NAMAZIN AHLAKIMIZA KATTIĞI DEĞERLER!
NAMAZIN AHLAKIMIZA KATTIĞI DEĞERLER!
Haftanın Vaazı.. "Namazın Ahlakımıza Kattığı Değerler" konulu Cuma Vaazı sitemize eklenmiştir.

Namazın Hayatımıza Kattığı Değerler!

 

    اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَؕ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِؕ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

 (Resulüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette(ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.(Ankebüt,29/45)

DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!

Namaz Farsça bir kelime olup, Arapçadaki salât kelimesinin karşılığıdır. Sözlükte: Dua, istiğfar, övgü anlamlarına gelen salât, dinî bir kavram olarak, belli eylemler ve rükünleri bulunan özel bir ibadettir.

 İslam dininin, kelime-i şehadet, zekât, oruç ve hac ile birlikte beş esasından biri olan namaz, “dinin direği” ve “müminin miracıdır”. Yüce Allah Kuran’da müminlere namaz kılmalarını emretmiş ve namazı vakitli olarak farz kıldığını bildirmiştir. Namazlarını ikame edenleri  övmüş, ikame etmeyenleri ise yermiştir. 

Allah Teâla Kur’an’da namazla ilgili birçok ayet-i kerimede namazı ikame etmekten bahseder. Bugünkü vaazımızın da konusu olan namazı ikame etmek nedir? Namazı ikame etmekten ne anlıyoruz? İkame ne anlama gelmektedir? Hakkıyla ikame edilen namaz ahlakımıza hangi değerleri katar? Bu sorular çerçevesinde konumuzu anlatacağız. Öncelikle ikame ne anlama geliyor onu açıklayalım:

İkame: Sözlükte, kaldırıp dikmek, düzeltip doğrultmak, kıymetlendirmek, devam ettirmek,  dikkat ederek yapmak gibi anlamlara gelir.

Kur’an’da namazla ilgili ayeti- kerimelerde “yüsallüne” veya “sallü” fiillerinden çok “yükîmüne’s-salâte” “ekîmü’s- salâte” ,”hâfizu alessalâvât”  tabirleri kullanılır.  Namazı ikame ederler’ ifadesi ‘ namazı kılarlar’  ifadesinden daha geniş ve daha büyük anlamı olan bir ifadedir. Bu kısa açıklamadan sonra namazı ikame etmenin ne anlama geldiğini birkaç maddeyle açıklayalım:

A)Namazı ikame etmek; namazı hayata taşımaktır. Yani Allah’ın huzurundaki duruşu hayatın her alanında sürdürmektir:

Allah Teâlâ, Ankebüt süresinin 45.ayetinde hakkıyla ikame edilip hayata taşınan namazın, namaz kılanı her türlü hayâsızlıktan ve kötülükten koruyacağını vaad ediyor ve şöyle buyuruyor:

اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَؕ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِؕ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

 (Resulüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.(Ankebüt,29/45)

Yakarıdaki ayette geçen “fahşâ ve münker” kelimeleri şu anlamlara gelmektedir: Sözlükte “çirkin ve aşırı olmak” anlamına gelen fuhuş İslamî literatürde kelimenin sözlük anlamıyla da bağlantılı olarak, aşırı derecede çirkin söz ve davranış, büyük günah, edebe ve ahlaka aykırı olup dinen yasaklanan her türlü kötülük ve çirkinlik anlamında kullanılmaktadır. Sözlükte “çirkin, kötü, yadırganan şey” anlamına gelen münker ise, dinî bir kavram olarak, Allah’ın râzı olmadığı çirkin, kötü, kabahat, günah ve haram olarak bildirdiği davranışlardır.

KIYMETLİ KARDEŞLERİM!

Ankebüt süresinin 45. Ayetinde geçen bu iki kelimeyi açıkladıktan sonra, Allah’ın huzurundaki duruşun hayatın her alanına yansıtılmasıyla ilgili olarak bu ayeti kerime bize şu mesajları veriyor:

Abdest, kıraat, rükû, secde, ta’dil-i erkân gibi zahiri şartlarına ve rükünlerine; ihlâs, huşü, takva gibi manevi şartlarına özen göstererek kılınan namaz, İslâm’ın ve sağduyu sahibi erdemli toplumların edepsizlik,  hayasızlık ve kötülük sayıp reddettiği tutum ve davranışlarla uyuşmaz, âdeta bir nasihatçi, bir uyarıcı gibi namaz kılan kişiyi bu davranışlardan meneder. Namaz insanın fikir, kalp, ruh ve niyet temizliğini temin eder, kötülüklerden uzak kalmasını sağlar. Namaz Müslümanın her türlü haramlardan, çirkin söz ve davranışlardan uzak kalarak temiz bir hayat yaşamasını sağlayan en büyük ibadetlerden biridir

Peygamberimiz (sas) hakkıyla ikame edilmeyen namazın, namaz kılana bir faydası olmayacağını aksine ziyanını artıracağını şu sözleriyle ifade ediyor: “Kim bir namaz kılar da, o namaz kendisini açık ve gizli kötülüklerden alıkoymazsa o namazla Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir şey artırmış olmaz.”(Feyzü’l- Kadir, VI,221(9014); Suyütî. Ed- Dürrül- Mensur, VI, 465, Deylemî, Firdevs, III,622(5944) buyurmuştur. Onun için İbn Mes’ud Hazretleri: “Namazını gereği gibi yerine getirmeyen Allah’tan uzaklığı artırmaktan başka bir şey yapamaz” demiştir.

Ayet-i kerimenin namazı hayata taşımak ile ilgili bir diğer ve önemli mesajı şudur:

وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ : “Allah’ı anmak elbette en büyük şeydir. Allah yaptıklarınızı bilir”.

  Allah’ı anmak, O’nun yüceliğini hatırlamak, namazda, evde, sokakta, caddede, alışverişte ve hayattaki bütün işlerde, her zaman ve her yerde O’nu düşünmek, O’nu unutmamaktır. Allah’ı anmak Allah’ın huzurundaki duruşu hayatın her alanında sürdürmektir. Allah’ı anmak, her zaman Allah’ın murakabesi altında olduğu bilinciyle hareket ederek, namazdaki ihlâsın, samimiyetin dürüstlüğün, güzelliğin hayatın tüm alanlarına yayılmasıdır.

Ayetin son mesajı” Kuşkusuz Allah, yaptığınız bütün işleri bilir ve size onların en güzel karşılığını verir. Bu ayetin yorumuyla ilgili olarak “ Ebu’l-Âliye şöyle diyor: Namazda üç haslet vardır:  Bunlar ihlâs, Allah korkusu ve Allah’ı anmaktır. İhlâs, kişiye iyiliği emreder, Allah korkusu ise kötülükten alıkoyar. Allah’ı anma yani kuran okumak ise, ona hem iyiliği emreder, hem de kötülükten alıkoyar. Herhangi bir namaz ki, onda bu hasletlerden bir şey bulunmazsa, o namaz namaz değildir.(Muhtasarı İbn Kesir, 338)

B) Namazı ikame etmek demek; Allah’ın hoş görmediği kötülüklere, çirkinliklere, Allah’ın düşmanlarına karşı bir kıyamdır, bir karşı duruştur.

Yüce Allah Bakara süresinin 238.ayetinde şöyle buyuruyor:

حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِتٖينَ

Namazlara ve orta namaza(ikindi namazına) devam edin. Allah’a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın.(Bakara,2/238) 

Namazı İkame emek ve korumak demek; sadece ve sadece Allah’ın huzurunda eğilmeyi, insanlar karşısında eğilmemeyi, boyun bükmemeyi sağlayan çok önemli bir ibadettir.  Namazı ikame etmek ve korumak; gerek fert ve gerekse toplum olarak Allah’ın yasaklamış, çirkin görmüş olduğu şeylere karşı, Allah’ın düşmanlarına karşı bir kıyamdır. Hakkıyla ikame edilen namaz sadece kötülüklerle mücadele değil, aynı zamanda evde, sokakta, caddede hayatın her alanında iyiliklerin yayılması için hem fert hem de toplum olarak kıyama kalkmayı gerektirir. 

Namazı hayata taşımanın ve Allah’ın huzurundaki duruşun hayatın tüm alanlarına yansımasının güzel bir örneğini Hz. Şuayb (as)ın hayatında görüyoruz:

قَالُوا يَا شُعَيْبُ اَصَلٰوتُكَ تَأْمُرُكَ اَنْ نَتْرُكَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَوْ اَنْ نَفْعَلَ فٖٓي اَمْوَالِنَا مَا نَشٰٓؤُ۬اؕ اِنَّكَ لَاَنْتَ الْحَلٖيمُ الرَّشٖيدُ 

“Kavmi ise, “Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını(putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın.”(Hüd,11/87)

Şuayb (as) kavmine, putlara ibadeti bırakıp Allah’a ibadet etmelerini emredince, alay ve eğlence yoluyla ona cevap vererek dediler: Babalarımızın tapmış olduğu putlara ibadeti terk etmeyi emretmeyi seni namazın mı çağırıyor? Bu akıllı insanın yapacağı iş değil. Veya mallarımız hakkında dilediğimizi terk etmemizi, yani ölçü ve tartıda eksik yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor?

Namaz, Allah’a ibadetin en önemli vesilesi, dinin direği ve putperestlere karşı açıkça muhalefeti temsil ettiği için putperestler daima müminlerin namazıyla alay ederek dini yıkmaya, yıkamadıkları takdirde ise zayıflatmaya çalışmışlardır. Hz.Şuayb’(as)ın kavmi de aynı maksatla onun tevhid inancına, hukuk ve ahlaka ilişkin bildirilerini ve ret ve inkar edemedikleri için, özellikle dolaylı yoldan değersiz göstermek üzere bütün bunları onun kıldığı namaza bağlayarak, geçersiz değersiz göstermeye çalışıyorlar, onun peygamberliğiyle alay etmek için namazı ile alay ederek dini etkisiz hale getirmeye çalışmışlardır. Şuayb  (as) ın gerek Allah’a ibadet, gerekse ticarî ahlak konusunda söyledikleri insan fıtratına uygun ve hürriyeti geliştirici davranışlar olduğu halde, onlar bunun hürriyeti engelleyici bir budalalık olduğunu düşünerek onu küçümseyip alay etmişlerdir.

Bu ayet-i kerimenin verdiği en önemli mesaj şudur: Hz. Şuayb as)ın kıldığı gibi hakkıyla ikame edilen bir namaz, Müslümanları dünyaya karşı, toplumdaki bozukluklara, yozlaşmalara, kötülüklere karşı duyarsız bırakmaz, aksine hayatın gidişine, kötülüklere, çirkinliklere müdahale etmesini, bir dinamizm, bir direniş, bir diriliş kaynağı olmasını sağlar.

KIYMETLİ KARDEŞLERİM!

Namazın dindeki bu önemli işlevinden ve kötülüklere karşı bir kalkan olmasından dolayı Peygamberimiz (sas) namazı, dinin direği ve en önemli ibadeti olarak açıklamıştır:

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) فِى سَفَرٍ… قَالَ: “رَأْسُ الْأَمْرِ الْإِسْلاَمُ وَعَمُودُهُ الصَّلاَةُ…”

Muâz b. Cebel anlatıyor: ”Hz. Peygamber (sav)ile birlikte bir yolculukta idim… O şöyle buyurdu: “Dinin başı islam(kelime-i şehâdet getirerek Allah’a teslim olmak), direği ise namazdır.”(Tirmizi, îman,8; İbn Hanbel, V,231)

Peygamberimiz(sav) bu hadis-i şeriflerinde dini yüksek bir binaya benzetiyor. Bu binanın temeli iman, direği namazdır, diğer ibadetler ise bu binanın süsü ve güzellikleridir. Ve içinde saadetle yaşanması da insanlara aittir. Peygamberimiz (s.a.s) in hadisinde geçen bu bina ve direk benzetmesi bize, İslam’ın sosyal durumunu ve bu konumda namazın değerini ve önemini güzel bir örnekle ortaya koymuş oluyor.

DEĞERLİ MÜMİNLER!

Namazı ikame etmeyi kısaca açıkladıktan sonra, hakkıyla ikame edilip hayata yansıtılan namaz, ahlakımıza şu değerleri katar:

 NAMAZIN AHLAKIMIZA KATTIĞI DEĞERLER

Namazın ahlakımıza kattığı değerleri birkaç maddeyle özetleyelim. Hakkıyla ikame edilen namaz, namaz kılanın ahlakına şu değerleri katar:

A)NAMAZ İNSANA SORUMLULUK DUYGUSU KAZANDIRIR

İnsan sorumluluk taşıyan bir varlıktır. Bu, onun temel özelliklerinden biridir. Allah’ın emrettiklerini yapmak ve yasaklarından sakınmakla yükümlü olan insan, mutlaka bir gün O’nun huzurunda dünyada yaptıklarından sorgulanacaktır. Namazı hakkıyla ikame eden kişi her gün beş vakit namazda مَالِكِ يَوْمِ الدّٖينِؕ “ Ceza gününün malikidir” (Fatiha,1/4) ayetini okuyarak  “ Ey Rabbim! Ahirette herkesin hesaba çekilip iyinin iyi, kötünün de kötü karşılık alacağı hesap gününün sahibi sensin ayetini düşünerek, bu ayetin verdiği sorumluluk ve şuurla hareket ederek hesap günü gelmeden önce kendini hesaba çeker. Sadece namazda değil, her zaman ve her yerde bu bilinç ve şuurla hareket edeceği için hem Allah’a hem de Allah’ın kullarına karşı sorumluluklarını yerine getirir.

B) NAMAZ İNSANA ZAMAN VE ÇALIŞMA DİSİPLİNİ KAZANDIRIR

“Başta namaz gibi belirli zamanlarda yapılan ibadetler, hayat ve disiplin programı olarak vakti ve hayatı düzenler. Bütün ibadetler, insanda büyük bir disiplin sağlar ve iradeyi güçlendirir.

İslam toplumunda hayatın ritmi ve düzeni, büyük ölçüde günlük beş vakit namaz tarafından belirlenir. Namaz, müminleri beş vakit okunan ezanla bir araya getirir, birlikte ibadet etmenin huzuruna erdirir ve onların birlik olmasını, kaynaşmasını, dayanışmasını sağlar.

Namazın hayatımızı düzene koymasının bir nedeni de günün belirli vakitlerinde farz olmasıdır.   اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً                                                        “Şüphesiz ki namaz, inananlar üzerine vakitli olarak farz kılınmıştır” (Nisâ, 4/103.) ayeti de namaz ibadetinin, namaz kılan insanların hayatını belirli bir zaman ve çalışma disiplini içerisinde bir düzene koyduğunu kanıtlar. Müslüman, gece ve gündüzün belirli vakitlerinde kılınması istenen namazları yerine getirmekle zaman bilinci ve zamanı yönetme becerisi kazanır. Dünyanın aldatıcı meşgaleleri arasında Rabbini hatırlar, namaz aralarında işlediği günahlar için bağışlanma fırsatı bulur.

Bugün namaz kılan Müslümanların kendilerini kötülüklerden koruyamamalarının sebepleri arasında namazın adabına uymamaları, dolayısıyla hakkıyla namazı ikame etmemelerinin tesiri büyüktür. Gerçekten günde beş defa Allah’ın huzuruna gerçek manada çıkan ve şuurlu bir şekilde namaz kılan kişinin,  bu beş vakit arasında Allah’ın emirlerine aykırı davranması garip ve çelişkili bir durumdur.

E)HAKKIYLA İKAME EDİLEN NAMAZ KİŞİNİN SABIR GÜCÜNÜ GELİŞTİRİR VE İRADESİNİ GÜÇLENDİRİR

Namaz ibadeti; Allah’ın huzurunda bulunma şuuru ve namaz ibadetine odaklanma sorumluluğu vermesi nedeniyle insandaki olumsuz duygu ve düşünceleri kontrol altına almayı ve irade gücünü harekete geçirmeyi sağlar. Namaz; yıkıcı, fevri, acımasız, kötü özellik alışkanlıklarla mücadele etmeyi ve onlara karşı dirençli olmayı sağlayan en önemli ibadettir.

Namaz, kişiyi sadece kötülüklerden uzaklaştırmakla kalmayıp aynı zamanda hayatı iyilikler üzerine bina eden boyutuyla, insandaki ülvî hislerin harekete geçmesinin, nefsin tezkiyesinin, zihin ve gönlün hakikate açılmasının ve böylelikle iyi bir insan olmanın en önemli vesilelerindendir.

İnsanı bunalıma sürükleyip istikametten alıkoyabilecek her türlü menfi durumu ancak namaz, manevi tatmin duygusuna ve vicdan huzuruna dönüştürebilir. Aksi takdirde, içinde namazın olmadığı, dünya hayatının aldatıcı lezzet ve meşgaleleri içinde nefsi dürtülerine boyun eğerek günahlara dalan kalplerin derin bunalımlara düçar olması söz konusudur. Bu nedenle inananların, namaz ve sabırla Allah’tan yardım dilemeleri emredilmektedir: Bu konuyla ilgili olarak bakara süresinin 45.ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor:

وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِؕ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَۙ 

“Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o(sabır ve namaz), Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.(Bakar,2/45) .Çünkü namaz ibadeti, sabır özelliğini kuvvetlendirip irade gücünü harekete geçirme yoluyla davranış, duygu ve düşünceleri kontrol etmeyi sağlar. Böylece namaz, kötü duygu ve düşüncelerin hapsolup dışa yansımasına engel olur.

NAMAZ MÜSLÜMANLARI DİRİLTİR VE BİRLEŞTİRİR

Namaz sadece ferdi boyutu olan bir ibadet olmayıp özellikle farz namazların cemaatle kılınması müminleri ırk, renk, dil, sosyal statü ayırımı gözetmeksizin Allah’a karşı kullukta aynı safta toplama, bütünleşme, dayanışma ve yardımlaşmayı sağlayarak kolektif şuuru pekiştirme açısından ayrı bir öneme sahiptir. Aynı amaç ve idealleri paylaşan bir cemaat ortamında fertler arasındaki ayrılıkları önemli ölçüde gideren, eşitlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren dini bir coşku yaşanır.

Cemaatle namaz, Müslümanların birliğini sağlayan en temel unsurlardan biridir. Cemaatten kopukluk Müslümanların dağılmasına sebep olur. Başka hiçbir sistemin başaramadığı sosyal meselelerin çözümü, cemaatle başlar ve daha kolay olur.

. Bu diriltici ve ümmet yapan ruhuyla “cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.” (Buhari, Ezan,30/645) Camide birbirini tanıyan zenginle fakir arasında, bir dayanışma meydana gelir. Ayrıca cami, kültür alış verişinin yapıldığı en önemli merkezdir.

NAMAZ MÜMİNİN YÖRÜNGEDEN ÇIKMASINI ÖNLEYEN EN ÖNEMLİ İBADETTİR

Uzayda dünyanın yörüngesine yerleştirilen yapay uyduların yörüngeden çıkmasını önlemek için yeryüzündeki kumanda merkezinden zaman zaman belli aralıklarla yörüngede kalma ayarı yapılması gerekirmiş. Bunun gibi namaz, müminin manevi hayatında belli aralıklarla yörüngeden çıkmama, âdeta yörüngede kalma ayarı yapmaktadır. Namaz sayesinde mümin hayatın meşgalelerine bir süreliğine ara verip kalbini dinleme fırsatı bulur ve özlemle beklediği Rabbi ile baş başa kalma randevusunu gerçekleştirir.

Namazdan kopmak, yörüngeden çıkmak gibidir. Bu bir bakıma insanı kötülüklerden uzak tutan manevi kontrolün yitirilmesidir. Bundan dolayı namazı zayi edenlerle ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَياًّۙ

 “Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır..”(Meryem,19/59) Bu ayet-i kerimeye göre Müslümanlar açısından namazın zayi edilmesi ile ahlaki çöküntü arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Namazın terki, nefsin gayrimeşru isteklerine, heva ve heveslerine tabi olma ve ahlak dışı tutum ve davranışlara sürüklenme gibi çok çirkin sonuçlara götürebilir. Bu yüzden yörüngeden çıkan tekrar yörüngeye girinceye kadar boşluktadır. İstikameti tamamen yanlıştır ya da belirsizdir, nereye gideceği belli olmaz.

SONUÇ

Allah Teâlâ Müminün süresinin özellikle ilk ayetlerinde kurtuluşa eren müminlerin ibadetlerinden, ahlâkî yaşayışlarından ve nail olacakları uhrevi nimetlerden bahsetmektedir. Bu mübarek sürenin birinci ve ikinci ayetinde şöyle buyurmaktadır:

    اَلَّذٖينَ هُمْ فٖي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ    قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ

 Gerçekten müminler kurtuluşa ermişlerdir, Onlar ki, namazlarında huşü içindedirler.(Müminün, 23/,2)

    Namazla ilgili ayet-i kerimelere baktığımızda hakkıyla kılınan namazın bireysel ve toplumsal işlevlerine dikkat çekilmektedir ve onlardan bazıları şunlardır:

  1. Hiçbir faydası ve yararı olmayan işlerden uzak durma

  2. Zekât verme

  3. İffetin korunması

  4. Emanetlere ve verilen sözlere riâyet etme

  5. Sabırlı ve metanetli olma

  6. Cimrilikten uzak kalma

  7. Mallarından harcama yapabilme

  8. Toplum hayatı için önemli olan şahitliğin dosdoğru yerine getirilmesi gibi fonksiyonları  ele alınmaktadır.(Mü’minün, 23/1-9); (Mearic,70/19-35).

Müslüman namazı ikame etmesiyle olgun bir mümine; güzel ahlakı karakter haline getiren iyi bir insana,  iffet ve dürüstlüğüyle, Allah’ın huzurundaki duruşu, samimiyeti ve ihlası hayatının tüm alanına yaymasıyla, tıpkı rehberi, önderi, Hz. Peygamber(sas) gibi emin, güvenilir ve dürüst bir şahsiyete bürünür.

Namazı hakkıyla ikame eden kişi, imanını korumuş, haramlardan, kötülük ve çirkin olan şeylerden kendini korumuş, güzel, huzurlu bir hayat yaşamış olur. Sohbetimizi Nür süresinin 37.ayetiyle bitirmek istiyorum:

رِجَالٌۙ لَا تُلْهٖيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاٖيتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْماً تَتَقَلَّبُ فٖيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ 

“Onlar, ne ticaret ne de alış verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır.” ( Nür,24/37)

Rabbimiz bizlere, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) öğrettiği bir şekilde namazı ikame etmeyi, namazın; zihnimizden yanlış düşünceleri çıkarmaya, kalbimizi kötü duygulardan arındırmaya ve hassas bir vicdan eğitimine vesile olmasını, namazın ruhuyla dirilmeyi, namazla yücelmeyi, namazdaki hali hayatımızın her alanına yansıtmayı nasip etsin. Âmin 

Ekrem ÇAKMAK

Sakarya İl Vaizi

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları