menu
CUMA ÂDÂBI..
CUMA ÂDÂBI..
Haftanın Vaazı.. "Cuma Adabı" konulu 05.11.2021 tarihli Cuma vaazı sitemize eklenmiştir.

Cuma Adabı..

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ فَاِذَا قُضِيَتِ الصَّلٰوةُ فَانْتَشِرُوا فِي الْاَرْضِ وَابْتَغُوا مِنْ فَضْلِ اللّٰهِ وَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَث۪يرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.  Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma, 62/9-10)

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَا۪يتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.” (Nahl, 16/90)

Muhterem Müslümanlar

Bugün Cuma. Günlerin en hayırlısı, en bereketlisi. Bugün müminlerin bayramı, haftalık toplanma zamanı. Rahmet ve mağfiret, kardeşlik ve ülfet vesilesi. Cuma, İslam kardeşliğimizi sağlamlaştıracak, birbirimize karşı muhabbetimizi artıracak büyük bir bağdır.

Bugün Cuma vaazımızın konusu Cuma adabı ve ahlakı hakkında olacaktır.

Bize toplu halde Cuma kılmayı emreden Rabbimiz, Cuma suresinin 9. ayetinde şöyle buyurur: 

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma, 62/ 9)

Ayette geçen “el-cumu‘ati” kelimesi, “toplamak, bir araya getirmek” anlamına gelen “cem‘” kökünden türetilmiş bir isimdir. Cuma, ismi ile de toplayan büyük bir ibadettir. 

Aynı ayette Rabbimiz “hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın” emri ile bizlerden dünya ve dünyalığı, maddi olarak bize katkı sunacak şeyleri terk etmemizi ister. Alışveriş genel anlamda gıda üzerine yapılır. Dolayısıyla artık Cuma vakti geldiğinde bedenimizin gıdasını düşünmeyi bırakıp ruhumuzu gıdalandırma vaktinin geldiği vurgulanmaktadır. Cuma bu yönü ile ruhumuzu, manevi dünyamızı aydınlatacak ve bizi ahlaki anlamda doyuracak bir ibadettir.

Kıymetli Müminler!

Cuma vakti eğitim ve öğrenim vaktidir. Bizlere rehber olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s), ilk cumasında kendisini dinleyen ashabına ve kıyamete kadar gelecek olan nesillere eğitim ve öğretimin bizzat kendisi olan Cuma hutbesinde Cuma ile ilgili önemli uyarılarda bulunmuştur:

وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ قَدِ افْتَرَضَ عَلَيْكُمُ الْجُمُعَةَ فِي مَقَامِي هَذَا، فِي يَوْمِي هَذَا، فِي شَهْرِي هَذَا، مِنْ عَامِي هَذَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، فَمَنْ تَرَكَهَا فِي حَيَاتِي أَوْ بَعْدِي، وَلَهُ إِمَامٌ عَادِلٌ أَوْ جَائِرٌ ؛ اسْتِخْفَافًا بِهَا، أَوْ جُحُودًا لَهَا، فَلَا جَمَعَ اللَّهُ لَهُ شَمْلَهُ، وَلَا بَارَكَ لَهُ فِي أَمْرِهِ، أَلَا وَلَا صَلَاةَ لَهُ، وَلَا زَكَاةَ لَهُ، وَلَا حَجَّ لَهُ، وَلَا صَوْمَ لَهُ، وَلَا بِرَّ لَهُ، حَتَّى يَتُوبَ، فَمَنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ

“Biliniz ki, Allah Teâlâ cumayı bu makamda, bu senenin bu ayında, bugün de farz kıldı. Bu farziyet kıyamete kadar devam edecektir. Kim onu inkârından ve küçümseyerek ben hayattayken veya vefatımdan sonra terk ederse, Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin! İşlerinde de feyiz ve bereketi kaldırsın! Dikkat ediniz! O kimse tövbe edinceye kadar onun ne namazı ne zekâtı ne haccı ne orucu, hiçbir hayır ve hasenatı kabul edilmez!” (İbn Mace, İkame 78)

Efendimiz’in bu ilk Cuma hitabındaki ikazı bizzat cumanın kendisi ve onun, müminin manevi hayatına etkisi hakkında olmuştur. Demek ki Cuma mümine öyle bir kıvam kazandırıyor ki onun terkinde kişinin ahlaki durumunda ve ibadet hayatında tökezlemeler oluyor.

Cuma Adabı

Kıymetli Kardeşlerim!

Cuma emri ile bizleri cem eden, bir araya getiren Rabbimiz’in bu emirle toplum olarak bizden istediği nedir acaba? Cuma namazında bizleri toplayan Rabbimiz bizden nasıl bir ahlak bekliyor?

Evet kıymetli müminler! Bu sorular üzerinde düşünülmesi gereken sorulardır. İslam kardeşliğinin tesisi ve güçlendirilmesi, yani birbirimizi görmemiz, selamlaşmamız ve hâl hatır sormamız cumanın bize kazandırdığı önemli ahlaki erdemdir. Tek başımıza değil, toplu olarak Rabbimiz’in huzuruna durmamız elbette bu birlikteliği ve kardeşliğimizi perçinleyecektir.

Cuma günü, Cuma namazının şartlarından olan Hutbe başlı başına bir ahlaki eğitim sürecidir. Hutbe, minberden ümmete sesleniştir. Müminlere nasihat, hatırlatma ve uyarıdır. İmana, irfana, ahlaka davet; hakikate çağrıdır. Hutbe, bizim ahlakımızı süsleyen bir okuldur. 

Hutbe okuyan her hatip, Peygamber (s.a.s)’in makamından seslenmenin ağırlığı ve vakarı ile cemaatine Rabbin’in emir ve yasaklarını, helal ve haramlarını; Peygamber (s.a.s)’in sünnetini ve sünnetine uymanın gerekliliği aktarır.

إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَنْصِتْ وَالْإِمَامُ يَخْطُبُ فَقَدْ لَغَوْتَ

“Cuma günü imam hutbe okurken konuşan arkadaşına ‘Sus!’ bile desen, hatalı bir iş yapmış olursun.” (Buhârî, Cum’a, 36) buyuran bir Peygamberin ümmeti olarak Cuma’yı yakalayan, ibadet bilinci ile hutbeyi dinleyen mümin, hutbenin nasıl bir ibadet olduğunun farkındadır. Ayrıca mümin, Rabbinin emir ve yasaklarını hutbede dinlerken nasıl bir ahlaki kıvam yakalaması gerektiğini de tefekkür eder.

Kıymetli Müminler!

Yüz yıllardır minberlerden hatiplerimiz hutbenin sonunda aynı ayeti bizlere hatırlatırlar. Vaazımızın da serlevhası yaptığımız iki ayetten biri olana Nahl suresinin 90. ayetini tekrar hatırlayalım:

اِنَّ اللّٰهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَا۪يتَٓائِ ذِي الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor.”

Hutbenin sonunda bizlere okunan bu ayet aslında cumanın ve hutbenin bizlere kazandıracağı ahlaki erdemleri de özetlemektedir. Cenab-ı Hak bu ayette bizlerden üç şeyi yapmamızı, üç şeyi de yapmamamızı istiyor. 

Yapılması istenen üç şey:

-Adaletli olmak: Hutbenin ve cumanın bize kazandırması gereken en önemli erdem adaletli olmaktır. Cuma, adalet dini olan İslam’ın Müslümanlara hediye ettiği bayramıdır. Cumayı yakalayan, bayram neşesiyle cumada cem olan müminler, hutbede hatırlatılan bu adalet vurgusuyla hayatlarının her alanına bu ilkeyi yayacaklardır. Cumada birlikte olan müminler idarecisiyle-yönetileniyle, amiriyle-memuruyla, işçisiyle-patronuyla hep birlikte adaleti hatırlar ve soyal ilişkilerini buna göre tanzim ederler. Cumayı yakalayamayan insanlar adaletten de bir şekilde uzaklaşacak ve hayatlarına bu ilke olmadan devam edeceklerdir. Güzel Müslüman olmak adaletli olmaktan geçer. Dindarlığımız adaletli olmamızdandır.

Hz. Peygamber, “Hüküm verirken adaletli olanlar, ailesine karşı ve yönetimi altında bulunanlar hakkında âdil davrananlar, kıyamet gününde nurdan minberler üzerindedirler” (Müslim, “İmâre”, 18) buyurarak adaletin Allah nezdindeki değerine işaret etmiştir. Bugün bizlere taştan, betondan, ahşaptan minberlerden hutbelerde hatırlatılan adalet ilkesi, Hz. Peygamber’in müjdesi ile yarın ahirette bizi nurdan minberlere taşıyacaktır. Cumaya ve hutbeye canı gönülden bağlı olan Müslüman da bu bağlılığını cumada kendisine hatırlatılan adalet ilkesiyle taçlandırır.

-İhsan: Sözlükte “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığını güzel yapmak” şeklinde kısmen iki farklı anlam taşıyan ihsan, dinî ve ahlâkî bir kavram olarak, “hayırlı bir işi bilerek ve en iyi şekilde yapma, Allah’a ihlâsla ibadet etme, başkalarına hak ettiklerinden daha fazlasını verme” gibi anlamlarda kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de ihsan kavramı kulluğun zirvesi olarak aktarılmıştır. Cumaya gelen her müminin ihsandan payı vardır. Yaptığı işi en ne olursa olsun ihsan şuuruyla yapan Müslüman, bu paydan nasiplenmiş demektir. İdareci, emri altındaki insanlar iyilikte bulunması bir ihsandır. Bir zanaatkarın elindeki işi en mükemmel şekilde çıkarmaya çalışması ihsandır. Bir doktorun hastası ile ilgisini artırması ve gerektiği şekilde muayene etmesi ihsandır. Bir tornacının tamir ettiği arabayı hatasız çıkarmaya çalışması da ihsandır. Özetle yaptığı iş ne olursa olsun en mükemmel şekilde yapan kimse Muhsin kimsedir ve Allah Muhsinleri sever. İşte Muhsin olmayı, yani hem kulluğumuzu zirvede tutma hem de dünyalık işlerimizi ibadet şuuruyla en mükemmel şekilde yapmayı Cuma emreder, hutbe emreder.

-Akrabaya Karşı Cömert Olmak: Ayette “zî’l-kurbâ” diye ifade edilen yakınlar/akrabalardan maksat; kişinin nesep ve evlilik sebebiyle oluşan akrabalardır. “Allah, akrabalara yardım etmeyi emrediyor” cümlesiyle yüce Rabbimiz müminlerin “bencil” olmamalarını, akrabalarını görüp gözetmelerini istemektedir. 

“Akrabalara   yardım   etmek” onlara maddî yardımda bulunmak, ihtiyaçlarını karşılamak, iyilik etmek, ziyaret etmek, onlarla ilişkiyi kesmemektir. 

Akrabalara   iyilik   edilmesini isteyen yüce Allah, muttaki ve sadık insanların nitelikleri arasında akrabaya   yardım   etmeyi   de   saymaktadır.

Akrabalarla   ilişkiyi   kesmek, onların sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşmamak, iyi ve kötü günlerinde yanlarında olmamak, onları yalnız bırakmak, maddi ve manevi sıkıntılarına   yardımcı   olmamak Müslüman’ın   imanı   ve   ahlakı   ile bağdaşmadığı gibi günaha girmesine, güven ve huzurun yok olmasına da sebep olur. “Allah yakınlara vermeyi emreder.” ifadesi bu görevin zorunlu olduğunun beyanıdır. Akrabalarla ilişkiyi devam ettirmek, onların iyi ve kötü günlerinde   yanlarında   olmak, onlara maddi ve manevi yardımda bulunmak (sıla-i rahim), müminlere Allah ve Peygamberi (s.a.s)’in kesin emridir. Kur’an’da; lanet ve gazaba uğrayanların davranışlarından biri olarak sıla-i rahmi terk etmek zikredilmiştir.

Toplu olarak eda edilen Cuma namazının hutbesinde bu ayetle akrabayı gözetmenin hatırlatılması, bizde olması gereken bir hasletin vurgulanması Cuma ahlakının bir kazanımıdır.

Yapılmaması istenen üç şey:

-Edepsizlik ve çirkinlikleri terk etmek: Ahlaki ve edebi kıvamı hedefleyen Cuma namazı ve hutbesi her hafta bizler yasaklanan manevi hastalıkları da hatırlatır. Ayette, “fahşâ” olarak ifade edilen kavram, Allah’ın, Resûl’ünün ve salim aklın hoş görmediği her türlü söz, eylem   ve davranışların haram ve günah olduğunu ifade eder.

Kıymetli Müminler!

Bizleri fuhşiyattan alıkoyacak en büyük vasıta namazımızdır. Cenâb-ı Hak Ankebût suresinde bu hakikati şöyle ifade eder:

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

“(Ey Muhammed (SAV)) Sana vahyedilen kitabı oku ve namaz kıl. Çünkü namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebût, 29/45)

-Haram ve kötülükleri terk etmek: Ayette “münker” olarak geçen kavram, her türlü söylem ve eylemin günah olduğunun ve bundan uzak durulması gerektiğinin beyanıdır. Ma’ruf’un   zıddı olan münker Allah, Peygamber (s.a.s) ve akl-ı selîmin kötü, çirkin ve zararlı gördüğü her türlü söylem, eylem ve davranışlardır. Kur’an’da ma’ruf’un yapılması ve toplumda yaygınlaştırılması emredilirken münker’in işlenmemesi ve yasaklanması istenmektedir. Hutbede okunan Nahl suresinin 90. Ayeti de bu anlamda bizleri “münker” uzak durmayı telkin eder. Her hafta hutbeyi dinleyen mümin, kötülük olarak adlandırılan ne varsa bundan uzak durması gerektiğini kendisine şiar edinir.

-Azgınlık ve zulmü terk etmek: “Azgınlık    ve    zulüm” diye Türkçe’ye   çevrilen “bağy” kavramı, bu ayette azgınlık, kibir, zulüm, haddi aşma ve insan haklarını tecavüz etme anlamındadır. “Azgınlık ve zulüm” insanın kendisine, insanlara ve diğer canlılara karşı olur. İnsanın kendisine zulmü; inkâr ederek veya dinî görevlerini terk ederek dünya ve âhirette kendisini ilâhî cezaya maruz bırakacak davranışlarda bulunmasıdır. İnsanlara   zulmü   ise; mal, can, ırz, namus ve benzeri maddî ve manevî haklarını ihlal etmek suretiyle insanlara eziyet etmesidir. Diğer canlılara zulmü ise; hayvanlara kötü davranmak, işkence etmek, suları, ormanları, park, bahçe, cadde, sokak, çevre ve ortak kullanılan alanları kirletmek suretiyle ekolojik dengeyi bozmak ve benzeri davranışlardır. Yüce Allah, her türlü zulmü, azgınlığı, insan   haklarının   ihlal edilmesini   yasaklamış   ve   haram kılmıştır. Cumayı yakalayan, Cuma ahlakıyla ahlaklanan ve hutbenin edebiyle edeblenen mümin Rabb’inin emirlerine karşı azgınlık etmez. İnsanlara ve çevresine karşı haddini aşmaz.

Rabbim bizleri cumayı yakalayan kullarından eylesin. Cuma’da geçtiği ahlak sürecini tüm hayatına yansıtabilmeyi nasip eylesin. Cuma’da bizleri cem ettiği gibi, ahlaki anlamda da hep beraber ümmet olarak kıvam yakalayabilmeyi nasip eylesin.

Bilal POLAT

Adapazarı İlçe Vaizi

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları