YILBAŞI(!).. MUHASEBE ve TEFEKKÜR VAKTİ
YILBAŞI(!).. MUHASEBE ve TEFEKKÜR VAKTİ
"Yılbaşı.. Muhasebe ve Tefekkür Vakti " konulu Cuma vaazı sitemize eklenmiştir.

Yılbaşı(!).. Muhasebe ve Tefekkür Vakti

Aziz ve Muhterem kardeşlerim;

Müslümanın hayatında sürekli sıcak tutması gereken üç kavram vardır. Muhasebe, murakabe ve tefekkür.

Günümüzde yaşadığımız hayat, zihnimizi o kadar çok meşgul edecek şeyler karşımıza çıkarıyor ki, kalbimizi, ruhumuzu meşgul edip bağlayan o manilerden, engellerden kurtulup, Rabbimize vakit ayıracak zamanımız nerdeyse kalmamış gibi. Öyle bir muhasebeye ihtiyacımız var ki sadece kendimizi, ailemizi ve ülkemizi değil, tüm insanlığın dertlerini düşünmeyi de içeren bir muhasebe.

Yeryüzündeki canlılar arasında vazife ve sorumluluk taşıyan tek varlık insandır. Aslında insanın hayatını anlamlı kılan, ona değer katan temel özellikte, bir vazife ve sorumluluk sahibi oluşudur. Zira İnsan, irade sahibidir ve emaneti yüklenmiştir.

Rabbimiz, insanın geçmişini yoklama ve geleceğini düzenleme açısından dikkatini çekmek üzere “muhasebe” kelimesini Kur’anda 97 defa zikretmiştir. Bunlardan bir kaçını zikretmek gerekirse;

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız? (Mü’minun Suresi, 115)

أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى

Yoksa insan başıboş bırakılacağını mı sanır? (Kıyamet Suresi, 36)

اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ

İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.(Enbiya Suresi,1)

 Muhasebe; Hesaplaşma, hesaba çekmek veya çekilmek, hesabını yapmak anlamlarına gelir.  Dini manada muhasebe; kişinin, nefsinin yaptığı iyi ve kötü işler açısından kendini hesaba çekmesidir. İç denetimdir. Bazen bir işi yapmadan önce bazen de yaptıktan sonra kontrol mekanizmasını çalıştırmak ve tedbir almaya yönelmektir.

İnsan yaratılışı itibariyle fücura (günaha) ve takvaya meyillidir. Onun fücura yatkınlığı ancak, hayatını nefis muhasebesi ve muhasebe istikametinde idame etmekle engellenebilir. Büyük bir hesap gününe, hazırlanmak için, yaşadığımız her anın muhasebesini, envanterini tutmak… Yirmi dört saatimizin çetelesini tutmak, takkemizi önümüze koyup düşünmek, neler yaptım?, neleri yapmamalıyım?, neleri yapmaya devam etmeliyim?, hangi şeylerde eksiğim var? diye. Tıpkı işyeri muhasebesi tutar gibi. Alacaklar, borçlar, ödemeler, maliyet vs…

Muhasebe, Geleceğe yönelmek, ileriyi görmektir. Bir işe başlamadan önce sonunu hesap edebilme işidir. Gafletten uyanmak, günah ve hataların farkına varabilmektir. İş ve amelimizde eksik ve kusurlarımızı tespit etmek ve düzeltmek işidir. Çok değerli olan ömür sermayesinin boş şeyler ile harcanmasına engel olmaktır. Göstergenin daha ileriye, daha güzele çıkmasını sağlamaktır. Kârda mı, zararda mı, olduğumuzu tespit etmektir. Sonradan pişman olmamak için önceden tedbir ve tedarikte bulunmaktır. Hataları azaltarak gaye ve maksatta isabet etmektir.

MURAKABE

Murakabe, kulun, sürekli biçimde Allah Teâlâ’nın gözetimi altında bulunduğunun şuur ve idrakinde olması anlamında Kur’anî bir terimidir.

إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

Muhakkak ki Allah sizi hakkıyla gözetlemekte olandır! (Nisa Suresi, 1)

وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ رَقِيبًا

Allah her şeyi gözetim altında tutandır. (Ahzab Suresi, 53)

Kul öncelikli olarak geçmişteki eylemlerinden dolayı nefsini hesaba çeker, durumunu düzeltir, kararlı olarak Hak yolunda yürür.

Murakabe; kalbin kötülüklerden korunması için nefsin kontrol altında tutulmasıdır. Allahu Teâlâ’nın, her şeye kâdir olduğunu yakinen bilmektir. Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme alışkanlığını elde etmeye çalışmaktır.

Murakabe, kulun, içinde bulunduğu kötü ya da yanlış durumu düzeltmenin yollarını araması ve bu gayretle yaşamasıdır. Hatalarımızın ve günahlarımızın hesabını tutarak telafi etmek için uğraşmaktır. Allah’ın her an bizimle beraber olduğu bilinciyle yaşamaktır. İmanımızdan güç alıp aklımızı kullanarak nefsimize hâkim olmaktır. Şeytanın tuzaklarına ve dünyanın bitmek bilmez arzularına kapılmamak için daima uyanık olmaktır. Murakabe, gönlünü Allah’a bağlayarak samimiyetle ibadet etmek, hayırda ve takvada yarışmaktır.

Murakabe, niçin yaratıldığımızı, nereden gelip nereye koşmakta olduğumuzu kendimize sormaktır.

Murakabe, bizlere Allah’ın her zaman ve her yerde hazır ve nazır olduğu bilincini kazandırır.

Geçmişinden ders alarak bugünün değerini bilen, geleceğini iman ve ihsan üzerine planlayan kişi, kemale erer. Nitekim Peygamberimiz de bizleri böyle bir iç denetime çağırmaktadır: “Kıyamet günü insan şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe, Rabbinin huzurundan bir yere kıpırdayamaz: Ömrünü ne uğruna tükettiğinden, gençliğini nasıl geçirdiğinden, malını nereden kazandığından, nereye harcadığından ve bildiği ile amel edip etmediğinden.

Kul dış ve iç âleminin sürekli biçimde Allah’ın gözetimi altında olduğunu ve kendisinin O’nun huzurunda bulunduğunu kesin şekilde bildiği zaman murakabe halini gerçekleştirmiş sayılır.

Murakabeyi hayatına uygulamış insan, Allah’ın (c.c.) kendisini izlediğini, doğrusunu da yanlışını da gördüğünü, kendisine çok yakın olduğunu, yaptıklarını gördüğünü, söylediklerini işittiğini bilen ve bu farkındalığı hep yaşayan insandır.

Modern teknolojinin dikkatimizi dağıttığı, boşa vakit geçirmenin her zamankinden daha kolay olduğu günümüzde insanın kendini, işlerini ve vaktini murakabe etmesi, nefis muhasebesinde bulunması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

TEFEKKÜR

Kur’an’da yer alan temel kavramlardan biri de tefekkür kavramıdır.

İslâm, tefekkürü teşvik eden ve ona son derece önem veren ilahî bir dindir. Zira Kur’anda tefekkür teriminin yanı sıra bunlarla yakın anlamlı kabul edilebilecek olan akletmek, bakmak (nazar), anlamak, ibret almak gibi deyimleri kapsayan pek çok âyet mevcuttur. Derinliğine düşünmek, inceden inceye fikretmek, akıl erdirmek, fikir yürütmek, fikir üretmek, olayların hikmetini kavramak için çaba sarf etmek manalarına gelir. Tedebbür, tefehhüm ve tezekkür de aynı anlamları ihtiva etmektedir. Dolayısıyla Kur’an, birtakım kabiliyetlerini kullanmak suretiyle insanın düşünme etkinliğinde bulunmasını öğütlemiştir.

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّار

O Mü’minler ki, ayakta iken, otururken, yanları üzerinde yatarken Allah’ı zikrederler ve gökler ile yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederek, düşünerek şöyle derler: “Rabbimiz sen bunları boşuna yaratmadın, seni tesbih ederiz, artık bizi ateş azabından koru!” (Âl-i İmran Suresi,191)

Bu ve benzeri ayetler; bitkileri, hayvanları, rızkımızı, suyu, kâinatı, yeryüzünü ve gökyüzünü tefekkür etmemizi istiyor.

Tefekkür; kalbin iyi ve kötüyü birbirinden kesin bir bilgiyle ayırmasını sağlayan bir ışıktır, lambadır.

Tefekkür, Yüce Yaratıcıyı bilmek, O’nun değişikliğe uğramayan "Bir" olduğunu, her şeyin sebebinin O olduğunu; cömertliği, hikmet ve adaleti ile O’nun bu âleme düzen veren olduğunu bilmektir.

Muhterem kardeşlerim;

Her yıl yenilenen takvim, koparılan yaprak uzun ömre işaret ettiği gibi dünya ve kişi için de bir sona doğru gidişi ifade ediyor. Bir diğer ifadeyle ömür sermayesi gün be gün tükeniyor.

İyi bir esnaf, akıllı bir tüccar, her günün sonunda kasasını kontrol ederek kâr ve zararını hesaplar. Aybaşı veya ayın on beşi, memur ve işçilerin borcunu ve masraflarını hesaplama vaktidir, bütçeyi denkleştirmeye, açık vermemeye çalışırlar. Yılsonuna doğru ise bütün ticaret ehli hummalı bir faaliyet içine girer, kâr ve zararını ölçer, yeni yıl için planlar kurup kendilerini yeni şartlara ve geleceğe hazırlarlar.

Hiçbir şirket yeni bir işe atılırken asla gözü kapalı girmez. Fizibilite çalışması yapar. Müslüman da aynı şekilde yaptığı her işte kâr mı ederim zarar mı? Dünyama ve ahiretime katkısı ne? Diye düşünerek hareket eder.

Her şirket yıllık bilanço yapar, kâr-zarar gelir-gider programlanır. Zarar eden şirket devam edemez. Sizin bilançonuz hazır mı? Müslüman hiçbir konuda “saldım çayıra mevlam kayıra” anlayışıyla hareket etmez.

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا اتَّقُوا اللّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَاقَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ خَبيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın (ahiret) için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Haşr Suresi, 18) buyurur.

Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ، وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ. وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، ثُمَّ تَمَنَّى عَلَى اللهِ

“Akıllı kimse, nefsini muhasebe eden ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz de, nefsini hevasının peşine takan ve Allah’tan temennide bulunan kimsedir.” (Tirmizî, Kıyamet 26, İbn Mâce, Zühd, 31)

حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا ، وَزِنُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُوزَنُوا ، فَإِنَّهُ أَهْوَنُ عَلَيْكُمْ فِي الْحِسَابِ غَدًا

Hz. Ömer (r.a.) der ki, “hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan siz onları tartınız. Ahiretteki hesap, dünyada nefsini hesaba çekmiş olanlar için hafif ve kolay olacaktır”

Şimdi başımızı iki elimizin arasına alsak ve geriye dönük hayatımızı film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirsek, ahirette bizi kurtaracak ne amellerimizin olduğunu tespit etmeye çalışsak, acaba tatmin edici cevabımız var mı? Varsa ne âlâ. Ama yoksa?

Atalarımız ne güzel demişler; Zararın neresinden dönülürse kârdır. Bir diğer deyim de “aklımızı başımıza almak”tır. Her ikisi de bizi muhasebe ve murakabeye sevk etmektedir.

Geçirilen yılların eskittiği vücudumuz, dünya üzerinde kalan sayılı zamanlarımızın habercisidir. Biz istesek de istemesek de, gözümüzü kapasak da kapamasak da gerçek budur. Hazırlıksız yakalanmak, hesapsız harcanan bir sermayenin hesabıyla yüz yüze gelmek gerçekten korkunçtur. Bu hüsrana uğramamak için Kur’an insanları devamlı uyarıyor. Yaklaşmakta olan hesap gününü devamlı hatırlatıyor.

اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ

İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.(Enbiya Suresi,1)

Üzerimize doğru hızla gelen bir araca karşı gözlerimizi kapamak nasıl ki kazayı önlemiyorsa, gaflet ile hesaptan yüz çevirmek te bizi ahirette olacaklardan kurtarmayacaktır.

Muhterem kardeşlerim;

Eski kültürlerdeki pagan/putperest adet ve gelenekler, Hz. İsa a.s.' ın doğumu adı altında Hıristiyanlığa dahil edilmiş, İslâm dünyasına ve dünyanın diğer bölgelerine de “yılbaşı” adı altında yayılmıştır. Noel/yılbaşı kutlamaları adı altında yapılanların İslâm dini ile bir alakasının olmadığı gibi, aslında menşe itibariyle Hıristiyanlıkla da alakası yoktur.

Günümüzde maksadını aşan uygulamalardan biri de yılbaşı gecelerindeki aşırılıklardır.  Milâdî İki yılı birbirine bağlayan bu zaman köprüsünde cinnet geçirmişçesine işlenen yanlışlara, hatalara ve yapılan harcamalara anlam vermek mümkün değildir.

Yılbaşı demek, geriye bir yıl daha bırakılmış, hatasıyla sevabıyla bir yıl mazi haline gelmiş demektir.

Yılbaşı, sayılı ömür sermayesinden bir altın daha harcanmış, eksilmiş demektir.

Yılbaşı, topyekûn insanlığın mukadder olan sonuna ve bu fani dünyanın son menzili, ahiretin ilk kapısı olan kabre biraz daha yakınlaştığımızın ifadesidir.

Yılbaşı, insanlık için bir muhasebe, bir murakabe ve bir tefekkür vakti olmalıdır. Geçen bir yılın karla mı, zararla mı kapatıldığının hesap edileceği an olmalıdır. Yaklaşmakta olan ebedi yolculuğun menzilinde verilecek büyük hesap için kalan vakitleri daha şuurlu, daha dikkatli, daha kârlı kullanmanın dönüm noktası olmalıdır.

Yılbaşları gaflet vakitleri değil, birer muhasebe vakti olarak değerlendirilmelidir.

Yeni yıla girmek demek, başka kültürlerin etkisinde kalmak demek değildir.

Yeni yıla girmek demek, “vur patlasın çal oynasın” modelinde bir zaman dilimi geçirmek değildir.

Yeni yıla girmek demek, haram olan içkiyi tüketmek, kumar oynamak değildir.

Yeni yıla girmek demek, insanların içinde bulundukları sıkıntıları görmezden gelerek hayatı sadece bir oyun ve eğlence görmek değildir.

Yeni yıla girmek demek, hayat muhasebesini yapabilmek demektir.

Yeni yıla girmek demek, iyi olanlara yönelme, kötü olanlardan uzaklaşma demektir.

Saygıdeğer kardeşlerim;

Ülkemiz için olumsuz gelişmelerden biri de yılbaşı ile piyango arasında kurulan bize göre olumsuz ilişkidir. Adeta bu iki kavram arasına bir "şartlı refleks" geliştirilmiş ve sanki piyango bileti almak yılbaşı kutlamalarının "olmazsa olmaz" şartı gibi algılanmaya başlanmıştır. Medyada bazı piyango satıcılarının önünde oluşan uzun kuyrukların görüntüsü insanı gerçekten hayretler içinde bırakmaktadır.

Şans oyunlarından biri olan piyango bir kumardır. Ne yazık ki piyango için toplumda yersiz ve zararlı bir hoşgörü geliştirilmiştir. Zira, devlet tarafından piyangolar tertip edilmesi ve piyango kelimesinin önüne "milli" gibi toplum için önemli kavramlardan birinin eklenmesi, piyangonun hak etmediği bir hoşgörü kazanmasına ve bu da toplum içinde kumarın yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

İslam'da piyango yoktur ki milli olsun. İslam âlimleri ve Din İşleri Yüksek Kurulu bunu kumar olarak değerlendirmektedir. Dolayısıyla millilik ile alakası olmayan, insanlarımızı tembelliğe ve beklentiye sevk eden bir durumdur ve haramdır.

Haram olduğu için domuz eti yemeyen kardeşim! Aynı hassasiyeti Milli piyango için de gösteriyor musun! O da haram!

Her ne kadar toplum bu konuda bilgilenme ve bilinçlenme yönünden önemli gelişmeler kaydetse de özenti yönünden olumsuz durumun devam ettiğini görüyoruz.

Hele bu geceki içki, kumar gibi haramları onaylamak kesinlikle mümkün değildir. Normal hallerde inanç, örf, adet ve kanun gereğince, zararlarından ötürü yasaklanan bazı davranışlar yılbaşı perde edilerek geçici bir süre için meşru sayılamaz.

Şöyle tepki ve serzenişler geliyor. Hiç mi eğlenmeyelim?

Elbette Müslüman da eğlenecek ama eğlencenin de ölçüsü vardır.

İslam dışı eğlencenin Müslümanın hayatında yeri yoktur. İslami olmayan eğlence türü Müslümanların uygulaması değildir. Allah Resulünün tasvip ve tensip ettiği durum değildir. Düğünümüz de sünnetimiz de eğlencemiz de İslami olmalıdır. “Bir kereden bir şey olmaz veya yılda bir kere ne olacak, ya da onun yeri ayrı bunun yeri ayrı ” gibi düşünceler şeytanın yönlendirmesidir. Biz vasat bir ümmetiz.  Peygamberimizin dediği gibi ‘İşlerin en hayırlısı orta (vasat) yolu takip etmektir.' (Keşfü'l Hafa, C.1. S. 391). Aşırılıktan uzak durmamız gerekir. Yapılan şey insanı isyana götürmemelidir.

يَاأَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمْ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ

Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın. (Lokman Suresi, 33)

Tabi ki herkes zil zurna sarhoş olmuyor, kumara batmıyor, cinsel taşkınlıklara girmiyor. Ama hiç olmazsa daha iyi değil mi?

Bir diğer serzeniş te, Yılbaşı kutlayanlara kızılmaması, kutlayanların Hristiyanlara benzeme niyetiyle bu işi yapmadıklarını söylemeleridir. Ancak Müslüman; Müslümanca düşünen, Müslümanca yaşayan insandır.

Aliya İzzetbegoviç’in de dediği gibi

Biz savaşı yenildiğimiz zaman değil, düşmanlarımıza benzediğimiz zaman kaybederiz.

Bir insan başka bir insanı niye taklit eder? 1- seviyorsa 2- takdir ediyor ve büyük görüyorsa 3- mağlup olanlar galipleri taklit eder. Şekli taklit, itikadi taklide götürür.

Hadîs-i şerîfte buyrulur: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

“Kim bir kavme, topluluğa benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud, Libâs, 4/4031)

Her ne kadar bu hadis-i şerif cihad ve giyim bölümlerinde rivayet ediliyorsa da umumi bir ifade olmasına engel bir durum da yoktur.

Teşebbüh, özenmek, karşısındaki kişi gibi olmak demektir. Olumlu olan benzeme ise peygamberimize ve onun yolundan gidenlere benzeme çabasıdır.

Başkalarının sözlerini taklit eden papağandır. Başkalarının hareketlerini taklit eden maymundur.

Biz bunların hiçbiri olamayız. Ancak ortada taklit edenin edilenden daha fazla yozlaştığı bir hal var maalesef.

Rabbimiz,

إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا بِأَنفُسِهِمْ

Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. (Ra’d Suresi, 11) buyuruyor.

Müslüman samimi olarak kendine sormalı: Yılbaşını beklediğim kadar Ramazanın gelmesini, Kadir Gecesini bekliyor muyum? Vereceğimiz cevap neyi tercih ettiğimizi neyi öncelediğimizi ortaya koyacak, İslami kimlik ve duruşumuzu gösterecektir.

Müslüman olarak içine düşmanın giremeyeceği bir kırmızı çizgimiz olmalıdır.

Yılbaşı mü’minin sınavı haline geldi. Kapitalizme, sınırsız tüketim ve günah işleme hastalıklarına karşı büyük bir sınav…. Yeri geldiğinde aile ve yakın çevresine karşı bile durması gereken…

Onun için Hz. Peygamber (s.a.v.) dualarında, “Beni göz açıp kapayıncaya kadar nefsimin eline bırakma Ya Rabbi”(Ebu Davud, Edeb, 110) duasını çokça söylemiştir.

Yapılan yanlışları ifade ederek uyaran, İslami adet ve geleneklerin korunması gerektiğini haykıranları gerici, bağnaz, çağdışı ve örümcek kafalı olarak görmeye çalışanlara rağmen, iyiliği emretmek ve kötülüklere karşı çıkma görevimizin her ortamda devam ettiğinin bilincindeyiz. Görevimiz tavsiye ve telkindir. Suçlamak ve hedef göstermek değildir.

Herkesin hayatında değişim zamanı vardır. Kimisi doğum gününde, kimisi başına gelen bir olay sonrası veya geçirdiği bir sağlık sorunu v.b sebeplerle değişim kararı alabilir. Sigarayı bırakmak, içkiyi, kumarı terk etmek gibi.

İnsani ve İslami bir zaafımızı 31 Aralık gecesi terk etmeye karar verirsek o geceyi en iyi şekilde değerlendirmiş olabiliriz. Bunun dışında bizim için 31Aralık günü diğer günler gibi normal sıradan bir gündür.

Bu düşüncelerle 2021 yılının sizlere, aile fertlerinize hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Muhasebe, murakabe ve tefekkür şuuruyla yaşanan bir hayat diliyorum. Tüm dünyayı kasıp kavuran virüs imtihanının ülkemiz ve âlem-i İslam açısından en kısa zamanda sona ermesini temenni ediyorum. Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olunuz.

Hazırlayan

Feyzullah YILMAZ / Sakarya İl Vaizi

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları