret amellerine daha çok ağırlık vermelidir. Şu şekilde niyet etmek ne güzeldir: “Ben bu Ramazan ayında kendimi Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye adadım.”

Ramazan Ayının Hırsızları

Sayılı günlerden oluşan bu mübarek ayın hırsızlarına karşı dikkatli olmalı ve bu hırsızlara karşı gereken tedbiri almalıyız. Bu hırsızlar:

Televizyon: Vakit çalmada çok tehlikeli bir hırsızdır. Faydasız diziler, uygun olmayan programlar ve geç saate kadar sürüp insanı uykusuz bırakması dolayısı ile orucun sevabını azaltır.

Çarşı alışverişi: Plansız ve hesapsız alışveriş yapıldığı takdirde insanın malını ve vaktini heder eder. Böyle olmaması için alşverişe çıkmadan önce hedefimizi belirlemeli, ne alacağımıza karar vermeliyiz

Geç vakte kadar uyumamak: Faydasız işlerden dolayı gece geç saatlere kadar uykusuz kalmak bizi en değerli vakit olan seher vakitlerinde teheccüd kılmak ve istiğfar etmekten mahrum bırakabilir.

Mutfak: Özellikle hanımlar, çeşit çeşit yemek hazırlamak için mutfakta uzun zaman geçirmektedirler. Ne yazık ki saatlerce süren bu hazırlık, birkaç dakikada boğazdan geçmektedir. Eğer çöpe gidiyorsa bu çok üzücü bir durumdur. Elbette Ramazan ayında oruç tutanlara yapılacak ikramın hazırlanması da sevaptır fakat bu güzel ayda uzun süren çeşit çeşit ağır yemekler yapmaktansa, ibadete daha fazla vakit ayırabilmek için dikkatli olmakta fayda vardır.

Telefon: Gıybet, nemimecilik (laf getirip götürmek), dedikodu ve gizli halleri araştırıp anlatmaktan oluşan uzun telefon konuşmaları hem günah kazandırmakta hem de bu mübarek vakitleri zayi etmektedir.

Cimrilik: Sadakanın ecir ve sevabı çok fazladır ki özellikle bu ayda bu sevap daha da artmaktadır. Dolayısı ile insanı cehennem ateşinden koruyan ve bu ayda sadaka vermenin sevabından mahrum bırakan cimrilik ise bir başka hırsızdır.

Meclisler: Allah’ın isminin anılmadığı ve kıyamet günü “keşke onlarla oturmasaydım” diye pişmanlığa sebep olacak şekilde boş ve faydasız konuşmalardan oluşan sohbetler de bu günlerin hırsızıdır.

En büyük hırsız ise: Allah’ın razı olmadığı şekilde kullanılan sosyal iletişim araçlarıdır.

Dolayısı ile bu ayda dünya işlerine ayırdığımız gibi, ahret işlerine de zaman ayırmalı ve plan yapmalıyız. Gücümüzü gayretimizi bu sayılı günlerde Allah’ı razı ve hoşnud etmek için yapacağımız amellere vermeliyiz. Bu konuda evimizde de ailemiz ile birlikte istişare ederek bir “Ramazan Programı” hazırlamak, bu fırsatı değerlendirmek konusunda bize çok yardım edecektir.

Ramazan Ayında Evde Yapabileceğimiz Faaliyetler

Bu mübarek ayda evimizde de Ramazan sevinç ve neşesini başta eşimiz ve çocuklarımız olmak üzere hepsinin yaşaması için gayret göstermeliyiz. Ailem Ramazan ayında oruç tutacak diye onlar için yaptığımız alışveriş bile bizlere sevap kazandıracaktır. Günümüzde salgın hastalık olmasından dolayı şu an camilerimizde sadece yatsı namazı kılınmakta, teravih namazları ise evlerde kılınmaktadır. Bizler evimizde ailemiz ile birlikte hep beraber teravih namazı kılmalı, ardından çocuklarımızı çeşitli ikramlar ile ödüllendirmeliyiz.

Bu ayda indirilmeye başlanan Kitabımız’ı, Peygamberimiz’in Aleyhis Selâm Hayatını, Sahabelerin Hayatını, Tefsir ve Hadis Kitaplarını bir okuma saati belirleyerek ailemizle birlikte okumaya ve bu şekilde vaktimizi değerlendirmeye özen göstermeliyiz. Evimizde ailemiz ile birlikte mukabele de okumamız çok bereketli olacaktır.

Özellikle Kuran’ın, namazın, orucun ve ibadetlerin faziletlerine dair hadis-i şerifleri ailemize ve çocuklarımıza öğreterek onların ibadete teşvik olmalarına gayret göstermeliyiz.

Evde küçük çocuklarımız var ise onlar için odalarında veya evin uygun mekanlarında itikafa girmeleri için Ramazan çadırı şeklinde sevdirici ve özendirici uygulamalar yapabiliriz. Çocuklarımız küçükse, onlara teravih namazının tamamını değil de alışmaları için bir kısmını kıldırabiliriz.

Bu ayın farklı bir ay olduğunu onlara hissettirmeli ve onları sevindirmeye özen göstermeliyiz. İmkanımız var ise sağlığımız için gerekli tedbirleri alarak yatsı ve sabah namazlarını camilerde kılmaya özen göstermeliyiz. Her ne kadar tedbirler gereği teravihleri camilerde kılamasak ta diğer namazları kılabiliriz. Çocuklarımızın hatim okumaları için, kim daha çok okuyacak gibi eşitli yarışmalar düzenleyebiliriz.

80 Yıllık Bir Ömür Kadir Gecesi

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ

وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ

سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. (Kadir Suresi, 1-5)

Kadir gecesi, mübarek Ramazan gecelerinden bir gecedir. Çok bereketli ve hayırlı bir gecedir. Kur’an-ı Kerim, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. Bu gece bin ay değil, bin aydan daha da hayırlıdır ve bin aydan ne kadar hayırlı olduğu bilinmemektedir. Bin ay, yaklaşık olarak seksen üç sene dört ay etmektedir. O geceyi kime ibadetle geçirmek nasip olursa o kişi gerçekten bahtiyardır. Kıymetini bilenlere Allah’ın böyle bir nimeti nasib etmesi ne büyük bir ikramdır.

Kadir gecesi, Kur’ân-ı Kerim’in indirildiği gecedir. Kur’an ya toplu olarak Cenab-ı Hakk’ın katından vahiy meleklerine inzal buyurulmuş veya Alak suresinin ilk beş ayetiyle o gece Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Aleyhis Selam’a indirilmeye başlamıştır. Her iki ihtimale göre de bu gecenin Kur’an’ın ğinzaline sahne olduğu ve şerefini ondan aldığı anlaşılır. Bakara suresi 185. Ayette de Kur’an’ın Ramazan ayında indiği beyan buyrulur.

Kadir gecesinin bir ismi “mübarek gece”dir. Bu, onun hayrı bol, çok bereketli ve şerefli bir gece olduğunu bildirir. Kur’an’ın inişiyle, dünyanın o güne kadarki makus talihi tersine çevrilmiş, her şeye yepyeni bir şekilde tanzime başlanmıştır. Bu gece çok şerefli bir gecedir. Bin aydan daha hayırlı olduğu Allah tarafından haber verilmiştir. O gecede yapılan ibadet ve hayırlar, içinde kadir gecesi olmayan bin ayda yapılanlardan daha çok sevaplıdır. Allah Teala, mümin kullarına böyle lütuf ve ihsanda bulunmuştur. Buradaki “bin ay” ifadesinin kesretten kinaye olması da mümkündür. O gecenin gerçekten çok faziletli, eşi benzeri olmayan mukaddes ve mübarek bir zaman dilimi olduğunu gösterir. (Hakk’ın Daveti Kur’ân-ı Kerim Meali ve Tefsiri, Prof. Dr. Ömer ÇELİK)

Melekler, o gecenin başından sabaha kadar gruplar haline inerek mü’minlere selam verirler. Onlar için dua ve istiğfar ederler. O gece hep hayırlı şeylerle dolu olup, bütün şerlerden korunmuştur. Kadir gecesinin Ramazan ayında olduğu kesindir. Fakat Ramazan ayı içinde hangi gecede olduğu hususunda farklı bilgiler bulunmaktadır. Bu konuda Hz. Aişe annemiz der ki:

Rasûlullah Sallallahu aleyhi ve selem, Ramazan ayının son on gününde mescide çekilerek kendini ibadete verir ve şöyle buyururdu: Kadir gecesini Ramazan ayının son on günü içinde arayın!” (Buhârî, Leyletü’l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 219; Tirmizî, Savm 72/792)

Kadir gecesinin ihya edilmesiyle ilgili Nebî Aleyhis Selâm şöyle buyurmuştur:

Kadir gecesini, fazilet ve kudisyyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatle geçiren kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhâri, Savm 6)

Ramazan Ayından Hayata ve Ömre Kur’an’ı Taşımak

Kur’an, kıyamete kadar gelecek bütün kuşaklara hitap etmektedir. Zira “Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür.” (İsrâ sresi, 9) şeklinde kendisini insanlığa tanıtan yüce Kitabımız tüm zamanlarda, tüm insanlara rehberlik edecek ve yol gösterecektir. Bundan dolayı Allah Rasûlü, Kur’an’ı, yolcuları uyaran bir rehbere benzetmektedir. Onun rehberliğinde hayatlarını sürdürenler asla yollarını şaşırmayacak, istikametlerini kaybetmeyeceklerdir. Çünkü o, kâinatı yoktan var eden Yüce Allah’ın ipi (hablullâh), kopmak bilmeyen “sapasağlam bir kulp”tur (el-urvetu"l-vüskâ). Zira Allah’ın Kitabı, kendisine tutunan için koruyucu ve kurtarıcı, şifa kaynağı, hidayet rehberi ve rahmet vesilesidir.

Kur’an’ı lafzı ile okuduğumuz gibi asıl amacın onu hayata geçirmek olduğu göz ardı edilmemelidir. İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy da içinde yaşadığı dönemdeki inananların Kur’an’a karşı tutumlarını şu şekilde hicvetmektedir:

Lafzı muhkem, yalnız anlaşılan, Kur"an"ın;

Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mânânın;

Ya açar Nazm-ı Celîl"in, bakarız yaprağına;

Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur"an, bunu hakkıyla bilin;

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!”

Kur’an-ı Kerim, insanı dünya ve âhirette mutlu kılacak her şeyi ihtiva eden bir kitaptır. Böyle bir kitabı rehber edinen yanılmaz. Ona sımsıkı sarılan sapıklığa düşmez. Onun gösterdiği yoldan yürüyen şaşırmaz ve onu okuyanın ecri az olmaz.

Böylesine mübarek bir aya kavuşmayı fırsat bilerek; bu ayı oruç tutarak, Kur’an okuyarak, ibadet yaparak geçirmeli, kimseyi incitmemeye özen göstermeliyiz. Yoksulları ve kimsesiz çocukları korumalı, fakirleri gözetmeliyiz. Böyle yaptığımız takdirde Allah’ın rızasını kazanmış oluruz.

Ramazan-ı şerif ayının ülkemize, milletimize, İslam Alemine ve bütün dünyaya hayırlara vesile olmasını, başta milletimiz olmak üzere bütün dünyanın içinde bulunduğu her türlü salgın hastalıklardan tamamıyla kurtulmasını ve sağlık, sıhhat afiyet içerisinde sevdiklerimizle beraber Allah’ın affedip cehennemden azad ettiği kullarının arasında bayram sabahına kavuşmayı Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum. Amin.

VAAZI İNDİR!

Metin Mete / Vaiz

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları